Kırmızı güller. Yattığı ilk hapishane olan Old Folsom’ın kapılarının önünde kırmızı güller açmıştı. Onları cezaevi otobüsünün kapalı ve güvenlikli camından görmüştü, ağır ve iri çiçeklerdi; kokularını otobüsteki çamaşır suyu ve ter kokusuna rağmen aldığından emindi. O kocaman, ağırbaşlı gülleri koklamıştı. Başka birinin özgürlüğünün kokusuydu aldığı. Kelebek çerçeveli gözlükleri ve örgü hırkalarıyla yaşlı kadınların özgür dünyası. Evlerinde çalmadıkları piyanoları, ziyarete gelmeyen torunlarının fotoğrafları olan kadınlar… Merhum kocalarının saçları sivil haklar dönemi öncesinin modasına uygun biçimde kısacık kesilmiş. Emeklilerin o iri, buruşuk, sarkık kulakları. Floyd gibi adları olan adamlar. Veya Lloyd. İğne oyasıyla işlenmiş özgürlükleri ve kusursuz kapı dikmesi gülleriyle bu yaşlı kadınların ölen kocaları. Yaşlılıktan kaynaklı tikleri veya kullandıkları ilaçlar yüzünden başlarını sürekli hayır der gibi sallayan kadınlar. Sürekli kınayan kadınlar; tıpkı kendi ailesindeki, onu sevmeyen, koruyucu ailelere veren kadınlar gibi…
***
Candy Pena’nın infaz emrini aldığı gece, Sammy yine idari tecritteydi. Candy’nin infaz yöntemini seçmesi ve formu imzalaması gerekiyordu. Candy Pena ağlayarak gaz ve iğne arasında seçim yapmasını emreden belgeyi okurken Sammy onu dinlemişti. “Protesto etmek için ışıklarımızı söndürdük,” dedi, “idari infaz biriminde herkes akşam yemeği tepsisini geri çevirdi. Personel için bir sürü bürokratik işlem demek bu. Tepsisini reddeden, ışığını söndüren herkes için form doldurmak zorundalar. Candy çığlık çığlığa ağlıyordu. İdari tecritteki, idam mahkumu birimindeki herkes ağlıyordu. Gardiyanlar bile ağlıyordu. Fiziksel engelli bir kadın akşam yemeği tepsisini aldı ama ne olduğunu anlamamıştı bence. Candy zehirli iğneyle infaz edilmeyi seçti.”
Candy Pena küçük bir kızı bıçaklamıştı. Olay sırasında kristal meth ve melek tozundan uçuyordu. Küçük kızı onurlandırmak için idam mahkumu hücresine kurduğu sunakta her gün her saat, dakika dakika dua ediyordu. Ağlayarak belgeleri imzalamıştı ve Sammy de her ne kadar bazen zorba biri olsa da neticede bir insandı, Candy için üzülmüştü. İdari tecride gönderilince duygularımız yok olmaz. Bir kadının ağladığını duyarsınız ve ağlama gerçektir. En uygun ve yanlış soruları sordukları, ayrıntıları öğrenmek, çelişkileri gidermek ve niyet belirlemek için insanı sıkıştırdıkları mahkeme salonuna benzemez. Gerçek soru, hücrenin sessizliğinde yinelenir kadının zihninde.
Cevaplaması olanaksız olan o tek soru… Neden böyle yaptın? Nasıl? Pratik anlamdaki nasıl sorusu değil diğeri. Böyle bir şeyi nasıl yapabildin, nasıl yaparsın?
[Salon Mars, Rachel Kushner, Çeviren: Begüm Yorulmaz, Siren Yayınları]
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!