Serhat Tuna
ABD ile Çin arasındaki emperyalist rekabet Tayvan cephesinde son haftalarda yeni bir aşamaya geçti. Çin hükümeti ABD’nin Tayvan’a yaptığı askeri yardımlar ve silah satışlarına sert bir yanıt vererek bu faaliyetlere karışan bazı Amerikan ve Batılı savunma tekellerine yaptırım uygulama kararı aldı. Bu adım iki emperyalist güç arasındaki halihazırda yoğun olan gerilimleri daha da artırdı.
Yaptırımların Arka Planı
Çin Dışişleri Bakanlığı, yaptırımlara tabi tuttuğu tekellerin Tayvan’a askeri teknoloji ve silah sağladığını açıkladı. Bu tekeller arasında Insitu Inc, Hudson Technologies Co, Saronic Technologies, Raytheon Canada ve Raytheon Australia gibi isimler bulunuyor. Çin bu tekellerin ülkedeki tüm varlıklarını dondururken Çinli kişi ve kuruluşların bu şirketlerle herhangi bir ticari ilişki kurmasını da yasakladı.
Bu yaptırımlar ABD’nin 895 milyar dolarlık devasa savunma bütçesini içeren yıllık savunma harcamaları yasa tasarısını onaylamasının hemen ardından geldi. Bu bütçe ABD’nin Çin’e karşı daha agresif bir strateji izleyeceğinin işaretlerini taşıyor. Ayrıca tasarı Tayvan’a yapılan askeri yardımların artırılmasını ve Çin’den ithal edilen bazı ürünlerin Amerikan Ordusu tarafından kullanımının sınırlandırılmasını da içeriyor.
ABD-Tayvan Askeri İşbirliği
ABD Tayvan’ın ana silah tedarikçisi konumunda ve bu yardımları adeta Çin’in gözüne sokarcasına sürdürüyor. Joe Biden giderayak Dışişleri Bakanı Antony Blinken’a Tayvan’a askeri eğitim, malzeme ve hizmetler için 571 milyon dolarlık yardım yetkisi verdi. Ayrıca 295 milyon dolarlık bir askeri satışın da onaylandığı duyuruldu. Bu hamleler ABD’nin Tayvan Boğazı’ndaki varlığını güçlendirme çabalarının bir parçası olarak değerlendirilirken bölgedeki çatışma riskini de artırıyor.
Çin’in Tepkisi ve Tayvan Ablukası
Çin Tayvan’ı kendi toprağı olarak görürken ABD’nin askeri yardımlarını kendi egemenlik haklarına doğrudan bir saldırı olarak değerlendiriyor. Çin Savunma Bakanlığı Sözcüsü Zhang Xiaogang, ABD’nin askeri harcamalarını haklı çıkarmak için Çin tehdidini abarttığını belirterek “Bu bütçe, ABD’nin hegemonya saplantısını ve savaşçı doğasını gözler önüne seriyor” ifadelerini kullandı.
Tayvan hükümeti Çin’in son haftalarda Tayvan çevresindeki denizlere onlarca gemi gönderdiğini ve bu hamlelerin barış ve istikrarı tehdit ettiğini ifade etti. Çin bu iddiaları yalanlasa da Tayvan Boğazı’ndaki gerginlik uluslararası ticaret rotalarını ciddi şekilde tehdit eden bir boyut kazanmış durumda.
Stratejik Çatışma ve Emperyalist Rekabet
Tayvan odaklı gerilim ABD ile Çin’in emperyalist stratejiler arasındaki çelişkileri daha da belirginleştiriyor. Çin Tayvan’ın tamamen entegre edilmesini (siz onu ilhak ve sömürgeleştirme olarak algılayın) uzun vadeli bir hedef olarak görürken ABD Tayvan’ı bir ileri karakol ve stratejik müttefik olarak değerlendiriyor. Bu durum Tayvan’ı yalnızca iki ülke arasında bir çatışma alanı olmaktan çıkarıp dünya genelinde emperyalist güçlerin kapışma sahnesine dönüştürüyor.
Ortadoğu’da Rusya-Çin ittifakının zayıflatılmasıyla Tayvan’ın Çin için bir Ukrayna’ya dönüşme ihtimali yeni bir boyut kazanmış durumda. Ukrayna’da yaşananlar Çin’e Tayvan konusunda daha temkinli olması için bir uyarı niteliği taşırken ABD’nin bunu bir zayıflık olarak görüp provoke etme olasılığı oldukça yüksek. ABD Ortadoğu’da Rusya’yı alabildiğince zayıflatmaya çalışırken Asya-Pasifik bölgesinde Tayvan üzerinden Çin’i sıkıştırmayı hedefleyen çift yönlü bir politika izliyor.
ABD’nin Tayvan’a yaptığı askeri yardımlar ve Çin’in buna verdiği tepkiler yalnızca iki ülkeyi değil Asya-Pasifik bölgesindeki askeri dengeleri de etkiliyor. Tayvan Boğazı’ndaki her türlü gerilim büyük bir çatışmaya dönüşme riski taşıyor. Ancak bu emperyalist rekabetin özellikle ikinci Trump yönetimiyle birlikte nasıl bir noktaya evrileceği belirsiz ve sürprizlere açık görünüyor.
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!