El Kaide’nin Suriye’deki kolu El Nusra Cephesi’nin kendisine koyduğu son isimle Heyet Tahrir el Şam’ın (HTŞ) Türkiye denetimindeki Suriye Milli Ordusu (SMO) denilen cihatçı çeteler-çeteciklerin (ki “terör örgütü” olarak tanımlanan HTŞ de aslında Türkiye’nin desteğiyle İdlip’te yuvalanmış bir güç) Halep’e yönelik başlattığı saldırı ve işgal harekâtı devam ediyor. Bu saldırıların bir ucu da Hama’ya yöneldi. Maksat belli: Halep’i Lazkiye ve Şam’a bağlayan geçiş yollarını kesmek, Suriye rejimini İran ve Rusya’yla olan ilişkilerini kesmeye, olmazsa tamamen teslim olmaya zorlamak ve Suriye’yi parsel parsel bölmek.
Oldukça hazırlıklı ve planlı olduğu anlaşılan, ağır silahlarla donatılmış bu cihadist katiller sürüsü kendi başına hareket eden güçlermiş gibi bir görüntü çizse de bunun hiç de öyle olmadığı apaçık ortada. Nitekim emperyalist ABD ile İsrail’in tutumları-açıklamaları, havuz medya ve iktidar trollerinin dili herbiri farklı amaç ve heveslere sahip emperyalistler ve bölge gericiliklerinin asıl aktörler olduğunu açıkça gösteriyor.
ABD’den yapılan açıklama da bu gerçeği teyit eder nitelikte. “ABD’nin, terör örgütü saydığı HTŞ liderliğindeki bu saldırıyla hiçbir ilgisi yoktur” denilen açıklamada, esas meram ise mevcut koşulların, Suriye yönetiminin “siyasi çözümü reddetmesinin ve Rusya ile İran’a bel bağlamasından kaynaklandığı” sözleriyle dile getirildi. Açıklamadaki “ABD’nin ortakları ve müttefikleri ile birlikte, gerilimin düşürülmesi ve inandırıcı bir siyasi çözüm bulunması” çağrısı yaptığı vurgusu da çok şeyin özeti. Bu “çağrının” Suriye’nin ABD çıkarları temelinde kontrol altına alınması, İsrail’in güvenliğinin sağlanması, İran’ın tecrit edilmesinin Suriye ayağında da yol alınması hedefine uygun olduğunu belirtmeye ise gerek yok sanırız.
ABD-Türkiye-İsrail’in ortak operasyonu olduğu anlaşılan cihadist şahlanışta herkesin heves ve beklentileri elbette farklı. ABD (ya da NATO) ve İsrail Suriye’nin İran ve Rusya’dan koparılıp kendi arka bahçeleri haline getirilmesini, petrol ve tedarik hatlarının güvenliğinin sağlanması için kontrolün ele geçirilmesini, İsrail’in güvenliğinin sağlanmasını, direniş ekseni denilen eksenin kırılmasını murat ediyor.
Bu ittifak güçleri içinde Türkiye’nin hevesiyse ortaya çıkacak fırsatları değerlendirerek Rojava’yı tümden işgal etmektir, misak-ı milli hayallerini gerçekleştirmektir.
Şimdilik ÖSO ve THŞ üzerinden girilen bu oyunda nihai çözüme varmak için gerekirse doğrudan askeri işgal hazırlığının da el altında tutulduğu anlaşılıyor. ABD ve diğer emperyalistlerle oyun kuran Türkiye’nin hayalleri aslında İran’a kadar uzanıyor. Etnik-ulusal çeşitliliğiyle bilinen İran’a yapılacak olası operasyonlarda ortaya çıkacak tablo içinden de konum kazanmak, toprak koparmak gibi. Fakat bunun bedelinin ABD, genelde de NATO’nun İran’a yönelik hesaplarının hayata geçirileceği anlarda onların askeri olmak şeklinde isteneceği açık.
