Demokratik Alevi Dernekleri (DAD), Suriyeli bir ailenin katledilmesiyle ilgili olarak hiçbir delil olmaksızın, memleket ve mezheplerine bakılarak gözaltına alınan, polisteki 3 günlük sorgu boyunca tehdit ve işkencelere maruz bırakılarak suçu üstlenmeye zorlanan, polis yönlendirmesiyle hareket eden savcılığın da aynı mizansenle tutuklayarak cezaevine gönderdiği ve gerçek katil suçunu itiraf ettikten sonra mecburen serbest bırakılan, fakat tüm gerçek ortaya çıkmışken bile beraat ettirilmeyen Dersimli Elkatmış ailesiyle dayanışma içinde olduğunu belirten eşzamanlı basın açıklaması gerçekleştirdi.
Ankara’da, DAD Ankara Şube Eş Başkanı Mustafa Karabudak’ın yaptığı basın açıklamasına İHD Ankara Şube, Ankara Dersimliler Derneği, Vartolular Derneği, Karakoçanlar Derneği, Kızılırmak Yerel Dernekler Federasyonu, Alınteri, HDP Ankara İl, HDP Çankaya İlçe, Sivas’ta yakılarak katledilen Gülsüm Karababa’nın ağabeyi Hüseyin Karababa da katıldı.
DAD Mamak Şube Ana Fatma Cemevi Eş Başkanı Hasan Altun’un yaptığı basın açıklamasına da İHD Ankara Şube, AKADER, Alınteri, BDSP, Halkevleri, Emek Partisi, DİSK Emekli Sen, HDP Mamak ilçe, HDK Mamak Meclis üyeleri, ESP, Partizan, SODAP, Demokratik İslam Kongresi, Tuzluçayırlı Kadınlar, Hüseyin Gazi Cemevi, Aktaş, Küre, Başkınık, Erzurum Kürkçü, Yuva Külahlı, Köy Dernekleri katılım gösterdiler.
“Alevi olman düzmece soruşturma yapılması için, işkence edilerek ifaden alınması için, doktorun sana işkence raporu vermemesi için, gözaltında ailece tecavüz ile tehdit edilmen için, basının düzmece haber yapması için yeterli” diye vurgulanan açıklamanın tam metni şöyle:
BASINA VE KAMUOYUNA
4 Şubat 2020’de yaşanan Suriyeli bir ailenin hamile kadın ve 5 yaşında çocuğunun boğularak katledildiği olay Türkiye’de mülteci ve Alevi olmanın, ötekileştirilmenin ibretlik yaşanmışlığını binlerce örneği gibi tekrar önümüze geldi. İbretlik yaşanmışlığın hakikatini, Dersimli (Tunceli) ailenin derdini anlatmak için başvurduğu kapılardan en son HDP Milletvekili Ali Kenanoğlu’nun Meclis gündemine getirmesi, kamuoyunu bilgilendirmesi ile gündemleşti.
Öncesinde;
Cinayetten, Suriyeli ailenin alt komşuları olan Dersimli Hasan Elkatmış ile oğulları Ozan Elkatmış ve Şahin Elkatmış sorumlu tutularak gözaltına alınmıştı. Polis, Elkatmış ailesinin suçu üzerlerine almaları için 3 gün boyunca tehdit ve işkence etmiş ve ardından baba ve iki oğlu tutuklanarak cezaevine gönderilmişlerdi.
Elkatmış ailesi, hiçbir delil olmaksızın 1 ay cezaevinde kaldı. Cezaevinden denetimli serbestlik ile bırakılan baba ve oğulları, üç ay boyunca karakola giderek imza atmak zorunda kaldı. Suçlunun yakalanmasından sonra imza atma süreci devam eden aile, yaşadıkları travmayı atlatamadı.
Ötekileştirilmenin ibretlik hikayesi hepimizin yeniden düşünmesini gerektiğini gösteriyor.
“ALEVİ OLDUĞUMUZU DUYUNCA BİZİ SUÇLAMAK İÇİN ELLERİNDEN GELENİ YAPTILAR”
Gözaltı sürecinde kardeşine yapılan işkenceyi dinlediğini belirten Ozan Elkatmış, evde arama yapan polislerin kendilerinin inancını sorduğunu, Alevi olduklarını duyunca daha çok suçlamalarda bulunduklarını ifade ederek, şunları anlatı,
“Olay günü öğlen saatinde kalktım. Sadece duydum ki üst kattaki Suriyeli bir komşu cinayete maruz kalmış oğluyla birlikte. Sonra polisler eve geldi. Arama yaptılar. Kimliklerimizi sordular, memleketlerimizi sordular, inanış tarzımızı, ibadetlerimiz nasıl yapılıyor ona kadar sordular. Alevi olduğumuzu söyleyince daha çok üstümüze düştüler, bizi suçlamak için ellerinden geleni yaptılar.
