Alman Nazi ordusunun Polonya’ya saldırısıyla başlatılan 2. Dünya Savaşı tarihe en barbar en kanlı katliam olarak geçmişti. Bu barbarca savaşta 60 milyon insan katledilmişti. 80 yıl önce 1 Eylül, kapitalist barbarlığa karşı tüm dünyada barış için mücadele günü olarak ilan edilmişti.
Mamak Platform bileşenleri, (Aka-Der, Alınteri, DAD, Devrimci Parti, ESP, HDP, HDK, Halkevi, Partizan) “Halkların Kardeşliği ve Barış Sosyalizmle gelecek” şiarıyla Natoyolu Tekmezar Parkı’nda 1 Eylül etkinliği gerçekleştirildi.
Etkinlik HDP İl yöneticilerinden Betül Koca tarafından yapılan açılış konuşmasıyla 18:00’de başladı. Koca, konuşmasında Tandoğan Meydanı’nda yapılacak olan 1 Eylül mitinginde çağrı yaptı. Çağrının ardından insanca yaşam için mücadele ederken ölümsüzleşenler için saygı duruşunda bulunuldu.
Saygı duruşunun ardından ilk olarak Yoldaşça Türküler sahne aldı. Yoldaşça Türküler’in coşkulu parçaları etkinliğe katılan kitle tarafından alkışlarla karşılandı.
Ardından, Mamak Platformu adına Zarife Çamalan bir konuşma yaptı:
HALKLARIN KARDEŞLİĞİ VE BARIŞ SOSYALİZMLE GELECEK!
1 Eylül Dünya Barış Günü’nün 80. yılındayız. Alman Nazi ordularının Polonya’ya saldırarak başlattığı 2. Dünya Savaşı, dünyanın en barbar ve en kanlı katliamıdır. Bu katliamda 60 milyon insan katledilmiştir. 1 Eylül Dünya Barış Günü Kapitalist barbarlığa karşı mücadele günüdür.
Yüzlerce yıldır sahnelenen emperyalist paylaşım savaş projeleri halklar arasındaki milliyet, din, dil, etnik kimlik farklılıklarını derinleştirme politikalarına bağlıdır.
Sürüp giden savaşlarda yok olan hayatlar, doğada yaratılan tahribat, talan ve yok etme, açlığa, susuzluğa, sefalete sürüklenen milyonlar, göç yollarında yitip giden yüz binler, her geçen gün derinleşen gelir adaletsizliği…
21. yüzyılın dünyasında, Ortaçağ gericiliği ve zulmü ile karşı karşıya kalan, katledilen, savaş ganimeti olarak köle pazarlarında satılan, erkekler tarafından her gün canice katledilen, taciz ve tecavüze uğrayan, şiddet uygulanan kadın ve çocuklar, cesetleri kıyılara vuran Aylan bebekler, iş cinayetlerinde katledilen, Kürtçe konuştu diye linç edilen işçiler, emekçiler, halklar onların umurlarında bile değildir.
Çünkü onların egemenliği, sömürü politikalarının sürmesi, halkların bölünüp, parçalanmasına, düşmanlaştırılmasına bağlıdır.
Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de savaşların, darbelerin ve ekonomik krizlerin bedelini yoksul halka ve emekçilere ödetmeye devam ediyorlar.
Milliyetçi, şoven, ırkçı, tekçi, cinsiyetçi, dinci gerici siyasetin hakim siyaset haline getirilmesi hem savaş, çatışma ve şiddet ortamını süreklileştiriyor hem de binlerce insanımızın ölümüne, bizim emeğimizin ürünü olan kaynakların onlarca yıldır süren adı konmamış savaşa aktarılmasına, doğanın ve yaşam alanlarımızın yakılıp, yıkılıp, talan edilerek ranta açılmasına yol açıyor.
Emperyalist ülkelerin ve işbirlikçilerinin çıkar kavgasının eseri olan savaşlar yoksul halkların ve biz işçilerin emekçilerin, kadınların, çocuklarımızın savaşı değildir.
