Alınteri: Geçtiğimiz günlerde 7 devrimci yapı (Alınteri, Demokratik Bölgeler Partisi, Devrimci Parti, Ezilenlerin Sosyalist Partisi, Mücadele Birliği Platformu, Partizan, Sosyalist Meclisler Federasyonu) birleşerek BMG’ni kurdu. Herkesin “birleşmiyorsunuz, dağınıksınız, parça parçasınız” diye eleştirdiği bu yapıların oluşturduğu Birleşik Mücadele Güçleri’nden beklentiniz nedir? Sizce bu güçler ilk olarak neye el atmalı, ne yapmalı?
Eğitim Emekçisi / İzmir: Bir sosyalist olarak beklentim-sosyalizmi inşa etmeye yönelik olarak en genel şekliyle emek-sermaye çelişkisi ekseninde sınıf mücadelesini örgütlemesi, bu eksende mücadele hattını genişletmesi ve etkin kılmasıdır.
Kuşkusuz teorik düzlemde kolayca dile getirdiğim bu beklentimin pratiğinin kolay olmadığının farkındayım. Yeni bazı hareketlenmelerin yarattığı umut ve beklentileri dikkate aldığımızda sınıf mücadelesinin ne kadar etkili olabileceğini görüyoruz ancak şu anda bu dinamiğin bir başına fiili yönetime yönelik etkin bir mücadele gücü haline geldiği söylenemez.
Uzatmadan soruya BMG “ilk olarak neye el atmalı, ne yapmalı?” çerçevesinde cevap verecek olursam, bu doğrultuyu esas alarak, yukarıda dediğim gibi, en genel şekliyle emek-sermaye çelişkisi ekseninde safı emek cephesinde olan bütün güçleri, bütün kesimleri, yani en genel anlamda ezilenleri, dışlanmışları, her türden ayrımcılığa uğramışları, vb. vb. iktidara karşı radikal bir mücadele hattına yöneltecek politikalar üretmelidir.
Ancak özellikle şunu vurgulamak isterim; kanımca şu an Türkiye’nin hakim güçlerinin üzerinde ittifak ettiği şey Kürtleri ve siyasal temsilcilerini bütünüyle sistem dışına atmak. Bu bir birliğin önündeki en acil görevin hakim sınıfların, gerici ittifakın bu hamlelerini boşa çıkaracak alternatifler üretebilmesi; Kürtlere yönelik olarak izlenen politikaları Türkiye halkları nezdinde teşhir edebilmesi olmalıdır. Kürt siyasi hareketinin teorik olarak dillendirdiği politikaların sınıf mücadelesi eksenli bir bakış açısından problemli görülebilir elbette, ancak unutulmamalı böyle bir durumda gözönünde bulundurulacak olan şey Kürt siyasi hareketinin “teorik” görüşleri değil, Kürtlere yönelik izlenen imhacı politikalara karşı sınıf mücadelesi ekseninde nasıl karşılık verileceğidir. Bunun pratiğinin kolay olmadığını biliyoruz; Türkiye sol ve sosyalist hareketinin tarihsel serüveni bu yola zaman zaman girildiğini ama geniş bir cephede sınıf mücadelesini örgütlemek yerine bazı genel-soyut “teorik” doğruların pratik bir mücadele sürecinin önüne konulduğunu göstermektedir.
Alınteri: Her türlü zoru ve zorbalığı kullandığı halde rejim toplumun büyük bir çoğunluğuna boyun eğdiremedi. Kürtler, kadınlar, gençler, doğasına sahip çıkan köylüler direniyor. Siz de bu dinamiklerin bir parçasısınız, bu dinamikleri bir kanalda birleştirebilmek için somut olarak herkes kendi çapında neler yapabilir, neler yapmalı?
Eğitim Emekçisi / İzmir: Bu soruda işaret edilen birçok muhalif-özgürlükçü hareket sorunun kaynağının kapitalist dünya düzeni olduğu gerçeğini ıskalamasa bile meselenin nihai çözümünün kapitalist düzenin sona erdirilmesine bağlı olduğunu ya fark etmiyor ya da bunu mücadelenin nihai ereği haline getirmiyor. Aslında bu durum zaman zaman dünyanın çeşitli yerlerinde parlayan ve parladığı süre içinde etkili olan muhalif hareketlerde de görülen genel bir durum. Bir örnek verecek olursam, geçenlerde Lübnan’da başlayan sokak hareketleri WhatsApp kullanımın paralı olacağı haberi üzerine başlamıştı. Doğrusu bahane pek önemli olmayabilirdi ama hareketin birden kazandığı ivme umut verici olmuştu. Ama zamlar geri alınınca hareketin pek de öyle düzenin bizzat kendisine yönelik olmadığı, gerçekten sadece WhatsApp zammı ile ilgili olduğu görüldü. Keza aynı şey Fransa’daki Sarı Yelekliler hareketi için de söylenebilir.
Yine uzatmadan soruya döneyim; bu tür hareketlerin kendi özgül değerlerine yönelik bir “önem hiyerarşisi” oluşturmadan, onları kapitalist düzeni yıkmaya yönelik genel mücadelenin tamamlayıcı unsurları olarak değerlendirmek gerekir. Bu tür hareketleri önemsemek gerekir. Herkesin kendi konumu/sorunu gereği öne çıkardığı ve uğrunda mücadele ettiği şeyin radikal bir düzen değişikliğini mümkün kılacak cepheler olduğu kabul edilerek çok katmanlı ve kuşatıcı bir sınıf mücadelesi dili geliştirilmelidir.
Alınteri’nin notu: Bu iki soru doğrultusunda görüşlerinizi bizimle paylaşırsanız ortak mücadelemize katkıda bulunmuş olursunuz:
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!