MÜSİAD Başkanı’ndan Bölgesel Asgari Ücret Girizgahı



MÜSİAD Başkanı Burhan Özdemir, asgari ücret konusunda pek işçi düşünür cümleler kurarken esas meramını sona sakladı: Bölgesel asgari ücretin çok iyi bir yaklaşım sergileyeceğini düşünüyorum.


Asgari ücret tartışmaları başlamış, uluslararası yatırım bankaları herkesten önce “yüzde 20-30” arasında zam yapılmalı” ölçütünü getirip OVP’deki IMF kriterinin (asgari ücrete hedeflenen yani resmi enflasyon oranında zam) altı bir kez daha çizilmiş ve Türk-İş ile Hak-İş artistik bir hareketle “o komisyonda yer almayacağız” demişken bir açıklama da Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) Genel Başkanı Burhan Özdemir’den geldi. Özdemir asgari ücrette beklenen değil gerçekleşen enflasyonun dikkate alınması artı milli gelirden de pay alınması gerektiğini söyleyiverdi.

Geçen yılki asgari ücret tartışmalarında işçileri “yüksek oranda zam olursa buralardan çeker gideriz” diye tehdit eden hatta dışarda “11 bin 400 liraya çalışmaya razı olacak insanlar var” diyerek bölgesel asgari ücret propagandası yapan MÜSİAD’ın bu seferki açıklaması “hayırdır”, ardından sıralanan bölgesel asgari ücret övgüleriyle birlikte düşünüldüğünde ise “değişen bir şey yok” dedirtecek cinste.

Hedeflenen değil gerçekleşen enflasyon oranında artış

CNBC-e canlı yayınında açıklamalar yapan Özdemir, bir yangın gibi büyüyen hayat pahalılığıyla eriyen ücretler ve hiç düşmeyen büyüme oranları arasındaki uçurumların halkta yarattığı en hafif ifadeyle huzursuzluğu bilmenin tedirginliğiyle sırladı cümlelerini. Bu tedirginliğin aynı zamanda kendisini temsil eden blokun yani iktidarın çıkarlarını da gözeten siyasal bir nitelik taşıdığı ortada.

Asgari ücret konusunda bir tarafta sanayici var. Sanayici daha çok üretici TL maliyetlerin yükselmemesi asgari ücretin yüksek açıklanmaması arzusunda. Öte taraftan bakınca hanehalkına anlam ifade edici bir mesaj verilmesi gerektiğini düşünüyorum” diyen Özdemir, asgari ücrete beklenen rakamın bir miktar üzerinde bir oranla zam yapılması gerektiğini, bunun toplumun ihtiyacı olduğunu, hanehalkının morale ihtiyacı olduğunu düşündüğünü söyledi.

“Beklenen enflasyon değil gerçekleşmiş enflasyon artı milli gelirden de pay alınması lazım. Büyüme oranının üzerine eklenerek asgari ücret açıklanması güzel olur. Rakam vermeyeyim. Halkın, toplumun kazancında enflasyon verisinin altında kalmayıp ülkenin büyüme oranının üzerine eklendiği rakamın daha makul olacağını düşünüyorum” diye devam eden Özdemir ağzındaki asıl baklayı da bu girizgahtan sonra çıkardı: Bölgesel asgari ücret çok daha iyi bir yaklaşım!

Bölgesel asgari ücret övgüsü!

OVP hedefleriyle çelişen asgari ücret tiradının son bölümünde esas derdini ifşa eden Özdemir yıllardır hayalini kurdukları bölgesel asgari ücret övgüsüne geçti. Bilindiği gibi MÜSİAD ve aslında tüm kapitalistler yıllardır bölgesel asgari ücret uygulansın diyorlar. İstanbul gibi büyük kentlerde daha yüksek ücret, İç Anadolu ya da Kürdistan illerinde daha düşük ücretle ortalama bir denge tutturma peşindeler. Ki son yıllarda sanayide bu bölgelerdeki ucuz işgücünün cazibesiyle ciddi bir kayma olduğu biliniyor. MÜSİAD sermayesinin esas mekanları da buralar zaten.

Özdemir gerek halkta birikmiş tepkiyi gözeterek gerek iktidarın siyasal geleceğini düşünerek gerekse kendi yatırım bölgeleri için daha düşük asgari ücret talep ederek dönemin siyasal-sosyal-ekonomik ihtiyaçlarına bir patron yaklaşımıyla çerçeve çizmiş oldu. O çerçevede bölgesel asgari ücret güzellemesi şöyle yer aldı:

“Bölgesel asgari ücret pilot olarak İstanbul’da uygulanabilir” Bölgesel asgari ücret 1985’lere kadar uygulandı. Kanun gerekiyor. Bunun faydalı olacağını düşünüyorum. Bölgesel asgari ücretin çok daha iyi yaklaşım sergileyeceğini düşünüyorum. Belki pilot olarak İstanbul’da uygulanabilir. İyi bir açılım olabilir.”

Bölgesel asgari ücret uygulaması 50 yıl önce kalktı

Türkiye’de bölgesel asgari ücret, 1951-1974 yılları arasında uygulanmış; İstanbul, Ankara, İzmir gibi büyük kentlerde işçilere daha yüksek ücret, kırsal bölgelerdeki çalışanlaraysa daha düşük ücretler verilmişti. Uygulama Anayasa Mahkemesi tarafından “eşitlik” ilkesine aykırı olduğu gerekçesiyle kaldırılmıştı.