“DÜZMECE HABERLER YAPILDI”
Gözaltındaki 4. gün ifademizi aldıktan sonra bizi tutukladılar. Üçümüz aynı koğuştayız. Derdimizi anlatıyoruz koğuştakiler inanıyor ama televizyon haberlerinde bizden konuşuluyor. Günlük gazetelerde yalan, düzmece haberler. Sanki biz yapmışız gibi göstermeler. Polis karakolunda çekilen resim gazetelere verilmiş.” Basın da hiçbir araştırma yapmadan Polisin beyanı ile haber yapmış ve günlerce bunu devam ettirmiş.
“KATİL SUÇUNU İTİRAF ETTİĞİ HALDE SAVCI BERAATİMİZİ VERMEDİ”
3 buçuk ay boyunca pandemide haftada 1 gün imza atıyorduk. Bizim beraatımızı vermedi savcı. Gerçek suçlu ortada, suçunu itiraf etti. Yine de beraatimizi vermedi. Hala düne kadar beraatımız verilmemişti. Ben kendisini (savcıyı) 2 defa şikâyet ettim. Şikâyet ettim diye olayı şahsi algıladı ve şahsi cevap verdi bize. Kesinlikle masasına gelen hiçbir dilekçeyi kabul etmedi bizimle ilgili. Sonra herkes duyunca, olayı kapatmayı başaramadılar. Olay tekrar canlanınca bu sefer savcı başkasına devretti. 1-2 gün içerisinde bizim tahliyemiz çıktı. Dostlarımız sayesinde sesimizi duyurabildik tekrardan.”
“HUKUK DA ADALET DE YOK!”
Yapılan işkencelere karşı hukuki mücadeleyi vereceğini belirten Ozan Elkatmış, konuşmasını şöyle tamamladı:
“Adalet yok diyorlardı duyuyordum sürekli. Ben bu yaşıma kadar adalet nasıl yok diyordum. Bu olay başımıza geldi. Adaletin ne demek olduğunu ve olmadığını öğrendim. Başımıza gelen bu olaydan sonra adaletsiz bir ülkede yaşadığımızı öğrendim. Adalet sadece bir isimden ibarettir. Hukuk da adalet de yoktur.
Ailenin Pir Haber Ajansına verdiği röportajdan alıntıladığımız başlıklar bizlere Türkiye’de mülteci isen ölümün cezasız; Kadirova davasında olduğu gibi; Akdeniz’de her gün ölmek gibi; vatandaş olman eşit olman anlamına gelmiyor. Kadın olman, Şule Çet davasındaki gibi, Gülistan Doku davası gibi; Kürt olman, helikopterden atılman için geçerli sebep, Alevi olman düzmece soruşturma yapılması için, işkence edilerek ifaden alınması için, doktorun sana işkence raporu vermemesi için, gözaltında ailece tecavüz ile tehdit edilmen için, basının düzmece haber yapması için yeterli. Polis istediği gibi yasaya dayanmadan savcı ile el ele suç üretme uzmanı olmuş. Vatandaş maaşını aldığı nimet ne de olsa. Suç varsa, maaş var anlayışı ile yasa, hukuk, vicdan tanımaz, sırtından copunu, elinden kelepçesini eksik etmediği suç üreten bir rejim ile karşı karşıya olduğumuzu açık bir şekilde görünmektedir. Suç üreten anlayışa karşı birlikte mücadele etmekten başka şansımız olmadığı açıktır.
Demokratik Alevi Dernekleri olarak Elkatmış ailesini ziyaretimiz sonrasında ailenin dayanışma ihtiyacına tanık olduk. DAD olarak Elkatmış ailesinin yanında olacak, davanın takipçisi olacağız. Suç üreten kolluğun, düzmece rapor düzenleyen doktorun, üretilen suçu yasaya uyduran savcının cezalandırılması için tüm kamuoyunu, Alevi kurumlarını aile ile dayanışmaya, davayı takip ederek suçluların hakettikleri cezayı almaları için çaba göstermeleri. Kamuoyu vicdanı ve demokratik değerler için elzemdir.
Mazlum Çaresiz, Mekan Rızasız, Zaman Sahipsiz Değildir.
Demokratik Alevi Dernekleri
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!