Komisyon’da Kürtçe Konuşmaları Engellenen Anneler: Samimi Olun!



Meclis Komisyonu’nun 4. toplantısına Kürtçe konuşmaları engellenen Barış Anneleri İHD Amed Şubesi’nde basın açıklaması yaparak “Çözüm diyorlarsa önce anadille başlamalılar. Bu yaklaşımı kabul etmiyoruz. Samimi ve somut adımlar atılmalı” diye tepki gösterdi


Barış Anneleri Meclisi, Meclis Komisyonu’nun 4. Toplantısındaki görüşmeler hakkında bilgi vermek ve maruz kaldıkları Kürtçe yasağına tepki göstermek üzere İnsan Hakları Derneği (İHD) Diyarbakır Şube binasında basın açıklaması gerçekleştirdi.

Komisyon toplantısına katılan Barış Annesi Nezahat Teke, yaşadıkları acıları komisyonda dile getirmek istediklerini kaydetti.

Ne dediklerini paylaştı

Mezopotamya Ajansı’ndaki habere göre Kürtçe konuşulmasına izin verilmemesine kırıldıklarını söyleyen Nezahat Teke, “Komisyonda ‘Amed’den geldim, Kürt annesiyim. Kendi dilimle kendimi ifade etmek istiyorum’ dedim. Bir çözüm olacaksa; dilim olmazsa, kültürüm inkâr edilirse, ben de inkâr edilmiş olurum. Oradaki vekiller çeviri yapabileceklerini söylediler. Meclis başkanı yine de kabul etmedi. ‘Kayda geçmez, Türkçe konuşulsun’ dedi. ‘Türkçe konuşmak ağır geliyor, zorlanıyorum’ dedim, kabul etmediler” diye konuştu.

Kurtulmuş’a ‘samimiyet’ çağrısı

PKK lideri Abdullah Öcalan ile görüşülmesini talep ettiklerini aktaran Nezahat Teke, “Sayın Öcalan’ın da bu komisyonda olması, bu süreci yürütmesi gerekiyor. 8 aydır devlet açısından bir adım atılmamış. Bu konuda söylemlerde bulunduk. Dilimiz kabul edilmedi, bu beni çok kırdı, üzdü. Eğer kimliğim, dilim yoksa demek ki hala varlığım kabul edilmiyor. Kürt sorunu çözülecekse öncelikle anadil resmi dil olmalı, eğitim dili olmalı. İngilizce konuşan biri gelseydi ona tercüman getirmeyecekler miydi? Komisyonu ve komisyon başkanı Numan Kurtulmuş’u samimiyete davet ediyorum. Eğer bir çözüm olacaksa önce dilim kabul edilsin. Meclis’te inkâr edilen dilimiz, varlığımız. Dilimiz kabul edilsin istiyoruz. Biz çok kırıldık” şeklinde konuştu.

‘Çözüm nerede?’

Komisyon toplantısına katılan bir diğer Barış Annesi Sultan Bozkurt, 30 yıldır İstanbul’da yaşadığını ama Türkçeyi öğrenemediğini belirtti. Türkçe bilmediğinden kaynaklı kendini Meclis’te iyi ifade edemediğine dikkati çeken Sultan Bozkurt, “Türkiye yüz yılında eğer Meclis’te Kürtçe konuşamıyorsam bu çözüm nerede? Kimliğin varsa dilin de olmalı. Çok dillilik bir devletin zenginliğini gösteriyor. Dilimize her türlü hakaret ve zorbalık yapıldı. Biz demokrasiyi, insan haklarını tanıyan bir devlet istiyoruz. Türkiye Devleti gibi bir devlet istemiyoruz. Keşke her dili bilseydim de kendimi daha iyi ifade edebilseydim. Ayrıca Kürtler tarafından her türlü adım atıldı ama devlet hala somut bir adım atmadı. Yıllardır cezaevlerinde devam eden tecrit söz konusudur. Baskılar hala eskisi gibi devam ediyor. Değişen bir şeyin olmadığını görüyoruz. Halk devlete güvenmediğini söylüyor çünkü daha önceki pratikleri ortada gördüler” şeklinde konuştu.

Sultan Bozkurt, Abdullah Öcalan’a “umut hakkı” tanınması gerektiğine vurguladı.

‘Kan barışla yıkanır’

Barış Annesi Havva Kıran ise devletin Kürtçeye tahammül edemediğini söyledi. Havva Kıran, “Eğer vicdan, merhamet ve insanlık olsaydı ‘Annedirler, 2 anne Türkçe konuştu, biri Kürtçe konuşsun’ derlerdi. Keşke biz anneler tüm dilleri bilseydik, derdimizi anlatabilseydik” dedi. Havva Kıran, şunları söyledi: “Bu halkın başkanı (Öcalan) özgürleşmeden bu halk özgürleşmez. Asker ve polis annelerine binlerce defa seslendik. Ele ele verip, birlikte barışı getirelim. Hak, hukuk, adalet olsaydı çocuklarımız dağa çıkmazdı. Kürt anneleri, barış anneleri çocuklarını toprağa veriyor. Çocuklarının mezarı başında durup yine de barış istiyor. Barış Anneleri olarak çağrımız; devlet anayasayı değişsin. Kürtlerin varlığını kabul eden anayasa istiyoruz. Adalet ve demokrasi istiyoruz. Kanın durdurulması için verilen mücadelede annelerin üzerinde düşen sorumluluğu yerine getireceğiz. Kan kanla yıkanmaz, kan barışla yıkanır. Ömrümüz yettiği sürece barış isteyeceğiz” şeklinde konuştu.