Son iki haftada beş genç canı! Zonguldak, Mardin, Burdur, Kırklareli, İzmir… Her biri farklı bir kentten gelen bu acı haberler tesadüf müdür? Tuğçenaz Demirelöz, Muhammed B.G., Zehra Kaçar, Halil İbrahim Gökşen, Zeynep Dicle Çalışır. Beş genç işçi ve emekçi çocuğu. Beş umut, beş gelecek birer birer söndürüldü.
Bu ölümler neden yaşanıyor? Ve asıl önemlisi, bu ölümler neden durdurulamıyor?
Yurt mu ölüm tuzağı mı?
KYK yurtları yıllardır ihmalin, yetersizliğin ve sistematik görmezden gelmenin simgesi haline geldi. Barınma sorununun kronikleştiği bu ülkede, devletin öğrencilere sunduğu “çözüm” adeta bir ölüm tuzağına dönüşmüş durumda.
Zonguldak’ta Tıp Fakültesi 1. sınıf öğrencisi 20 yaşındaki Tuğçenaz Demirelöz ev tutmaya hazırlandığı, eşyalarını toplamak için geldiği yurt odasında can verdi. Burdur’da Zehra Kaçar, KYK yurdunun 6. katından düşerek hayatını kaybetti. Kırklareli’nde Halil İbrahim Gökşen, mezuniyetine saatler kala odasında yaşamına son verdi. İzmir’de Zeynep Dicle Çalışır yurt odasında ölü bulundu. Mardin’de Muhammed B.G. odasında şüpheli şekilde can verdi.
Bu gençlerin hepsi hayallerini, emeklerini ve geleceklerini bu üniversitelere taşımak için yollara düşen emekçi ailelerin çocuklarıydı.
“Münferit” değil sistemin ürünü!
Ne yazık ki yetkililer bu acı tabloyu “münferit olaylar” olarak geçiştirme eğiliminde. Oysa bu ölümler artık “münferit” olarak değerlendirilemez. Bu, kapitalist sistemin gençliğe dayattığı yaşam koşullarının doğrudan bir sonucudur.
Üniversite gençliği, eğitim hakkını kullanabilmek için bu yurtlara mahkûm ediliyor. Devletin sunduğu barınma imkânı, öğrenciler için bir güvence olmaktan çok psikolojik baskı ve fiziksel tehdit unsuru haline gelmiş durumda.
Sorun bireysel intiharlar ya da şüpheli ölümler değildir. Sorun gençleri bu noktaya iten, onları yalnızlaştıran, güvencesizleştiren ve umutsuzluğa sürükleyen sistemin ta kendisidir.
Sorumlular desap versin!
Taleplerimiz:
–Bağımsız ve Şeffaf Soruşturma: Tüm ölüm vakaları, yetkililerin müdahalesinden uzak, bağımsız bir komisyon tarafından etkin şekilde soruşturulmalıdır. Aileler ve öğrenci örgütleri sürece dâhil edilmelidir.
–Sorumlular Cezalandırılmalıdır: İhmali, yetersizliği ve ihmalkârlığıyla bu ölümlere zemin hazırlayan tüm yurt yöneticileri ve bürokratlar hesap vermelidir.
-Yaşam Koşulları Dönüştürülmelidir: KYK yurtları öğrencilerin güvenle, huzurla ve onurlu bir şekilde yaşayabileceği mekânlara dönüştürülmelidir.
–Barınma Bir Hak Olarak Teslim Edilmelidir: Barınma, piyasaya terk edilecek bir meta değil temel bir haktır. Her gencin insan onuruna yaraşır bir barınma imkânına sahip olması sağlanmalıdır.
Bir genç daha yurt odasında can vermeden, bir aile daha evladının acı haberiyle sarsılmadan önce harekete geçelim!
Bugün yurtlarda can veren beş genç, yarın hepimiz olabiliriz. Bu düzeni değiştirmek için örgütlenmek ve mücadele etmek zorundayız!
Mücadelemiz sürecek ölen gençlerin hesabını soracağız!
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!
