Milano sokakları, 2026 Kış Olimpiyatları denen kapitalist şölenin açılışıyla birlikte, devrimci bir öfkenin arenasına dönüştü. İşçilerin ve ezilenlerin birleşik isyanı, sermayenin görkemli gösterisine kızıl bir gölge düşürdü. Bu protestolar, yalnızca Olimpiyatların ekolojik yıkımına ve sosyal soygununa değil aynı zamanda devletin bu süreçte ABD’nin göçmen avcısı polisi ICE’i ülkeye sokma girişimine karşı da yükselen bir barikattı. Eylemciler başta Milano Belediye Başkanı Giuseppe Sala olmak üzere birçok İtalyan yetkilinin “öldüren bir milis” olarak nitelediği ICE ajanlarının İtalyan topraklarına ayak basmasını, hükümetin “otoriter güvenlik politikaları”nın ve faşist güçlerle işbirliğinin doğrudan bir sonucu olarak görüyor.
SÖMÜRÜ VE İŞBİRLİĞİNE KARŞI TEK VÜCUT
Cuma günü açılış töreninden önce Milano’da düzenlenen ayrı bir protestoda, yüzlerce kişi ‘ICE kentimizde olmasın’ sloganları atarak ve ABD’deki anti-ICE eylemlerin sembolü haline gelen plastik düdükleri çalarak ABD göçmen polisinin varlığını protesto etti.” Bu eylemler, öğrenciler ve sendikalar tarafından örgütlendi ve katılımcılar, “ICE defolsun” ve “Hepimiz faşizm karşıtıyız” pankartları taşıdı.
Sürdürülemez Olimpiyatlar Komitesi çağrısıyla bir araya gelen işçiler, öğrenciler, evsizler, ekoloji aktivistleri, Filistin ağları, transfeminist kolektifler, konut aktivistleri ve militan sendikalar oldu. Tek bir ortak düşmana karşı Olimpiyat endüstrisinin yarattığı yıkıma, devletin baskıcı aygıtlarının güçlendirilmesine ve emperyalist işbirliklerine!
İKTİDAR VE DİRENİŞ ARASINDAKİ TEMEL KARŞITLIK
Direniş cephesi, Olimpiyatların sermayenin şovu ve devlet şiddetinin meşrulaştırılması için bir araç olduğunu savunurken, iktidar cephesi bunu “olağan güvenlik tedbiri” olarak pazarlıyor. Protestocular, ICE’i şiddet ve göçmen avcılığıyla bilinen paramiliter bir yapı olarak görürken, devlet onu sadece “danışmanlık yapan” bir birim olarak lanse ediyor. Hükümet, “güvenlik” bahanesiyle özgürlükleri kısıtlayan yasalar çıkarıyor, direniş ise bunu otoriterleşmenin somut kanıtı olarak teşhir ediyor.
BARUT KOKAN BİR AKŞAM: DEVLET ŞİDDETİNE YANIT
Gündüz barışçıl ilerleyen kitlesel yürüyüş, akşam polisin provokasyonu ve Olimpiyat Köyü’nün sermayeye tahsis edilmiş lüksüne karşı öfkeyle şekil değiştirdi. Havai fişekler, sis bombaları bunlar, protesto hakkını gasp edenlere ve Olimpiyatların yarattığı adaletsizliğe karşı bir isyan dilidir. Polisin tazyikli su ve göz yaşartıcı gazla cevabı, devletin şiddet tekeline başvurmaktan başka bir şey yapamadığını gösterdi. Aynı gün Bologna’da demiryolu hatlarına yönelik sabotaj eylemleri ise direnişin sokaklarla sınırlı olmadığının, sermayenin ulaşım ağlarını da hedef aldığının işaretiydi. Burjuvazinin “akışını” kesmek, sınıf savaşımının bir parçasıdır.
San Siro’da milyonluk yıldızlar şov yaparken, sokaklarda İtalya halkı haykırıyor: Bizim Olimpiyatlarımız, stadyumlarda değil, işyerlerinde, mahallelerde ve bu birleşik devrimci hatta mücadele edenlerin arasındadır! Faşist geçmişli Başbakan Yardımcısı Matteo Salvini’nin meşaleyi taşıması ve Başbakan Giorgia Meloni’nin protestocuları “İtalya’nın düşmanı” ilan etmesi, iktidarın gerçek yüzünü bir kez daha gözler önüne serdi.
Bu emperyalist kapitalist tahakküme, emperyalist işbirlikçiliğe ve otoriterleşmeye karşı yayılan bir isyan ateşidir.
OLİMPİYATLARIN VE ONUN İŞBİRLİKÇİLERİNİN EMEKÇİ HALKTAN GASP ETTİĞİNE EL KOY!
ICE OUT!
BOICOTTARE LE OLIMPIADI
OLİMPİYAT SOYGUNUNA KARŞI SOKAKLAR, RAYLAR EYLEM ALANI!
Milano sokakları, 2026 Kış Olimpiyatları denen kapitalist şölenin açılışıyla birlikte, devrimci bir öfkenin arenasına dönüştü. İşçilerin ve ezilenlerin birleşik isyanı, sermayenin görkemli gösterisine kızıl bir gölge… pic.twitter.com/6IbrZ4477U— Devrimci Proleter Gençlik (@komunarca) February 8, 2026

Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!