İlayda Zorlu intihar etmedi, devlet eliyle katledildi!



Karadeniz Teknik Üniversitesi öğrencisi İlayda Zorlu, Hatay’daki evinde polis babasının tabancasından çıkan kurşunla hayatını kaybetti. Olay basına önce “kaza” sonra “intihar” olarak yansıtılırken, arkadaşları ve yerel kaynaklar, İlayda’nın Emniyet’in ailelere yönelik tehdit içerikli “arama” uygulaması ve babasının şiddeti sonucu öldüğünü ortaya koydu. Sorumlular arasında hükümet yetkilileri, polisler ve baba Bekir Zorlu bulunuyor


Karadeniz Teknik Üniversitesi Halkla İlişkiler Bölümü öğrencisi İlayda Zorlu, Hatay Kırıkhan’daki aile evinde, polis olan babasının resmi tabancasından çıkan kurşunla yaşamını yitirdi. Yerel basın ve ajanslar, 18 yaşındaki üniversiteli gencin ölümünü önce “kaza”, ardından “intihar” olarak duyurdu.

İlk haberlere göre, baba Bekir Zorlu ve anne, 17 Nisan Cuma akşamı Özyörükler Mahallesi’ndeki deprem konutlarında bulunan evlerine döndüklerinde kızlarını göğsünden vurulmuş halde buldu. Ağır yaralı olarak hastaneye kaldırılan İlayda kurtarılamadı.

“Lütfen gelin alın beni, korkuyorum, kaçmam lazım”

Sendika.org’un İlayda’nın arkadaşlarından ve yerel kaynaklardan aktardığına göre “intihar” olarak geçiştirilmeye çalışılan ölümün ardında, Emniyet’in gayrimeşru “aile araması” uygulaması sonucu yaşanan polis-aile şiddeti olduğu ortaya çıktı.

Akşam saatlerinde intihar ettiği söylenen İlayda, o gün saat 17.00’ye kadar arkadaşlarıyla iletişim halindeydi. Emniyet’in aileye yaptığı bir telefonun ardından babasından ağır baskı gördüğünü, evden kaçmak istediğini, aksi halde intihar etmek zorunda kalacağını söylüyordu.

Emniyet’in, hak ve özgürlük talepli eylem ve etkinliklere katılan üniversiteli gençlerin ailelerine yönelik örtülü tehditlerle baskı kurduğu telefon aramalarından biri de İlayda’nın ailesine yapıldı. Polis baba Bekir Zorlu’ya “Çocuğunuz örgüte katılmış, iki güne dağa kaçırırlar” denildi.

İlayda ailesinin yanına döndüğünde babasının şiddetiyle karşılaştı. Polis baba, kızının artık üniversiteye gidemeyeceğini söyledi.

Bunun üzerine İlayda, 17 Nisan Cuma günü öğleden sonra arkadaşlarına mesaj atarak şunları söyledi:
“Lütfen gelin alın beni. Gelecek misiniz? Korkuyorum. Ailem beni okutmayacak. Kaçmam lazım. Yoksa intihar edeceğim.”

“Babam kızdı, bağırdı, okula gitmeyeceksin dedi” diyen İlayda’ya arkadaşları, konuşmak için ailesinin numarasını istedi. İlayda’nın yanıtı ise şu oldu: “Veremem, beni döverler. Kaçmam gerek.”

İlayda’nın arkadaşlarına son mesajı saat 17.04’te yazdığı şu sözler oldu:
“Ben yazana kadar sakın yazmayın bana. Tek mesaj bile. Babam eve geliyor, yazmayın, telefonumu alacak birazdan. Yine de ulaşırım akşam.”

Birkaç saat sonra yerel haber sitelerinde İlayda’nın ölüm haberi yayımlandı.

Arkadaşlarının aktarımına göre, haberlerde yer alan “anne ve babanın sonradan eve gelip İlayda’yı ağır yaralı halde bulduğu” bilgisi yanıltıcı olabilir. Çünkü İlayda arkadaşlarıyla haberleşirken anne evdeydi, baba ise eve gelmek üzereydi.

Sorumlular belli

İktidar, üniversiteli gençliği kontrol altında tutmak için en ufak hak ve özgürlük talebini dahi “terör eylemi” sayarak ailelere yönelik sistematik polis aramaları yaptırıyor. Yasal olarak ortada bir sorun yokken aileler korkutuluyor, gençler baskı altına alınıyor. İlayda Zorlu, bu uygulamanın doğrudan bir sonucu olarak katledildi.

Sorumlular ortadadır:

  • Anayasal hak ve özgürlüklere aykırı uygulamayla aileleri polise aratarak sistematik taciz, tehdit ve provokasyon yapan Hükümet, İçişleri Bakanlığı ve polis yetkilileri,
  • İlayda’nın ailesini arayarak yanıltıcı, tehditkâr ve provokatif beyanlarda bulunan polis memurları,
  • İlayda’ya şiddet uygulayan, eve kapatan, okula göndermeyeceğini söyleyen ve silahından çıkan kurşunla ölümüne neden olan babası Bekir Zorlu.