Küçükçekmece günlerdir meydana gelen çocuk tacizi haberleriyle çalkalanıyor. En son bugün bir çocuğun lüks bir otomobille kaçırılmaya çalışıldığı haberi basına yansıdı. Ardı ardına gelişen bu olaylar “bölgeye ilişkin özel bir politika mı sözkonusu?” gibi soruları akıllara getiriyor.
Küçükçekmece özellikle Kürt nüfusun yoğun olduğu bir semt. Son seçimlerden sonra AKP’nin özellikle odaklandığı önemli bölgelerden biri…
Şunu çok iyi biliyoruz ki devlet gir(e)mediği bölgelere, semtlere başka biçimlerle adeta sızmaya çalışıyor. Gençleri fuhuş-uyuşturucu gibi araçlarla yozlaştırmak bunun bir parçasıyken, yaratılan tedirginlik ve güvensizlik ortamında toplumsal ilişkileri çözmek de bunun başka bir boyutunu oluşturabiliyor.
Mevcut sosyal dokunun göçmenlerle iç içe geçmesi koşullarında bu daha da kolaylaşıyor. Yabancı düşmanlığını tetikleyecek tutumlar halkın birbirine düşmanlaşmasını, tedirginlik ve korkuyla sinmesini sağlayacak bir araç olarak kullanılabiliyor. Bununla ayrıca çocuklar tacize uğrarken, bu durumun asıl sorumlularının da gözlerden uzaklaştırılması kolaylaşmış oluyor!
Yaşanan her olumsuzlukta okların direkt göçmenlere çevrilmesi de bunu gösteriyor. Yaşanan çocuk tacizi olaylarından sonra orada yaşayan Suriyeli ailelerin korkudan dışarı dahi çıkamadığını biliyoruz.
Tüm bu olaylar devam ederken, tacizci tecavüzcülerin sırtlarını sıvazlayanlar ekranlarda demeç vermeye devam ediyor. Kendisi de bir kadın, belki de anne olan AKP’ Milletvekili Hatice Dudu Özkal’ın, “Herkes çocuğuna sahip çıksaydı böyle sapkınlıklar yaşanmazdı” sözleriyle suç ailelere atılmaya kadar vardırılıyor. Yani ya göçmenler suçlu oluyor ya da aileler…
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!