Perşembe, 9 Temmuz 2026

Pevrul Kavlak’ların ‘normali’ ne?



İşçi sınıfı ne virüs öncesindeki “normali” ne de şimdi ve sonrasında dayatılacak “normali” değil, kendi normalini yaratacak bir mücadelenin fitilini ateşlemedikçe siz olsa olsa onu paçasından tutan sülükler olmak dışında bir anlam taşıyamazsınız!


Türk Metal Başkanı ve Türk-İş Genel Sekreteri Pevrul Kavlak her zamanki pişkinliğiyle pandemi döneminde örgütlü oldukları işyerlerinde gerekli önlemlerin alınmasını sağladıkları hatta bu açıdan örnekler oluşturduklarını söyledikten sonra ‘Gerekirse işi durdururuz‘ dedi.

TİSK’li patronlarla kol kola girerek sadece onların çıkarlarını ifade eden bir deklarasyon imzalayıp, pandemi sonrasının sendikal anlayışını, sendikacılık prensiplerinin altını (öncesinin devamı olarak!) çizen bu zat şimdi kalkmış “iş bırakmaktan” bahsediyor.

Kavlak son açıklamalarında pandemi öncesinde ve sırasında güvenli çalışma konusunda çok duyarlı bir sendikacılık yapmış gibi yeni “normalin” bir parçası olarak güvenli çalışmanın mutlaka sağlanması gerektiğinin altını çiziyor, “Anlaşmamız gereği işlerinde her türlü önlem alındı. İş yerlerinde her aşamayı dikkatle takip ediyoruz. Örgütlü olduğumuz iş yerleri bu açıdan örnek gösterilebilir” diyebiliyor.

Pandemi sürecinde örgütlü olduğu fabrikalarda enfekte olan işçilerin varlığına rağmen üretimin sürmesine dair tek bir söz etmeyen hatta sokağa çıkma yasaklarında dahi o fabrikalar çalıştırılırken “ya siz ne yapıyorsunuz?” demekten bile kaçınan Kavlak, kulağına kar suyu kaçmış olmalı ki gelecek işçi kıyımı dalgasına, krizin yükünün işçilere çıkarılma çabasına izin vermeyeceklerini belirtiyor.

Belli ki patronların bu yönlü hazırlıklarını biliyor, belli ki işçi sınıfı içindeki kaynamaları görüp, ona göre gaz alma pozisyonlarına hazırlanıyor!

Eski normal neydi ki yeni normalden bahsediyorsun?

Onca şey olup bitmiş, işçi sınıfına adeta “ölen ölür kalan sağlar bizimdir” muamelesi yapılarak sınıf bağışıklığı geliştirmesi dayatılmış, üstüne bir de geleceğe dönük sayısız kölelik projesi ifşa olup mesela TM’nin örgütlü olduğu fabrikalarda MESS, işçilerin tüm hareketlerini kontrol etmek, aralarındaki tüm sosyal etkileşimi sıfırlamak mantığıyla tasarladığı MESSAFE gibi bir boyunduruğu korona bahanesiyle işçilerin boynuna takmaya girişmiş Kavlak halen ‘koşulların uygun olmaması halinde ve gereken önlemlerin ısrarla alınmaması ya da tehlikeli bir durumun ortaya çıkması durumunda, İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 13. maddesinin kendilerine verdiği hakkı kesin olarak kullanmaya, gerekli durumda işi durdurmaya’ kararlı olduklarından dem vuruyor.

Bu arada esas sorunların sendikasız işyerlerinde yaşandığını vurgulayarak kendilerinin örgütlü oldukları yerlerde patronlara nefes aldırmamışlarmış gibi yapma pişkinliğini ısrarla sürdürüyor.

İşçi sınıfı normalini yaratmadıkça sizin normallerinizi iyi tanıyoruz!

TİSK’le yaptıkları mutabakata da uygun olarak çarkların dönmesine destek vermeye devam edeceklerini söyleyen Kavlak, “Ancak bu virüs salgınının ve ardından gelecek krizin bedelinin emekçilere ödetilmesine de izin vermeyeceğiz. 1 Haziran günü, konusunda uzman bilim insanlarıyla bir kapalı oturum yapacağız. Bu tartışmaları da en kısa zamanda kamuoyuyla ve üyelerimizle paylaşacağız” değerlendirmesi yapıyor.

Kavlak’a demezler mi virüs öncesinde, sırasında tutumunuz neyse işçi sınıfına dönük daha kapsamlı, daha fütursuz saldırılar karşısında da o olacaktır.

O açıdan da işçi sınıfı ne virüs öncesindeki “normali” ne de şimdi ve sonrasında dayatılacak “normali” değil, kendi normalini yaratacak bir mücadelenin fitilini ateşlemedikçe siz olsa olsa onu paçasından tutan sülükler olmak dışında bir anlam taşıyamazsınız!