10 Ekim Ankara Katliamı davasının “firari sanıklarının” sözümona yargılandıkları davanın 10 Mart’taki duruşması değişen mahkeme heyetinin katliamda hayatını kaybedenlerin ailelerine yönelik özel tutumuyla bugüne ertelenmişti. O duruşmada tanık sıfatıyla ifade veren (başka bir IŞİD davasında sanık olan) Büşra Şahin’e müşteki avukatları soru sorarken, bu dosyada tutuklu tek sanık olan Erman Ekici’nin avukatı Heyyam Fidan “yanıt vermeyebilirsin” şeklinde müdahale ederek, konuşmamaya yönlendirmişti. Fidan’ın bu aleni müdahalesine, bir baba “adalet istiyorum” diye tepki göstermişti. Babanın bu tepkisi üzerine Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi heyet başkanı “duruşma düzeni bozuldu” diyerek heyetle birlikte salonu terk etmiş, sonrasında da tepki gösteren babanın salondan çıkarılmasını istemişti. Bu tutum salonda büyük tepkiye neden olunca da inadından vazgeçmeyerek duruşmayı bugüne ertelemişti.
Katılımın yüksekliği dikkat çekti
Geçen celsede yaşanan bu hukuksuzluğa karşı bugünkü celseye katılımın oldukça yüksek olduğu görüldü. Çok sayıda avukat, HDP ve CHP’li milletvekilleri, kurum temsilcileri, kitle örgütü temsilcileri, katılımcılar 2 salonu doldurdu. Birleşik Mücadele Güçleri de duruşmaya katıldı. 2016 yılından beri devam eden dava süreci boyunca mahkeme salonunun önüne ilk defa polis barikatı kurulduğu görüldü.
Sonraki duruşma 9 Haziran’a ertelendi
Sonraki duruşmanın 9 Haziran’a ertelendiği bugünkü duruşmada heyet, şu kararları aldı: MASAK (Mali Suçları araştırma Kurulu) raporunun yeniden istenmesi ve gönderilmezse suç duyurusunda bulunulmasına, YPG’nin elinde bulunan Savaş Yıldız hakkında HTS kayıtlarının yeniden istenmesine, 10 Ekim Barış Derneği’nin katılma talebinin kabul edilmesi konusunda Valiliğe derneğin tüzel kişiliğinin sorulmasına, firari sanıklardan Nusret Yılmaz ile ilgili Gürcistan’a geçerken 2 kez yakalanıp bırakılması konusunda iade evraklarının istenmesi talebinin reddine…
Heyet başkanı aynı tutumunu yineledi
Bugünkü duruşmada heyet başkanı geçen duruşmadaki tutumunu yineledi ve müdahale eden olursa gelecek celse ve sonrasında duruşmalara katılamayacakları yönünde aileleri tehdit etti. Avukatlar heyet başkanının bu tutumuna karşı tanığın konuşmasına müdahale edenin sanık avukatı olduğunu hatırlatarak, insanlığa karşı suç kapsamına alınan böylesi bir davada ailelerin bu tür müdahalelere tepki göstermesinin anlaşılır olduğunu belirtti. Mahkeme Başkanı’nın dışarı çıkarma ve bir daha duruşmalara almamasının usulen mümkün olmadığını söyledi.
Avukatlar ayrıca, Gebze’de öldürülen Avukat Ersin Arslan için duruşmaları boykot ettiklerini ama bu katliamın önemi nedeniyle mahkemeye geldiklerini anlattı.
Erman Ekici’nin avukatı kışkırtıcılığa devam etti
Sanık Erman Ekici’nin avukatı siyasi partilerin ve sivil toplum örgütlerinin davaya katılma taleplerinin reddedilmesini istedi. Müşteki avukatlarının önceki mahkeme heyeti üzerinde baskı kurduğunu iddia eden sanık avukatı salonda konuşan olursa duruşmadan çıkarılmasını talep etti.
Tunceli Baro Başkanı Av. Kenan Çetin ise itirazlarının dosyaya geçmesini talep ederek, “Bizler yüz yüzelik ilkesini önemsiyoruz. Tanığın burada olup, yüz mimiklerini okumamız önemli. Bu nedenle itirazlarımızın dosyaya geçmesini talep ediyoruz. Yargılamanın bağımsız yürümesini talep etmekteyiz” dedi.
