Perşembe, 27 Ağustos 2026

Rojin Kabaiş’in “Şüpheli” Ölümünün Arkasında Nasıl Bir Şebeke Var?



Rojin Kabaiş’in “şüpheli” ölümüne ilişkin soruşturmada son günlerde ardı ardına yeni gelişmeler yaşanıyor. Bu gelişmeler Rojin’in ölümünün arkasında da çeteleşmiş bir ağın olduğunu düşündürtüyor


Munzur Üniversitesi öğrencisi Gülistan Doku’nun faillerinin korunması, mezarının bilinmezleştirilmesi için devletin yerel gücü etrafından şekillenen çeteleşmiş bir ağ yaratıldığı yakın zamanda açığa çıkarılmıştı. Bu ağın bir benzerinin, üzeri “intihar” denilerek kapatılmaya çalışılan Rojin Kabaiş’in “şüpheli” ölümü için de söz konusu olduğu giderek netleşiyor. ​

Basına da yansıyan otopsi raporunda vücudunda ancak ameliyathaneden ulaşılabilecek ilaçların tespit edilmesi, telefonuyla bağlantılı Google hesabına erişilip 10 Ekim 2024’te “cihaz silme” işlemi yapıldığının açığa çıkması ve kaybedildiği gün yaptığı yazışmalar Rojin’in ölümünün kamuoyu ve ailenin de düşündüğü gibi cinayet olduğunu açıkça gösteriyor.

Bu bilgilerin derinleştirilmesi sonucu karşımıza Gülistan Doku cinayetinde olduğu gibi yerel devlet görevlilerinin merkezinde yer aldığı bir ağın çıkacağı kuşkusuz.

‘Bu ilacın ameliyathane dışında temininin mümkün değil’

Kabaiş ailesinin Avukatı Abdurrahman Karabulut dün kendi X hesabından yaptığı açıklamada Rojin’in 11 Eylül 2024’te geçirdiği ameliyata ilişkin kayıtlar ile Adli Tıp Kurumu (ATK) raporlarının adli-tıbbi incelemesinde dikkat çekici bir ayrıntıya ulaşıldığını vurguladı. Karabulut Rojin Kabaiş’in cansız bedeninin bulunmasının ardından yapılan otopside mide ve iç organlarında Rocuronium, mide içeriğinde ise Ornidazole tespit edildiğini kaydetti.

Rocuronium’un vücuttaki yarılanma süresinin yaklaşık 30 ila 90 dakika olduğunu belirten Karabulut, Kabaiş’in 11 Eylül’deki ameliyatından haftalar sonra yapılan otopside ilacın tespit edilmesinin ayrıca incelenmesi gerektiğini söyledi.

Rocuronium ameliyat ve acil müdahalelerde kullanılan, hızlı etkili güçlü bir kas gevşetici. Ornidazole ise bir çeşit antibiyotik. Damar yoluyla uygulanan Rocuronium, özellikle entübasyon sırasında kasların geçici olarak gevşetilmesini sağlıyor.

Karabulut, Rocuronium’un ameliyathane dışında temininin mümkün olmadığını ifade ederek, ilacın otopsi sırasında tespit edilmesinin soruşturma açısından önemli olduğunu vurguladı.

Karabulut, bulguların Kabaiş’in mide yoluyla Ornidazole ve Rocuronium aldığı ve Rocuronium’un solunum kaslarını felç etmesi sonucu öldürüldüğü yönünde değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.

Kaybolmasından 4 gün sonra Google hesabına uzaktan erişim

Öte yandan Rojin Kabaiş’in ölümüne ilişkin soruşturma dosyasına sunulan uzman mütalaasında, 1 Ekim 2024’te, yani Rojin’in kaybolmasından dört gün sonra, telefonda kayıtlı Google hesabına SMS üzerinden erişim sağlandığı, 10 Ekim’de ise sistemde “Başarılı-Cihaz silme işlemi” kaydı oluşturulduğu açığa çıktı. Söz konusu işlemin gerçekleştiği tarihte Rojin hâlâ kayıptı; cenazesi beş gün sonra bulundu.