Bugün tarihi kanla yazılmış TC devleti, IŞİD barbarlığının Ortadoğu’da ve yaşadığımız coğrafyada yarattığı yıkım, savaş politikaları, ifade özgürlüğünün olmadığı milletvekillerinin, aydınların yazarların, gazetecilerin, akademisyenlerin, öğrencilerin, avukatların, doktorların, cezaevlerine doldurulduğu;
Kadın katillerinin korkmadan çekinmeden seri katliam yaptığı, mafya bozuntularının ‘halka kan banyosu’ yaptıracağız ya da ‘oluk oluk kan akıtacağız’ naralarını atabildiği ve yargının bu katilleri, tecavüzcüleri koruduğu koşullarda;
Binlerce kamu emekçisinin KHK’lerle yoksulluğa, açlığa, sefalete mahkum edilmeye çalışıldığı;
Alevilerin kültürlerine saldırıldığı, inançlarının asimile edilmeye çalışıldığı koşullar içinde barıştan, adaletten, demokrasiden, hukuktan, insanlıktan söz edebilmek mümkün değildir.
Ama yüzyıllardır bu saldırı katliam ve yok sayılmalara karşı insanca ve onurlu bir yaşam için mücadele edenler de vardı… Varlar ve var olmaya devam edecekler…
İşyerlerinde hak gasplarına, anayasal hak ve özgürlük olan sendikal örgütlenmeye karşı işten çıkarılma saldırılarına, işçi sağlığı ve güvenliği alınmadığından “fıtrat” olarak görülen işçi katliamları ve yaralanmalara karşı, KHK ile bir gecede işlerinden edilen işçi emekçiler yaşamın her alanında mücadele etmeye devam ediyorlar.
Kadınlar tüm baskı, taciz, tecavüz ve aşağılanmaya karşı bedenleri, kimlikleri kısaca yaşamın her alanında söz sahibi olduklarını mücadeleleriyle göstermeye devam ediyor.
Aydınlar, yazarlar, gazeteciler, avukatlar, öğrenciler baskıya, ayrımcılığa, halkların katliamına, doğanın talanına karşı yaşamdan yana olduklarını direnişleriyle göstermeye devam ediyor.
Son günlerde yaşadığımız Amed, Van ve Mardin Belediyelerine devlet eliyle gerçekleştirilen kayyım darbesi sadece Kürt halkının iradesine yapılmış bir darbe değildir. Türkiye halklarına yapılmış bir darbedir. Halkın iradesine saldıran kayyıma karşı halklar direniyor.
1 Eylül Dünya Barış Günü’nün 80. yılında bir kez daha diyoruz ki; tüm bu baskı, yoksulluk ve katliamlarla dolu düzende insanca bir yaşam sürdürülemez. Dünyada ve Türkiye’de barış kapitalist emperyalist düzen yerle bir edilip insanca yaşayacağımız, kadınların katledilmediği, çocukların açlıktan, hastalıktan ya da egemenlerin paylaşım savaşlarında katledilmediği, korkmadan büyüdüğü sınıfsız, sömürüsüz bir yaşam mümkündür.
Bugün bu yaşamı kurmanın tek yolu ise örgütlü mücadeledir. Bu mücadelede hepimize büyük sorumluluklar düşüyor. Evde, işyerinde, okullarda mahallemizde yaşamın her alanında insanca bir yaşamı, sosyalizmi savunmalı, varolan direnişleri bu talep doğrultusunda büyütmeli, özgür bir yaşamı birlikte kucaklamalıyız.
Mamak Platformu bileşenleri olarak bizler yaşamın her alanında tüm işçi emekçilerin, halkların mücadelesi mücadelemizdir diyoruz ve tüm halkımızı egemenlerin tüm saldırılarına ve kirli savaşlarına karşı birlikte mücadeleyi büyütmeye davet ediyoruz.
Platform adına yapılan konuşmanın ardından Şair Bayram Kaya şiirleriyle etkinliğe katkıda bulundu.
Daha sonra Kürt sanatçı Bahoz Erdal’ın sahne alarak söylediği coşkulu Kürtçe halay parçalarıyla kitlenin coşkusu arttı.
Etkinlik sırasında “Kayyımlar dışarı, seçilmişler içeri!”, “Yaşasın halkların kardeşliği!”, “İnsanca yaşam sosyalizmle!”, “Yaşasın devrim ve sosyalizm!” sloganları da atıldı.
Etkinlik sonunda platform bileşenleri adına içinde yaşadığımız kapitalist barbarlık sisteminde insanca yaşamanın mümkün olmadığı vurgulanarak, halkların kardeşçe yaşayabileceği, kadınların çocukların katledilmediği, işçi ve emekçilerin sömürülmediği başka bir dünyayı kendi ellerimizle yaratmanın mümkün olduğu vurgulandı.
Etkinlik alkış ve sloganlarla sonlandırıldı.
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!