10 Ekim Barış Derneği Başkanı Mehtap Sakinci de geçmiş yıllarda kurdukları derneğin kapatılmasının ardından yeni bir derneğin faaliyete geçtiğini belirterek, “Bu katliam sonucunda kurulan derneğimiz faaliyetlerine devam etmektedir. Temel amaç adalettir. Derneğimiz hayatını yitirenlerin ailelerinden oluşmakta. Dernek olarak dosyaya katılma talebimiz var” dedi
10 Ekim Ankara Katliamı sanığı Erman Ekinci de 10 Ekim Barış Derneği ve ailelerin duruşmaya katılma taleplerine itiraz ederek, “64 celse boyunca fiziki ve sözlü müdahalede bulundu. Mahkeme başkanı da kimseyi salondan atmadı. Duruşma düzenini bozdular. Mahkeme başkanı da baskı altında tutuluyor. Önceki celse, tanığı yönlendirdiğim iddia edilmişti. Bunu da kabul etmiyorum” ifadelerini kullandı.
Taleplerin ardından 9. duruşmada ifadesi tamamlanamayan Muhammet Zana Alkan’ın eşi Büşra Şahin tanık olarak dinlendi.
Büşra Şahin hiçbir şeyi hatırlamadı!
Dava avukatlarından Eylem Sarıoğlu’nun beyanlarıyla sorguya geçildi. Sarıoğlu, tanık Şahin’e tabletten sanıkların fotoğraflarını gösterdi. Şahin, kendisine gösterilen kişilerden sadece eşi Alkan’ı tanıdığını diğer hiçbirini tanımadığını iddia etti. Sarıoğlu’nun “Alkan’ın çalıştığı kişileri hatırlıyor musun?” sorusuna Şahin, “Hayır Araplarla çalışıyordu. En önde savaşanların grubundaydı. Alkan’ın savaşmayı kendi talep ettiğini biliyorum” dedi.
Sarıoğlu’nun “Yerleşimleri kim belirliyordu” sorusuna Şahin, “Ben eniştem ablam aynı evde oturuyorduk. Onlar nerede kalacağımızı buluyordu. Tam olarak bilmiyorum” şeklinde yanıtladı. Sarıoğlu’nun “Roj kampından hatırladığın kimse var mı?” sorusunda Şahin, “Hayır tam hatırlamıyorum. İsim olarak bilmiyordum. Biz normalde hapisteydik. PKK’nin hapsinde 9 ay kaldık” yanıtını verdi.
Sarıoğlu’nun kendisine Roj kampında bulunan olası kişilerin ismini sordu. Şahin, hiçbirini tanımadığını ya da hatırlamadığını iddia etti.
‘Hiçbir olayın araştırılmadığı bir iddianame gördük’
Avukat İlke Işık ise “5 buçuk yıl önce yaşanan katliamın yargılamasındayız. Barış için buluşan insanların içerisinde 2 canlı bomba kendini patlattı ve biz 5 buçuk yıldır katliamın izini sürüyoruz. Dosyanın tüm sorumluları ile aydınlatılmasını istiyoruz. Hiçbir olayın araştırılmadığı bir iddianame gördük. Ellerinde canlı bomba listesi vardı. Adıyaman Emniyeti biliyordu. Bombacılardan biri Yunus Emre Alagöz’dü ancak diğer bombacıyı halen tespit etmediler. 19 tutuklu sanık var ve ceza verildi. 16 sanık da firari. Aralarındaki ilişki tam olarak nedir? Diyarbakır, Antep katliamına savcılık hiç bakmadı. Yakup Şahin bombaları yapmak için amonyum nitratı nereden, nasıl almış, araştırılmamış. Aileler, ‘Yunus Emre Alagöz, çocuklarımızı IŞİD’e götürüyor’ diye şikâyette bulunmuş ama savcılık bunlar üzerine gitmemiş. Savcılar, geçtiğimiz yıl 9 klasörü atıp, çekip gittiler. Yakup Şahin, tonlarca gübre almak için bir adrese gidiyor. Satıcı şüphelenerek emniyeti arayıp Şahin’i şikayet ediyor. Ama Nizip Emniyeti üzerine gitmiyor. Biz bu bilgileri gizlenen dosyalarda, 4 yıl sonra ulaşıyoruz. O yüzden daha çokça taleplerde bulunacağız.”
‘İnsanlar trafik kazasında ölmedi, önlem alınmadığı için öldü!’
