Mamak Laiklik ve Bilimsel Eğitim Platformu Eğitim Politikalarını Protesto Etti



İlmek Kadın Dayanışması’nın da bileşeni olduğu Mamak Laiklik ve Bilimsel Eğitim Platformu, Abidinpaşa Anadolu Lisesi önünde yaptığı basın açıklamasıyla okullarda yaşanan temizlik, hijyen, sağlık sorunlarına dikkat çekerek okullarda kalıcı temizlik ve güvenlik görevlilerinin istidam edilmesini, bu işlerin ucuz-güvencesiz işçilik demek olan İşgücü Uyum Programı’yla yapılmasına son verilip programın iptal edilmesini istedi


İlmek Kadın Dayanışması’nın da bileşeni olduğu Mamak Laiklik ve Bilimsel Eğitim Platformu, Abidinpaşa Anadolu Lisesi önünde yaptığı basın açıklamasıyla eğitim politikalarını protesto etti.

Eğitim-Sen öncülüğünde oluşturulup birçok kitle örgütünün-kurumun dahil olduğu Platform, okullarda gerekli hijyenin sağlanmasını, temizlik sorunlarının giderilmesini, güvenliğin sağlanmasını, İşgücü Uyum Protokolü’nün iptal edilmesini, temizlik ve güvenlik personeli ihtiyacının kalıcı kadrolu personelle sağlanmasını istedi.

Müfredat görüş ve öneriler dikkate alınmadan bir gecede değiştirildi!

Platform bileşenleri adına basın açıklamasını gerçekleştiren Eğitim Sen 1 Nolu Şube Başkanı Mehmet Aydoğdu, yeni müfredatın oluşturulma biçimi ve içeriğine ilişkin olarak şunları belirtti:

Bu ülkenin en değerli kurumları, üniversiteleri, akademisyenleri, sendikaları demokratik kitle örgütleri bir araya geldi tüm itirazlarımıza rağmen, pilot uygulama bile yapılmadan bir gecede müfredatı değiştirdiler. Neydi referansları; bizim cemaat dediğimiz onların STK dediği, ranta paraya boğulmuş kuruluşlar. Devletin kasasından ranta paraya boğulmuş bu kuruluşlar tekrar matbaalardan, kitap dağıtım ihalelerinden köşeyi dönerken hala okullara kitapları dağıtamadılar.

Tasarruf dedikleri

Aydoğdu tasarruf dediklerinin sadece halkın yararlanacağı hizmetlerin kısıtlanması anlamına geldiğini, bu böyleyken Kur Korumalı Mevduata, garanti ödemelerine, örtülü ödeneğe, ne olduğu belirsiz kamu harcamaları gibi israf ve rant kalemlerine halkın cebinden çekilen milyarların aktarıldığını, bunun dışında sadece din eğitimi adı altında 8 ayda 79,7 milyarın harcandığını belirtti.

Vergi politikasına da değinen Aydoğdu, “Bugün tüm toplanan vergilerin oranına bakıldığında yüzde 90 halkın cebinden alınmış, rantiyeden sermayeden vergi almayı bırak teşvik vermişler, dolaylı dolaysız destek olmuşlar” diye vurguladı.

Milli Eğitim Bakanlığı suç işliyor

Anayasanın 42’inci maddesinde eğitimin parasız olduğunun belirtildiğini hatırlatan Aydoğdu, Milli Eğitim Bakanlığı’nın uygulamalarıyla fiilen suç işlediğini belirtti.

Okullarda temizlik, güvenlik işlerinin kalıcı personelle yapılması gerekirken Bakanlığın buna aykırı davrandığına işaret eden Aydoğdu şunları ifade etti:

29 Ağustos 2024 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan İşgücü Programlarının Yürütülmesine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğe göre personel(temzilik ve güvenlik) alımı yapılacak, okullarda görevlendirilecek ve haftada 3 gün çalıştırılıp, çalıştığı günler için 566 TL günlük ücret ödemesi yapılacağı açıklanan program talep görmemiş ve okulların açıldığı daha ilk haftadan itibaren kriz yaratmıştır.

İşgücü Uyum Programı dedikleri…

Aydoğdu okullarda bu koşullarda çalıştırılan geçici personelle ilgili olarak şunları belirtti:

Açlık sınırı rakamı açıklandı 27 bin 270 TL. Asgari ücret 17 bin 2 TL. İşgücü Uyum Programı; ucuz işgücü ve emek sömürüsü içeren bir programdır. Program kapsamında 10 aylık süreç içerisinde, en fazla 140 gün ve günde 7.5 saat çalışılacak, programa devamlar zorunlu olacak ve sadece genel sağlık sigortası yapılarak, emekliliğe yansımayacak şekilde planlanan, çalışma şartlarını kabul eden personele aylık en fazla 8400 TL civarında ücret ödenecek düzenlemeler içermektedir.

Bu rakamlar utanç vericidir ve hukuk dışıdır. Bir Devlet nasıl olur da açlık sınırının 3 te birinin altında bir maaş teklif eder?

İşkur, Milli Eğitim Müdürlükleri ve okul müdürlükleri birçok kez duyuruya çıkmalarına karşın, bu şartlar altında çalışacak yeterli personel bulamamıştır. Yetersiz personel nedeniyle okullar gerekli temizlik ve hijyen koşullarını sağlayamadıkları ve güvenlik görevlisi görevlendiremedikleri için zor durumdadır.

Okullar temiz olmadığı gibi şu anda güvenlik önlemlerinden de yoksundur.

Maliyet ailelerin sırtına yükleniyor

İşgücü Uyum Programı kapsamında çalışacak personel bulamayan okulların okul aile birlikleri üzerinden program dışı yardımcı personel açığını kapatmaya çalıştığını, bu mali külfetin bağış ve aidat, katkı payı adı altında toplanmaya çalışılan paralarla velilerin üzerine yıkıldığını, bazı okullarda öğretmenlerin para toplamaları için sıkıştırıldıklarını, bu durumun sıkıntılara neden olduğunu kaydeden Aydoğdu şöyle devam etti:

Haftanın 5 günü eğitim veren okullar, 3 gün çalışacak görevlilerle ne kadar temiz olabilir? Böyle bir program ısrarının sorunları daha çok derinleştirmesi, gerektiği şekilde sağlanamayan temizlik ve hijyen koşullarının salgın hastalıklara davetiye çıkarması ve eğitim sürecini olumsuz etkilemesi kaçınılmazdır. 

Eğitim-Sen olarak pandemi döneminden bu yana okulların temizliği ve hijyeni konusunda gerekli uyarıları yapıyoruz ve yapmaya devam edeceğiz.

Öğretmenler olarak bizlerin ve öğrencilerimizin hangi hastalıklarla karşı şarşıya kalacağımızı, öğrencilerimize ve bize güvenli bir okul nasıl sağlanacağını istemek bir haktır.
Sağlıklı eğitim ve güvenli okul, eğitim emekçileri için de öğrencilerimiz için de bir haktır.
Okulların pislik içinde olmasından daha büyük bir itibarsızlık olamaz.

İşinin uzmanı kamu emekçilerinin kadrolu-güvenceli biçimde istihdam edilmesini istiyoruz.

 Bu nedenle Milli Eğitim Bakanlığı bir an önce bu emek sömürüsü programdan vazgeçmeli, okullara kalıcı ve yeterli yardımcı personel alımı yapmak için gerekli adımları atmalı, kesintisiz ve gerektiği şekilde hijyen ve güvenlik koşullarını sağlamalıdır. Eğitim Sen olarak diyoruz ki; İtibardan tasarruf olur Eğitimden olmaz!