İlhan Dost*
Aklın ve mantığın sorgulandığı bir coğrafyada yaşıyoruz.
Hafta başından bu yana olan bitene baktığımızda ne demek istediğimizi anlayacaksınız. Koca devlet, dikkatinizi çekerim “koca devlet” başlattığı yardım kampanyasında, Cengiz Holding’in silinen vergi borcu kadar dahi para toplayamıyor. Paraların ne şekilde dağıtılacağına dair bir bilgi de yok. Damadın söylediğine göre, geliri olmayan 4.5 milyon aileye eşit şekilde paylaştıracakmış! Matematik yerlerde sürünüyor, her gün lafı döndürüp dolaştırıp halktan para isteyen bir iktidarla yaşıyoruz. İktidar bu kritik dönemlerde yaptığı açıklamalarla sınıfına hizmet ediyor elbette. Yardım kampanyasına katılanlar bunu vergiden düşebilecekler!..
Ekranlara çıkarak gerçek verilerle oynuyor; ölüm sayısını üç aşağı beş yukarı söyleyerek halktan buna inanmasını istiyor. “Evde Kal Türkiye”, “Hayat Eve Sığar” çağrılarıyla, zaten yaşamak için çalıştığı yerde üç kuruş kazanan emekçilere, hem bir şey vermiyor, vermediği gibi de çalışmak zorundasın zaten diyerek akıllara durgunluk veren açıklamalar yapıyor. Kamu spotlarında hayatımızın bir şekliyle devam ettirilmesini sağlayan işçiler diyor. Çıldırmamak elde değil, robot bu mu insanlar?
Kuşkusuz bunlar sınıfına, burjuvaziye hizmet ediyor. Peki sınıftan nasıl bir geri dönüş var? İktidara yaltaklanmış, “sarı sendika” lafının az bile kalacağı, artık işçi düşmanlığına varan Türk-İş ve Hak-İş, DİSK’in çağrısıyla 14 maddelik bir mutabakat imzalayıp devlete 48 saat süre verdi. Sonra aralarında ne oldu bilmiyoruz, 36. saatten itibaren DİSK bu metni aydınlara, sanatçılara vs. açarak toplumun sözde bilinç kaynağı olanlarla birlikte “7 acil madde” diye bir şey uydurup devlete “baskı” uygulamaya başladı. “Sınıf sendikası” reklamıyla devletin gözünü korkutan DİSK, işçilerin canı burnundayken devlete icra edelim şu “7 acil madde” planını diye ricacı oluyor!..
Tayyip Erdoğan “koca devlet” kisvesi altında yardım topluyor. Topladığı parayı yetersiz buluyor, tekrar istiyor. Hisarcıklıoğlu bile isyan ederken, ‘sen neyin dersindesin,’ demezler mi insana? Tayyip Erdoğan varlık yokluk savaşı yürütürken, İttihatçıların aklına gelemeyecek planlarını gün yüzüne çıkarırken, halkın elinde avucunda kalan üç beş kuruşa göz dikmişken sen neyin twitini atıyorsun şimdi tutup “Eyy DİSK” demezler mi?
Son birkaç gündür twitterda bir bakıyoruz, DİSK bünyesindeki Birleşik Metal-İş Sendikası başta olmak üzere birçoğu örgütlü oldukları işyerlerinde yaşananları kamuoyuna bildirmek için twitler atıyor. Bizce mantıklı hareketler ama sen böylesi bir süreçte 7 acil madde planı açıklamışken, konfederasyon olarak bu twitleri sadece alıntılıyor, haftalık basın toplantısında kullanıyorsan, orada dur bakalım. Bir de işçilere “işten kaçınma hakkını” kullanacağız diyorsan ve yapmıyorsan, işçilerin birikmiş öfkesinden kurtulamazsın.
“Zorunlu üretim alanları dışında mal ve hizmet üretimi salgın süresince durdurulmalı” bugün attığı tweetlerden birisi bu. Tamam da bunu zaten herkes söylüyor. CHP, HDP, İYİ Parti, mahalle halkı… herkes ama herkes bunu söylüyor. Senin farkın sendika olman. Anayasa’nın 13. maddesindeki ‘işten kaçınma’ hakkını kullanmayacak mısın? İşçiler işten kaçınma hakkını kullanmadıkları için fabrikalarda zorla çalıştırılıyor, saldırıya uğruyor, hakarete uğruyor, koronavirüs tespit edilen fabrikalarda iş durdurulmuyor. Bütün bu yaşananlar senin ‘Genel Grev’ demen için bir sebep değil mi?
Twitter solculuğundan bıkmıştık, şimdi de Twitter sendikacılığı başladı. Umarız çabuk biter, umarız bizlere, işçilere-emekçilere cevvaliyetinizin sadece internet üzerinden olmadığını kanıtlarsınız. Daha geç olmadan işçilerin-emekçilerin yaşaması için, onurlu bir çalışma hakkı için, herkesin ulaşabileceği sağlık hakkı için “Genel Grev! Genel Direniş!” diyoruz. Sizleri göreve çağırıyoruz. Daha geç olmadan bu yanlıştan dönün ve amacınıza uygun hareket edin.
* İnşaat işçisi
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!