Katliam öncesinde faillere kimsenin müdahale etmediğini ve tutuklanan sanıkların dahi tahliye edildiğini hatırlatan Avukat İlke Işık, “Tek derdimiz, ülkenin en büyük katliamında gerçeğe ulaşabilecek miyiz? Ama ne yazık ki taleplerimize cevap alamıyoruz. 9 Ekim gecesine gidelim. Antep’te çok rahat örgütlendiler. Hücre evleri var. Sınırlardan rahatça gidip gelebiliyorlar. Antep’ten Ankara’ya kadar o canlı bombalarla sorunsuzca gelip katliamı gerçekleştirebiliyorlar. Bu sadece 3-4 IŞİD’linin yapabileceği bir şey değil. En kötüsü hiç kimse bunlara müdahale etmemiş. Tutuklanıp tahliye edilen firari sanıklar var. Yunus Durmaz’ın öldüğü söyleniyor ama hakkında yakalama kararı var. Ülkenin en büyük katliamından bahsediyoruz. Bu insanlar trafik kazasında ölmedi. Önlemler alınmadığı için bu katliam gerçekleşti. Buraya daha fazla sanık getirmelisiniz” diye belirtti.
‘Katliam emrinin kimden alındığına dair tek bir soruşturma yok!’
Av. Eylem Sarıoğlu ise soruşturmanın özensizce yürütüldüğünü ifade etti. Sarıoğlu, “Gidip Antep’ten aldığımız raporları aldığımızda sanıkların aslında ne kadar tehlikeli olduklarını ve yeni katliamlar gerçekleştirebilme potansiyellerinin olduğunu gördük. Katliam emrinin kimden alındığına dair soruşturmada tek bir araştırma yok. Sanıkların pozisyonlarının ortaya konulması gerekir. IŞİD kamplarında olduklarına dair birçok isim elimizde mevcut. Yunus Durmaz gibi Ahmet Güneş de bir süre takip ediliyor. Telefon görüşmeleri de mevcut. Dini eğitimler verip IŞİD politikası yapıyor. Bu firari sanıkların hepsi insanlığa karşı suçtan yargılanmalı” diye vurguladı.
‘Canlı bomba olarak aranan iki kadın evlerinde oturuyor!’
Canlı bomba olma ihtimali olan ve üzerine ödül konarak aranan isimler üzerinde de duran Av. Sarıoğlu, “Canlı bomba olarak aranan 2 kadın isim şu an evlerinde oturmaktalar. Hiçbir ceza da almadılar. O insanlar basit isimler değildi. Etkin pişmanlıktan yararlanıp hiçbir şey olmamış gibi devam ediyorlar. Bunlar çok tehlikeli insanlar dedik. Kadınların dinlenmesi IŞİD’lilerin ortaya çıkması konusunda zaruridir diyoruz. Daha etkili bir arama mekanizması istiyoruz,” denildi.
MASAK raporu talep edildi
Avukat Murat Kemal Gündüz, firari sanıklar arasında bulunan Edremit Türe’nin 150 IŞİD’liyi eğittiğini söylemesine rağmen emniyetin aranan sanıklar arasında ödüle bile layık görmediğini dile getirdi. Bu nedenle İstihbarat Daire Başkanlığı ve MİT’ten gelecek bilgilerin önemli olduğunu belirten Gündüz, “Soruşturma aşamasında birçok ilişkiyi MASAK (Mali Suçları araştırma Kurulu) raporlarıyla çözdük. Örgüt şirket kurmuş, Suriye’den Antep’teki kuyumcular aracılığıyla para trafiği kurulmuş. Bir kısmı PTT üzerinden yapılmış” dedi. Ancak para akışı konusunda analiz raporunun defalarca istenmesine rağmen gönderilmediğine dikkat çeken Gündüz, MASAK’tan bu analizlerin getirilmesini talep etti.
Erman Ekici’nin avukatının sözleri tepki çekti
Sanık Erman Ekici, Yunus Durmaz’ın 2012-2013 yılları arasında tanıdığını ama sonrasında görmediğini savundu. Kendisinin avukatlar istedi diye insanlığa karşı suçtan yargılandığını iddia eden Erman Ekici, eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın değil kendisinin yargılandığını söyledi.
Ardından Sanık Erman Ekici’nin Avukatı Heyyam Fidan’ın Devlet Bahçeli, Doğu Perinçek, Süleyman Demirel, Deniz Gezmiş ve Che Guavera’dan bahsederek dosya konusu dışında beyanda bulunması salondakilerin tepkisini çekti.
Mahkeme Başkanı salonda bulunanları ve Avukat Fidan’ı uyardı.
Duruşma 9 Haziran 2021 Tarihine gün verildi. duruşma çıkışında Adliye önünde basın açıklaması yapıldı.
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!