Salı, 15 Eylül 2026

10 Ekim Katliamı davası: Emri veren iddianamede yok!



10 Ekim Katliamı’nın yakalanmamaları için her şeyin yapıldığı “firari” sanıklarının Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davasının 7. duruşması yapıldı, Duruşmada katliam emrini veren Ebu Zeynep’in adının iddianamede geçmediği açığa çıkarken, mahkemeye net bilgilerin verilmediği belirtildi. Sonraki duruşma 15 Aralık’ta


10 Ekim Ankara Gar Katliamı’nın firari sanıklarının Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davasının 7. duruşması yapıldı. Duruşmada Emniyet’in katliam emrini veren Ebu Zeynep  hakkında işlem yapmadığı, Zeynep’in isminin iddianamede geçmediği açığa çıktı, avukatlar mahkemeye net yanıt verilmediğini belirtti, sonraki duruşma 15 Aralık’a ertelendi.

Davada İlhami Balı, Savaş Yıldız, Edremit Türe, Deniz Büyükçelebi, Yakup Selağzı, Kasım Dere, Nusret Yılmaz, Mustafa Delibaşlar, Walentina Slobodjanjuk, Muhammet Zana Alkan, Ömer Deniz Dündar, Cebrail Kaya, Ahmet Güneş, Kenan Kutval, Bayram Yıldız, Hasan Hüseyin Uğur ile IŞİD yöneticiliğinden 18 yıl hapis cezası alan ve “insanlığa karşı suç” kapsamında hakkında iddianame düzenlenen Erman Ekici yargılanıyor.

Bir önceki duruşmada firari sanıklardan Mustafa Delibaşlar’ın DSG kampında olduğunu ortaya çıkmış, yeri halen açıklanmayan İlhami Balı’nın ise X yerinde olduğu kaydedilmişti.

Mahkeme, Suriye’deki kamplarda bulunan sanıklardan Mustafa Delibaşlar, Fadile Delibaşlar, Cebrail Kaya ve İlhami Balı hakkında Adalet Bakanlığı’na yeniden müzekkere yazılmasına karar vermişti.

Bugün görülen duruşmada daha önce yargılanan IŞİD’lilerin saldırı emrini aldıklarını söylediği yönetici konumundaki Ebu Zeynep’in isminin dosyada yer almadığına dikkat çekildi. Katliamda hayatlarını kaybedenlerin ailelerinin avukatlarından Erkan Ünüvar, “Fail olarak yargılanması gereken herkesi dahil etmeden bu davanın bitmesi mümkün değil” diyerek, Ebu Zeynep için ek iddianame hazırlanmasını talep etti.

Sanıkların “firari” olduğu davanın bugün görülen duruşmasına tutuklu IŞİD’li Erman Ekici bulunduğu cezaevinden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile katıldı.

10 Ekim Avukat Komisyonu’ndan avukatlar ve katliamda yaşamını yitirenlerin aileleri katıldığı duruşmada, önceki celse verilen ara karar neticesinde ilgili kurumlardan gelen müzakereler okundu.

15 Aralık’a ertelenen duruşmada şu ara kararlar alındı:

Sanıklar bir kısmı yönünden Interpol tarafından kırmızı bülten ile aranmasına, sanıklar hakkında Mali analiz için MASAK’a yeniden müzekkere yazılmasına, Ebu Zeynep kod adlı kişi ile ilgili suç duyurusunda bulunulmasına, Tape kayıtlarının istenmesi için Antep Cumhuriyet Başsavcılığı’na tekrar müzekkere yazılmasına, IŞİD üyelerinin eşleri olan kadınlarla ilgili evrakların tekrar incelendikten sonra dinlenip dinlenmeyeceğine karar verilmesine, sanık Erman Ekici’nin tutukluluğunun devamına karar verildi.

