“Savunma Yürüyüşü” başladı



Barolar, AKP tarafından hazırlanan baro teklifine karşı eylem başlatma kararının ardından adliyelerin önünde toplanarak basın açıklaması yaptı. Baro başkanları 21 Haziran’da Ankara’da olacak şekilde yola çıktı


Führerci tipte faşizmin izdüşümü olan başkanlık rejiminin de mantığına uygun şekilde tüm bir sivil toplumun katı bir denetimle merkeze bağlanma hamleleri devam ediyor. Barolar (diğer meslek örgütlerini de) tabandan gelen güçle ele geçirilemeyince bu sefer seçim sistemlerini değiştirmeyi ve büyük kentlerde farklı baroların da açılmasını kapsayan bir düzenlemeyle işlevsizleştirme yoluna gidildi. Onların taşıdıkları gücü dağıtmak ve yönetimlerini alabilmenin önünü açmak için hazırlanan taslak, baroların diyalog çabasına rağmen değiştirilmedi.

Bunun üzerine Ankara’ya yürüme kararı alan barolar eylemlerine bugün Adliyeler önünde yaptıkları açıklamalarla start verdi.

Aralarında İstanbul, Antalya, İzmir, Diyarbakır, Adana barolarının olduğu 41 baro başkanı bugün kentlerinde bulunan adliye binaları önünde yaptıkları açıklama sonrasında “Savunma Yürüyüşü” başladı.

Baro başkanları sembolik yürüyüşlerden sonra 21 Haziran Pazar günü Ankara’da olacak.

Anadolu Adliyesi önünde yaptığı basın açıklamasının ardından yürüyüşe başlayan İstanbul Barosu Başkanı Mehmet Durakoğlu, Türkiye’de ilk kez 80 baronun bir araya gelerek bu değişikliklere karşı olduğunu belirterek şunları ifade etti:

Mesleğimizin çok ciddi ve başka sorunlarının olduğunu, dolayısıyla bu teklifin geri çekilmesi gerektiğini, teklif geri çekildikten sonra müzakere edebileceğimizi, başka konular da olmak üzere hepsini kapsayacak Avukatlık Yasa Tasarısı hazırlanabilirse bu konuya katkı da verebileceğimizi, bunlar yapılmazsa eylemlilik sürecine gireceğimizi ilan etmiştik. Bugün de bu sürecin ilk parçası olan yürüyüşe geçiyoruz. Türkiye’nin dört bir yanında bugün bu saatte baro başkanları Ankara’ya yürüyor. Bu eylemliliği ilan ettiğimiz çerçeve içerisinde de her gün biraz daha arttırarak devam edeceğiz.

“Sarı baro aranıyor”

Avukatlık yasa tasarısında yapılması düşünülen değişikliğin sadece avukatları ve baroları ilgilendirmediğine dikkat çeken Durakoğlu, “Birden fazla baronun getirilmesine ilişkin tasarı açık bir biçimde halkın hak arama özgürlüğüne getirilmiş bir sınırlamadır. Özellikle de insan haklarına yönelik olarak baroların yaptığı mücadeleyi geri itmeye dönük bir anlayıştır. Bu yine kadına karşı şiddet ve çocuk istismarları karşısında baroların verdiği mücadelenin etkisizleştirilmesi anlayışıdır. Ve bütün bu anlayışların ortaya çıkarabileceği sonuç netice itibariyle halka tesir eden bir sonuç olacaktır. Biz şimdi mücadelemizi aslında sadece kendimiz için, mesleğimiz için değil, onun ötesinde toplum için, halk için veriyoruz. Yani insan hakları ihlalleri olduğu zaman ona ses çıkarmayan baro aranıyor. Yani kadına karşı şiddet olduğunda onu duymayacak baro aranıyor. Yani çocuk istismar edildiğinde onun yanında durmayı beceremeyen baro aranıyor. Sarı baro aranıyor. Nazım bir dizesinde ‘yolculuk başlamaz yürek çağırmazsa’ diyor ya bu yolculuğumuz aslında basit bir yolculuk değil. Biz yürüyeceğiz belki ama inanıyorum ki bir yol açacağız aslında. Açabildiğimiz yoldan siyasal iktidar da gelebilirse eğer bizim gittiğimiz yer hukuk devletidir, yargı bağımsızlığıdır, savunmanın güvenliğidir, insanca yaşamaktır, onurlu yaşamaktır. İşte bunun için yürüyoruz.” diye vurguladı.