Raporda, “cihaz silme” işlemiyle bağlantılı IP adresinin Van ile ilişkilendirildiği, aynı tarihlerde Çekya’da görünen başka bir IP adresinden de oturum açma ve kimlik doğrulama işlemleri yapıldığı aktarıldı. Ancak IP kayıtlarının tek başına işlemi kimin gerçekleştirdiğini göstermediği belirtildi.

Ağabeyinden Adalet Bakanına çağrı

Rojin’in ağabeyi Ömer Kabaiş sosyal medyada gelişmelerle ilgili paylaşım yaptı.

“Henüz otopsi esnasında kardeşimin intihar ettiğini bize dayatan vali Google geçmişinde intihara meyilli olduğunu savunduğu aramaları biz kabul etmeyince kamuoyuna servis etmişti.

Bu gelişmeyle beraber Google aramalarının kendilerinin yaptığı apaçık ortaya çıkmıştır. İntihar süsü vermek için bu yola başvurup uzaktan Google hesabı üzerinden telefona müdahalede bulunmuşlar.” açıklamasında bulunan Ömer Kabaiş, Adalet Bakanına çağrıda bulundu:

Devletin mevki ve makamını, gücünü kullanarak cinayetin üzerini kapatmaya çalışan şahıslar hakkında gerekli bütün soruşturma yapılmalıdır.”

Kaybolduğu gün yaptığı yazışmalara ulaşıldı

Rojin’in ölümüne ilişkin ulaşılan başka bir kanıt da o gün yaptığı yazışmalar.

JINNEWS’in ulaştığı Instagram yazışmalarına göre Kabaiş, kaybolduğu gün saat 14.30’dan 18.47’ye kadar M.Ç. olduğu tahmin edilen kişiyle mesajlaştı. Yazışmalar, Rojin’in kaybolduğu saatlere kadar devam etti.

Yazışmalarda M.Ç.’nin Van Gölü sahilinde deniz kabukları bulduğunu ve isteyenlere getirebileceğini söylediği, Kabaiş’in ise buna “deniz kabuğu” şeklinde yanıt verdiği görüldü.

Mesajların devamında hediyeleşmeye ilişkin konuşmaların geçtiği ve M.Ç.’nin Kabaiş’e teşekkür ettiği aktarıldı. Kabaiş’in söz konusu kişiye “hocam” diye hitap ettiği belirtildi.

M.Ç.’nin hesabı kapatıldı

Kabaiş’in kaybolmasının ardından M.Ç.’nin Instagram hesabını kapattığı iddia edildi.

M.Ç.’nin Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Tıp Fakültesi Dahili Tıp Bilimleri Bölümü Klinik Bakteriyoloji ve Enfeksiyon Anabilim Dalı’nda araştırma görevlisi olduğu, daha sonra üniversiteden ayrıldığı aktarıldı. Ancak üniversiteden ne zaman ayrıldığına ilişkin bilgiye ulaşılamadı.

Dosyadaki bilgilere göre M.Ç.’nin, Rojin Kabaiş ile aynı saatlerde aynı baz istasyonlarından sinyal verdiği de öğrenildi.

Bunun yanında, soruşturma kapsamında çok sayıda kişiden DNA örneği alınmasına rağmen M.Ç.’den DNA örneği alınmadığı bilgisi aktarıldı.

Aile avukatından gözaltı ve DNA talebi

Kabaiş ailesinin avukatı Abdurrahman Karabulut, yeni bilgiler üzerine Van Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvurdu.

Karabulut, M.Ç. ile M.Ç.’nin olay sonrasında görüştüğü M.N.K. hakkında gözaltı kararı verilmesini ve her iki kişiden DNA örneği alınmasını talep etti.