IŞİD’lilerin yakalanıp yargılanmaması için her şeyin yapıldığı, Katliam’ın gerçekleşeceğini bilen devlet yetkililerinin alenen korunduğu bir kez daha ortaya çıktı.

MA ve Yol TV’de yer alan haberlere göre duruşmada şu gelişmeler yaşandı:

‘Bunları cevap olarak nitelemek mümkün değil’

Gelen müzakerelere dair 10 Ekim Avukat Komisyonu’ndan avukatlar söz aldı. MA,daki habere göre ilk olarak konuşan avukat Murat Kemal Gündüz, “Geçen celse talep etiğimiz cevaplardan bir kısmı gelmiş ama bunları cevap olarak nitelemek mümkün değil. Net ve doyurucu yanıt verilmiyor” dedi.

‘Çok şey ortaya çıkacak’

Emniyet Genel Müdürlüğü’nden istenilen “İŞİD terör örgütünün fotoğraflı teşhis albümüne” ilişkin müdürlükten gelen cevaba ilişkin konuşan Gündüz, Emniyet Genel Müdürlüğü’nün iki polisin tuttuğu tutanağa dayanarak cevap verdiğini belirtti. Gündüz, “İki polisin tutanağına dayanarak ‘bizde yok’ diyorlar. Ama bu cevaplar davanın gidişatı için önemli” ifadelerini kullandı.

Avukat Gündüz’ün konuşması sırasında söz alan katliamda yaşamını yitiren Korkmaz Tedik’in annesi Zöhre Tedik, “Sayın başkan, avukatın söylediği gibi en ufak bir çaba sarf edilse ne kadar çok şey ortaya çıkacak. Bizim çocuklarımız geri gelmeyecek ama vicdanımız rahat edecek. Sizin de kamuoyu önünde göstereceğiniz çaba her kesin vicdanın rahatlatacak, sizin de vicdanınız rahat olacak. Bu katliamlar açığa çıkacak. Vereceğiz çaba ile tarihe geçeceksiniz. Yoksa benim oğlum gelmeyecek” diye belirtti.

‘103 kişiyi kimse unutmadı’

Ardından söz alan avukat İlke Işık ise, “20 gün sonra 10 Ekim Ankara Katliamı’nın 5’inci yıl dönümü olacak. Katliamı gerçekleştirenler şunu başaramadı; katliamda yaşamını yitiren 103 kişiyi hiç kimse unutmadı. Zorla iktidar değişti, bunu da kimse unutmadı. Ama siz ne yazık ki tutuklu sanıklara ilişkin buna dair bir şey söylemediniz. Adalet mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz demiştik buna devam edeceğiz. Siz ve diğer bilmesi gereken kim varsa onlar da bilsin ve böyle kayıtlara geçsin” dedi.

‘Tek bir polis memurunu dinlemediniz’

Mahkemenin iddianame aşamasında soruşturması tamamlanmayan bir davayı kabul ettiğini hatırlatan Işık, “Ama bu iddianameye dokunmadan bir karar verdiniz. Şimdi de iddianamenin yapması gereken soruşturmalarla uğraşıyoruz. Araştırılmayan birçok şeyi biz talep ettik. İçişleri Bakanı ‘İŞİD birçok eylem planlıyor’ diyor. Evet ve bu dosyada firari olan sanıklar da planlıyor olabilir. Peki neden bu ülkede bunların yıllardır gezmesine izin verildi. Gezmesine neden olanların sorumluluğunu ne yapacağız buna ilişkin tüm taleplerimizi reddettiniz. Mitingde sorumluluğu olan tek bir polis memurunu buraya getirip dinlemediniz. O kadar talep ettik. İçişleri Bakanlığı bunların sorumluluğuna dair müfettiş raporunu hala göndermiyor” diye konuştu.

