Ekonominin dümenine oturtulan damat Berat Albayrak burjuvazinin dört gözle beklediği ‘Yeni Ekonomik Programı’nı (YEP), rakamlara ve gerçeklere takla attırarak dün açıkladı. Albayrak’ın burjuva iktisadı açısından bile insana hayret çektiren 3 yıllık YEP’i, ismi ve hedefleriyle bile krizin itirafı niteliği taşıyor. Keza daha bir yıl önce Eylül ayında yine büyük bir gürültü ve ‘ekonomik dengelenme/değişim’ sloganıyla açıklanan, Nisan’da ise o programın hedeflerini “önünü bile göremiyor” dedirtecek şekilde paketleştiren AKP’li devlet, daha bir yıl dolmadan bir kez daha “yeni” bir programla çıkarak nasıl bir patinaj yaptığını da ele verdi! Zaman aralığı ve her defasında şapkadan tavşan çıkacakmış gibi bir gürültü yaratılarak açıklanan, fakat “dağ fare doğurdu” dedirten “yeni” program, ısrarla gizlenen ve adına “dengeleme” denilen krizin itirafı ve “esas felsefem işçi ve emekçilere saldırıdır”ın bir kez daha ilanı dışında bir anlam taşımıyor.
Adına “yeni” denilen ve hızla eskiyen her programda olduğu gibi açıklanan son programda da eskimeyen tek şey işçi ve emekçilere dönük saldırganlığın baki olması. Diğer hey şey tevatürden, itiraftan öteye gidemiyor. 3 yılın enflasyon, cari açık, istihdam, büyüme, ihracat gibi temel ekonomik göstergelerini içeren program daha A denildiği anda bu gerçek dışında kendisini çürütüyor.
20 Eylül 2018’de ‘Dengelenme, Değişim ve Disiplin’ sloganıyla açıklanan “yeni” programda büyüme hedefleri 2019 için yüzde 2,3, 2020 için yüzde 3,5 ve 2021 için yüzde 5 olarak belirlenmişti. Albayrak’ın açıkladığı son “yeni” programdaysa bu rakamlar adeta unutularak, 2019 için bir kriz itirafı yapılırcasına büyüme 0,5’e çekilirken, sonraki yıllar için ardı ardına yüzde 5 gibi bir rakama sıçranılabiliyor!
“Değişim başlıyor” gibi iddialı bir temayla takdim edilen programda hedeflenen enflasyondan, istihdama, cari açığa kadar tüm rakamlar bir sarhoş sayıklamasına; ama bu halde bile köylü kurnazlığına işaret ediyor. Mesela 3 yıl arka arkaya yüzde 5 oranında büyüme beklentisi konulan programda işsizlik sözde bile bir yüzde 7’ye çekilemiyor; ne hikmetse yüzde 11-10-9’larda seyredeceği öngörülüyor! Saklanmayan bu çelişkinin düşük istihdam, yoğun çalışma ve esneklik “vaadiyle” doğrudan ilişkili olduğuysa açık. Fakat öyle olsa bile, büyük iddialarla açıklanan böylesi bir programda bu çelişkinin gizlenmesine gerek duyulmaması yine de “ilginç”! Daha doğrusu, “Belli ki bunda bile bir keramet var!” demek doğru olur. Keza bu bilinçli çelişkinin esas olarak uluslararası sermayeye “dersimi yapacağım, işçi ve emekçilerin canına okuyacağım” mesajı salmak anlamına geldiği anlaşılıyor.
Aynı şey cari açıkla ilgili belirtilen hedefler için de sözkonusu. Açık hedefi 2020, 21 ve 22 için yüzde -1.2, yüzde 0.8 ve yüzde 0 (sıfır) olarak konuluyor. Cari açık bu kadar düşük tutulurken büyümenin yüzde 5 gibi iddialı bir rakamla telaffuz edilmesi ve bunun hangi kaynaklarla gerçekleştirileceğinin belirtilmemesi; işçi ve emekçilere dönük büyük bir saldırıya değilse, en hafif ifadeyle ciddiyetsizliğe, cehalete işaret ediyor.
Fakat esas olan cehalet değil, saldırı mesajının altını çizmektir. Nitekim programın açıklandığı günün gecesinde elektriğe yüzde 15 değil (!) ama yüzde 14,9 oranında zam yapılması bu gerçeğin somut ifadesidir. Kaynağın belirtilmediği programda çelişki gibi görünen tüm kalemlerin üstünü kazıdığımızda karşımıza çıkan esas gerçek budur: İşçi ve emekçilere dönük yeni vergi soygunları, esnek-güvencesiz çalışma, sosyal güvencenin BES’le tasfiyesi ve düşük ücretler!
Zaten ücretlerin IMF direktiflerine de uygun olarak gerçek enflasyonla değil, hedeflenen enflasyon oranına göre belirleneceğinin ilan edilmiş olması, esnek çalışma ve vergilerin tabana yayılacağının müjdelenmesi, “tamamlayıcı emeklilik sistemi” gibi yeni bir kavramın icat edilmesi ekonomistlerin “çelişkiler” olarak tarif ettiği pek çok açığın aslında işçi ve emekçilerin daha vahşi koşullarda sömürülmeleri, hayatın yokluk ve yoksullukla daha karanlık bir cehenneme dönüştürülmesi dışında bir anlam taşımıyor.
Bu anlamlar da IMF ile adı konulmadan perde arkasında yapılan pazarlık ve zımni anlaşmalara işaret ediyor.
Program; tüm çelişki ve boşluklarının altında bize dönük saldırılar şifresi taşıyan bir IMF programıdır. Esas derdi de uluslararası ve ulusal burjuvaziye “rahat olun işçi ve emekçilerin üzerinde tepineceğim, siz yeter ki paranız, yatırımlarınızla gelin” demektir!
Dün açıklanan YEP önümüzdeki metal sözleşmelerinin de en fazla yüzde 8, taş çatlasın yüzde 12 ile bağıtlanması için her şeyin yapılacağı anlamına geliyor. Sadece metal değil, asgari ücretten tüm işçi haklarına kadar aklımıza gelebilecek her şeyin (kıdem tazminatı, BES, zamlar, kesintiler…) raflardan masaya indirildiğini ve önceki saldırılardaki sessizlik de dikkate alınarak hızla hayata geçirileceğini açıktan ifade ediyor.
Her satırı örgütlenin, mücadele edin çağrısı taşıyor!
Albayrak’ın sunduğu programın birbiriyle uyuşmayan hedefleri şöyle
Enflasyon
“Enflasyonda 2019’u yüzde 12’lik bir enflasyonla geride bırakmayı hedefliyoruz” diyen Berat Albayrak’ın açıkladığı enflasyon projeksiyonu:
2020: Yüzde 8,5
2021: Yüzde 6
2022: Yüzde 4,9
İşsizlik
2019: Yüzde 12,9
2020: Yüzde 11,8
2021: Yüzde 10,6
2022: Yüzde 9
Cari denge
2019’da cari denge/GSYH beklentisi yüzde 0,1
2020’de cari denge/GSYH beklentisi yüzde (-) 1,2
2021’de cari denge/GSYH beklentisi yüzde 0,8
2022’de cari denge/GSYH beklentisi yüzde 0
Bütçe
2019 merkezi yönetim bütçe açığı/GSYH beklentisi yüzde 2,9
2020 merkezi yönetim bütçe açığı/ GSYH beklentisi yüzde 2,9
2021 merkezi yönetim bütçe açığı/ GSYH beklentisi yüzde 2,5
2022 merkezi yönetim bütçe açığı/ GSYH beklentisi yüzde 1,5
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!