Ankara’da Bertolt Brecht Etkinliği



Şubat Kültür Sanat Günleri’nde bu ay Bertolt Brecht ve sanatının temel izlekleri konuşuldu


Şubat Kültür Sanat Günleri’nde bu ay Barış Bildirisi’ne imza attığı için 2017’de KHK ile görevinden ihraç edilen Akademisyen Süreyya Karacabey ile Bertolt Brecht konuşuldu. Yağmurlu bir Ankara günü olmasına rağmen emekçilerin, gençlerin söyleşiye katılımı yoğundu.

Söyleşi, Şubat Kültür Sanat Günleri’nin niçin gerçekleştirildiğine dair kısa bir sunumla başladı. Şubat Kültür Sanat Kolektifi tarafından yapılan kısa sunumda sanatın ayrıcalıklı bir kesimin değil emekçilerin uğraşı olduğu bilinciyle yola çıkıldığı belirtildi. Emekçilerin her gün mesailerde çalınan özgürlüğü, emeği, alınteri ve kendine yabancılaştırılan benlikleri gibi sanatla olan bağlarının ve üretme yetilerinin de çalındığı bu durumu kırabilmek için de böyle bir adım atıldığı vurgulandı. Bu yolda ilerlerken de ilk olarak farklı işkollarında çalışan kadınlardan oluşan ilmek Müzik Topluluğu’nun oluşturulduğu, böylelikle düzenin diplere bastırdığı yeteneklerin özgür bir üretim ortamında nasıl yeşerdiğinin deneyimlendiği, ifade edildi. Bu çalışmaların ise edebiyatçıların, sanatçıların yaşamları ve üretimleri üzerinden mücadelenin konuşulduğu etkinliklere evrildiği belirtilerek Şubat Kültür Sanat Günleri’nin ortaya çıktığı dile getirildi.

Söyleşinin devamında Brecht’in yaşadığı dönemin Sovyetler’de proleterkült sonrası sosyalist gerçekçiliğin gündeme geldiği, dünyada ise Adorno’dan Lukács’a pek çok düşünürün sanat ve gerçekçilik üzerine kafa yorduğu bir dönem olduğu belirtildi. Ardından Süreyya Karacabey Brecht’in yaşadığı dönemde sanat tartışmalarının karmaşık bir boyutta olduğunu söyleyerek dönemi Lukács ve Brecht üzerinden değerlendirdi. Lukács’ın olayları bir bütünlük içerisinde verme iddiasında olduğunu belirten Karacabey, olay örgüsü ve bütünlükle Lukács’ın daha çok 19. yüzyıl geleneksel romanından bahsettiğini ve daha Hegelci bir yaklaşımının olduğunu vurguladı. Avangard kopuşçuların ise kapitalizmin 19. yüzyıl kapitalizmi olmadığını, tekelci kapitalizm aşamasından (Taylorist bant ve emeğin yabancılaşma hamleleri vb.) başka bir boyuta geçtiğini dolayısıyla bu kadar parçalı bir dünyanın bir bütünlükle anlatılamayacağını savunduklarını Brecht’in de bu görüşte olduğunu vurguladı.

Karacabey, Diderot’un dördüncü duvar anlayışını idealist bularak eleştiren Brecht’in, tiyatronun seyirciyle daha dolayımsız bir ilişki kurması gerektiği anlayışını ise şöyle açıkladı. Brecht’in bütün tiyatro anlayışını bu düşünce üzerine kurduğunu, illüzyonu tiyatrodan kovmak için çeşitli yöntemlere başvurduğunu belirtti. Brecht’in özelliğinin kurmaya çalıştığı dünya görüşü olduğunu, Marksist bir bakışla hikaye anlatımını, tarih yazımını başka bir boyutla ele aldığını dile getirdi.

Brecht’in içine doğduğu sınıfa sırtını dönerek emekçi sınıfların safında yer almasının onun sanatında nasıl bir etki yarattığını ise şöyle açıkladı. Brecht’in etki etmek istediği sınıfın zaten emekçi sınıf olduğunu dile getiren Karacabey, değiştirmenin onun temel meselesi olduğunu, nasıl bir dünyada yaşadıklarını insanlara göstererek, onların düşünmesini sağlayarak, onları bir tür eyleyen aktörlere dönüştürmeye çalıştığını vurguladı.

Karacabey, Brecht’in sanatının Türkiye’deki örneklerinden birinin Vasıf Öngören’in “Asiye Nasıl Kurtulur?” adlı tiyatro eseri olduğunu Haldun Taner’in Keşanlı Ali Destanı’nın ise tam Brechtisyen olmasa da izler taşıyan bir tiyatro oyunu olduğunu dile getirdi.

Etkinlik İlmek Müzik Topluluğu’nun Brecht’in şiirlerinden bestelenmiş eserlerin seslendirilmesiyle son buldu.