‘Önlemler alınsaydı katliam olmayacaktı’

Bu katliam emrini kim vermiştir?” diye soran Işık, şunları kaydetti: “Sınırları İŞİD’e bırakmasalardı, istihbarat örgütleri bütün bu bilgileri toplayıp gereken yerlere bildirseydi, Ankara Emniyeti gereken önlemleri alsaydı bu katliam olmayacaktı. Süleyman Soylu’nun söylediği hukuk, katliamda yaşamını yitiren, yaralanan ve bundan etkilenenlere değil sanıklara uygulandığı için katliam gerçekleştirildi. Sorumluları burada yargılamadınız ama bu ülkede insanlar biliyor ve ‘toplum vicdanında mahkum olmak’ çoktan gerçekleşti. Bir gün bu salondan da adalet çıkacağını umuyoruz. Tek istediğimiz şey adaletin yerine gelmesi tüm sorumluların yargılanması.”

‘Türkiye savaş ilhan etti biz de vurun dedik’

Ardından söz alan avukat Erkan Ünüvar, sanık Yunus Durmaz ile yaptığı yazışmalardan Türkiye’deki katliamların talimatını veren ve Türkiye emiri olduğu anlaşılan Ebu Zeynep’in soruşturmaya dahil edilmediğini hatırlattı. Emniyet Genel Müdürlüğü’nün Ebu Zeynep’e dair hazırladığı fezleke dışında bir şeyin yapılmadığına dikkati çeken Ünüvar, “Bu kişi Yunus Durmaz’ın da başındaki kişi. Yunus Durmaz bu kişiye ‘şeyh’ diye hitap ediyor. Emniyet, yapılan görüşmelerde Ebu Zeynep’in Türkiye sorumlusu olduğunu değerlendirilmektedir. Bu yazışmalar bizim dosyamızda var. Mektup isimli bir yazışmada ‘Türkiye bize savaş ilan etti biz de vurun dedik’ deniliyor. Şeyh dedikleri Ebu Zeynep’ten talimatların alındığını ve yapılan yazışmalarda ayrıca tercüman kullanıldığını da anlıyoruz” bilgilerini paylaştı.

Ebu Zeynep Türkiye emiri

İddianamede bir numaralı sanık olarak İlhami Balı’nın yer aldığını kaydeden Ünüvar, şöyle devam etti:

Ama yapılan görüşmelerden İlhami Balı’nın İŞİD’in sınır emiri olduğunu Türkiye emirinin Ebu Zeynep olduğunu anlıyoruz. Çıkan sonuç şu ki; Türkiye’deki örgütün bağlı olduğu Arap asıllı bir şeyh var. Türkiye’de yapılacak eylemleri, yapılacak konumlandırma ve buna benzer birçok emir talimatını Ebu Zeynep veriyor. Ebu Zeynep Türkiye emiri ama bizim dosyamızda yok. Dolayısıyla emniyet gönderdiği fezlekede, ‘ben Ankara katliamı emrini veren kişiyi tespit ettim ama onunla ilgili bir şey yapmayacağım’ diyor. Ankara katliamı hakkında sosyal medyada paylaşım yapanlar yargılanıyor ama İŞİD emiri olan kişinin isminin dosyada yer almaması anlaşılır değil. Savcılık neye dayanarak iddianamede buna yer vermemiş anlaşılır değil.

İddianamenin eksik olduğunu dile getiren Ünüvar, şunları söyledi:

Bütün katliam faillerini içeren bir iddianame ortaya çıkmamış durumda. Bu katliamda fail olarak yargılanması gereken her kesi dahil etmeden bu davanın bitmesi mümkün değil. Ebu Zeynep gibi bir kişinin gözden kaçırılması başka bir şey düşündürüyor. Çünkü savcılarımız daha öncede 9 soruşturma dosyasını vermediler. Sonuç olarak yargılamaya dahil edilmesi gereken başka katliam failleri var. Bunlar dosyadaki delillerle bile anlaşılıyor. Ankara katliamının talimatını verdiği iddia edilen Ebu Zeynep için derhal suç duyurusunda bulunulmasını ve suç duyurusu sonucunda derhal ek iddianamenin hazırlanmasını istiyoruz. Bu davanın bir vicdan yarası olarak kalmaması için yargılanmayan tüm katliam faillerinin bulunması ve yargılanması gerekiyor buna kamu görevlileri de dahil. 