HTŞ saldırılarını ilk önce seyreden daha sonra cihadist çetelerin tedarik üsleri olan İdlip’i havadan vurmaya başlayan Rusya’nın Akdeniz’e açılma kapısı olan Suriye’den kolay kolay vazgeçmeyeceği açık. Yine Suriye’deki Şii milislerini çekmesi istenen İran’ın da “Suriye’nin bölünmesine izin vermeyeceğiz” diyerek bir tutum almak zorunda kaldığı, almazsa “direniş ekseni” içindeki konumunu kaybedip kendisini daha fazla tecrit ederek saldırıya açık hale getireceği ortada.
Tüm bu aktörlerin Suriye gibi kritik bir noktada karşı karşıya gelmeleriyse (böyle devam ederse) kaçınılmaz. Bu, tüm bir Ortadoğu’ya yayılacak bir savaş anlamına gelecektir.
Bu karmaşa ve kaos içerisinde Kürt halkının Rojava’daki kazanımları Türkiye’nin hedefinde ve Türkiye’nin emperyalizmin askeri olmak karşılığında pazarlık masasına sürdüğü kartlardan biri.
Nitekim doğrudan Türkiye’ye bağlı SMO’nun omurgasını Kürt güçlerinin oluşturduğu Suriye Demokratik Güçleri’ne (SDG) karşı saldırı başlattığına ilişkin haberler de gelmeye başladı:
SDG’nin Afrin’den çekildiği Tel Rıfat çevresinde çatışma
Anadolu Ajansı’na konuşan güvenlik kaynaklarına göre SMO (eski Özgür Suriye Ordusu), SDG’nin, Suriye’nin kuzeydoğusunda kontrol ettiği topraklar ile Türkiye’nin Afrin harekâtı sonrasında Halep’in doğusundaki güçlerini çektiği Tel Rıfat arasında bağlantı kurmasını engelleme gerekçesiyle, ‘Özgürlük Şafağı Operasyonu’ adı verilen bir saldırı başlattı.
Açıklamada ne denildi?
Haberde, güvenlik kaynaklarına atfen “SMO, PKK/YPG’nin Tel Rıfat ile Suriye’nin kuzeydoğusu arasında terör koridoru oluşturma planına karşı Özgürlük Şafağı Operasyonu’nu başlatmıştır” ifadeleri yer aldı.
Kaynakların, “Suriye rejim güçleri, muhaliflerin Halep’e yönelik operasyonunun başlaması ile hakimiyetindeki alanları çok kısa süre içerisinde kaybetmiştir. Bu durum Suriye rejiminin muhalifler karşısında terör örgütü PKK/YPG’den destek istemesine neden olmuş, PKK’/YPG’ye alan açmıştır” dediği belirtildi. Buna göre kaynaklar, “SMO Rakka-Halep yolunu kesip PKK/YPG’nin terör koridoruna engel olmuştur” ifadelerini kullandı.
SDG’den açıklama
Söz konusu saldırı, HTŞ’nin şemsiyesi altındaki cihatçıların İdlib’in doğusundaki Halep’in büyük kısmını ele geçirmesi, Hama’ya çekilen Suriye Ordusu’ndan boşalan mevzilerin bir kısmına SDG’nin yerleşip kontrol noktaları kurmasının ardından geldi.
SDG dün, cihatçıların Halep’e batı yönünden ilerlediği sırada kentin kuzeydoğusundaki Halep Uluslararası Havalimanı’nı kısa süreliğine kontrol altına almış, alanın tahliye edilmesi sonrasında da çekilmişti. Gece saatlerinde ise Halep’in kuzeydoğusundaki Kürt mahalleleri Şeyh Maksud ve Eşrefiye’ye az sayıda cihatçı grupların girmeye çalıştığı ve yakalandıkları yönünde haberler gelmişti.
SMO güçleri ile SDG arasında gece saatlerinden beri Afrin’in güneydoğusunda çatışmalar yaşandığı da belirtilmişti. SDG’nin basın biriminden yapılan açıklamada ise “Halkımızı ve topraklarımızı korumaya hazırız” mesajı verilmişti.
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!