Birleşik Mücadele için ne dediler -XIV



İşçi ve emekçilere, kadınlara ve gençlere, yurt içinde ve yurt dışında yaşayan, herkesin elele vererek sömürü ve zorbalığa karşı dikilmesi gerektiğini düşünenlere Birleşik Mücadele Güçleri’nden beklentilerinin ne olduğunu birleşik mücadelenin nasıl büyütüleceğini sorduk.


Alınteri: Geçtiğimiz günlerde 7 devrimci yapı (Alınteri, Demokratik Bölgeler Partisi, Devrimci Parti, Ezilenlerin Sosyalist Partisi, Mücadele Birliği Platformu, Partizan, Sosyalist Meclisler Federasyonu) birleşerek Birleşik Mücadele Güçleri’ni (BMG) kurdu. Herkesin “birleşmiyorsunuz, dağınıksınız, parça parçasınız” diye eleştirdiği bu yapıların oluşturduğu BMG’den beklentiniz nedir? Sizce bu güçler ilk olarak neye el atmalı, ne yapmalı?

Mühendis / İsviçre: Yukarıda bahsetmiş olduğunuz eleştiriyi [“birleşmiyorsunuz, dağınıksınız, parça parçasınız”] yapanlardan biri olarak bu birleşime oldukça sevindiğimi belirtmek isterim. Bu bir ilk adım elbette, asıl önemli olan uzun vadede ülkede nelere temas ettiğiniz, nasıl bir etki ve izlenim yarattığınız olacaktır. Bunu hedefliyorken de kapsayıcı tutum ve söylemlerle sosyal mecralarda yer alacak olmanızı temenni ediyorum.

Bu fikrimi yazarken de internette adınızı arattım ve ilk çıkan habere tıkladım. Yazıdaki başlıklar “iktidarı çökertmek için bir aradayız”, “Faşizme karşı birlik çağrısı” şeklindeydi, içeriklerini okumadım. Sonra, “Türkiye’de yetişmiş bir kadının iktidarı yıkmak veya asgari ücretle geçinen bir babanın faşizme karşı birlik çağrısıyla ne kadar ilgilenir, kendisiyle ne kadar bağdaştırır” diye düşündüm. Bu birliktelik anladığım kadarıyla toplumun acil sorunlarından ötürü oluşturuldu. Fakat yayınlanan metinlerde toplumun acil temel sorunlarından ziyade iktidar sorununu direkt olarak ele alındığı için küçük bir çevreyle sınırlı kalacağını düşünüyorum. Umarım ilerleyen zamanlarda yanılıyor olur. Sorularınızı da içtenlikle aşağıda cevapladım.

İlk soruya gelecek olursak, “beklentiden” ziyade bu işi bir bütün olarak, kitlesel bir şekilde neler yapabilirize çevirmek isterim. Bu haliyle soru “kendimi” içine katabileceğim veya destek sunacağım hissini uzaklaştırıyor. Ülkenin şu anki gidişatında kısır bir döngüye bağlanmış gibi birbirine benzer haberleri izlemekten çok yoruldum. Bir kadın olarak ataerkil bir toplumun getirdiği, hem rejimin hem de maalesef ki bazı kadınların da destek verdiği her türlü baskıya, eşitsizliğe, tecavüze, dayağa ve bunlara bir şekilde bir kılıf uydurulup yok sayılmamızdan, insani hak olan “temel yaşam” hakkımız için bu kadar çaba vermekten, bu denli haksızlığa uğramaktan bıktım.

İkinci olarak ise ülkenin ekonomik durumunun pandemi ile birlikte daha da zorlaşması ve ortada sosyal bir devletin olmayışını da gözönünde bulundurursak burjuvazi ve yoksul kesim arasındaki fark giderek arttı. Insanlar artık ailesine, çocuklarına bakamadıkları için toplu şekilde intihar etmeye kadar durum geldi maalesef. Bu konuda nasıl bir etkiniz olur bilemiyorum ama değişmesi gereken bir sorun.

Alınteri: Her türlü zoru ve zorbalığı kullandığı halde rejim toplumun büyük bir çoğunluğuna boyun eğdiremedi. Kürtler, kadınlar, gençler, doğasına sahip çıkan köylüler direniyor. Siz de bu dinamiklerin bir parçasısınız, bu dinamikleri bir kanalda birleştirebilmek için somut olarak herkes kendi çapında neler yapabilir, neler yapmalı?

Mühendis / İsviçre: Türkiye halklarının aslında tarihi ve karakteriyle ilgili bir soru birazda bu. Çünkü bir felaket karşısında çok çabuk birlik olabilen ama bir o kadar da büyük bir hızla kutuplaşabiliyoruz. Yaşadığımız sorunlara, bu doğayla ilgili olabilir, kadın sorunları olabilir veya gençlerin, hepimizin sorunu olarak görebilmek için bilinçli, bireysellikten çok toplumsal olarak hareket etme bilincine sahip insanlara dönüştürülmemiz ve yetiştirilmemiz gerekiyor. Ve yalnız olmadığımıza inanmamız gerekiyor elbette. Bireysel olarak böyle bir mücadele birliğinin içinde ben ne sunabilirim diye düşündüğümde sanat, kitap ve eğitimin gücüne, toplumları tarih akışı içerisinde aydınlatan etkili unsurlardır. Tiyatro alanında “kadını” ve “birlikte mücadeleyi” öne çıkaran cesaret ve inancı arttıran oyunları ülkenin birçok yerinde en unutulmuş yerlerinde interaktif bir şekilde sergilemek isterdim.

***

Roni / İsviçre: Öncelikle Birleşik Mücadele Güçleri’ni bir araya getirenleri tebrik ediyor ve bu önemli adımda emeği olanları saygıyla selamlıyorum. Hayırlı olsun!

Dağınık mücadele ederek bu zihniyet karşısında zafere gitmek zordur. Bu zihniyet Kürtler, sol sosyalist ve devrimciler karşısında “beka” diye birleşiyorsa, bizim de küçük detaylara takılmadan birleşmemiz kaçınılmazdır.

Düşman birleşmiş bir demokrasî cephesinden çok korkar onun için birleşmememiz için her oyuna başvuracağı gibi, içimize görünmez oyuncuları da sokar.

Bu anlamda Kürt Özgürlük Hareketi’nin yürüttüğü mücadele desteklenmeli. Rojava’da kazanılan toprak demokrasi cephesinin harmanı olarak görülmeli. Orada büyütülen demokrasi Ortadoğu’ya kolaylıkla yayılabilir.

Hepinize kolay gelsin,

Saygılar ve sevgiler…