Aileler “Avukat IŞİD’i savunuyor” diyerek tepki gösterdi

IŞİD’li Erman Ekici’nin Avukatı Heyam Fidan “Bol pantolan giyiyorsa, sakallıysa, cepli pantolon giyiyorsa IŞİD’li deniliyor” sözlerine aileler teki gösterdi. Bunun üzerine Fidan, “Duruşmanın selameti açısından seyircisiz görülsün.” dedi. Aileler bu duruma “Biz seyirci değiliz müdahiliz. Bu ülkede herkesin hukukunu aramalıyız” diyerek tepki gösterdi.

“Ahmet Davutoğlu o dönem IŞİD için ‘Öfkeli gençlerden oluşan grup’ demişti”

Fidan konuşmalarına şöyle devam etti:

Müvekkilimin Suriye’ye gittiğini kabul etmiyorum ama velev ki Suriye’ye gitti, 2014’te gitti deniliyor. 2014’te IŞİD Türkiye tarafından terör örgütü kabul edilmiyordu. Ahmet Davutoğlu o dönem “Öfkeli gençlerden oluşan grup” demişti. Devlet terör örgütü olarak görmüyorsa gitmiş olabilirler. Ne malum Suriye’de örgüte katıldığı? Tape kayıtlarında Erman Ekici’nin kayıtları geçmiyor. Beraatini istiyoruz

IŞİD’li Ekici: O kadar örgüt üyesi varken beni yargılıyorsunuz. Türkiye öyle bir hale geldi ki, zayıfsan arkamda biri yoksa bu hale düşersin

Erman Ekici, “O kadar örgüt üyesi varken beni yargılıyorsunuz. Türkiye öyle bir hale geldi ki, zayıfsan arkamda biri yoksa bu hale düşersin. Ben Erzurum’da üniversitede ilahiyat okudum. Ben demokrat bir insanım, oy kullanıyorum. IŞİD oy kullananları kafir olarak görür. Ben IŞİD’e göre kafirim” dedi.

FETÖ’den yargılanan hakim ve savcıları kasteden Ekici davanın hakimine, “Düne kadar sizin yanınızda olan hakim savcı arkadaşlarınız, bugün ceza evinde yatıyor. Siz de mi suçlusunuz?” diye sordu.

Sanık Erman Ekici, “‘Emiri sen getirdin’ deniliyordu, müşteki avukatı anlattı ve adım geçmedi ki” diyerek kendisini savundu. Ekici, Yunus Durmaz da dahil olmak üzere dosyada da yer alan tanıştıkları bilinen bütün isimleri yanlış telaffuz ederek “öyle miydi, böyle miydi” şeklinde konuşması dikkati çekti.

Ekici, “Talha’nın babası anlamına gelen Ebu Talha kod adının bana ait olduğu söyleniyor. Evet oğlumun adı Süleyman Talha ama emiri getiren ben değilim. Ben ilahiyatçıyım. Çocuklarım okula gidiyor. Demokrat ve oy kullanan bir insanım. İslami kimliğimden dolayı tutukluyum” dedi.

Mücadeleden vazgeçmeyeceğiz

Duruşma salonu önünde yapılan açıklamada konuşan 10 Ekim Barış ve Dayanışma Derneği adına konuşan Mehtap Sakinci Coşgun, Pandemi nedeni ile ailelerin sınırlı katılımının sağlandığını belirtti. Coşgun, 10 Ekim Anıtı’yla ilgili olumlu gelişmeler yaşandığını da belirterek adalet mücadelesinden vazgeçmeyeceklerini söyledi.