Güvencemiz ‘Kadınla erkek eşit değildir’ diyen Erdoğan’mış!



Hükümet, cinsiyet eşitsizliği temelinde yaşanan tüm cinayetlere, şiddete karşı kadınlara, çocuklara, LGBTİ+’lara ve korumasız olan tüm toplumsal kesimlere yönelik nispi bir koruma sağlayan, cinayet ve şiddet uygulayanların, istismarcıların cezalandırılmasına ilişkin düzenlemeler içeren İstanbul Sözleşmesi’nden “aile yapısını bozduğu” için çekildiğini açıkladı


İstanbul Sözleşmesi’ni iç hukukun üstünde olduğu söylenen uluslararası yasaları da hiçe sayarak bir geceyarısı kararnamesiyle iptal eden iktidar, toplumsal tepkileri değil ama uluslararası emperyalist güç merkezlerinin açıklamaları ve kınamalarını ciddiye alarak son derece inandırıcı (!) bir “savunma” yaptı. Cinsiyet eşitsizliği temelinde yaşanan tüm cinayetlere, şiddete karşı kadınlara, çocuklara, LGBTİ+’lara, korumasız olan göçmenler ve tüm toplumsal kesimlere yönelik nispi bir koruma sağlayan, cinayet ve şiddet uygulayanların, istismarcıların cezalandırılmasına ilişkin düzenlemeler içeren bu sözleşmeden “aile yapısını bozduğu” için çekildiklerini söylediler.

Argüman da hazır: LGBTİ+’lar! Her konuda olduğu gibi düz bir siyasal saldırganlığı-zorbalığı tarihsel toplumsal gericilik birikiminin en karanlık noktalarına seslenerek ideolojik bir kışkırtıcılıkla birlikte “savunuyorlar”. Ne de olsa ailenin çözülmesi erkek egemenliğini sömürü düzeninin temellerinden biri olarak gören emperyalist kapitalizmin dünya düzlemindeki sorunu! Ne de olsa, LGBTİ+’lar da yine dünya gericiliğinin aynı gerekçelerle hedefe çaktığı toplumsal kesimler. Öyle ya Rusya’da ya da Hristiyan Batı’da da aynı argümanlar kullanılmıyor mu?! Üstelik bu argüman kendi tabanındaki dalgalanmaları, özellikle İstanbul Sözleşmesi konusunda belirli bir duyarlılık taşıyan kadınların tepkilerini yola getirecek kullanışlı bir argüman. Bu toplam gerçeklerin kesiştiği noktada İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme gerekçeleri de doğallığında “Türkiye’nin toplumsal ve ailevi değerleriyle bağdaşmayan eşcinselliği normalleştirmeye çalışan bir kesim tarafından manipüle edilmiştir” şeklinde oluyor.

Dil doğruyu söyler. Evet bu sözleşmeden cinsiyet eşitliği vurgusu, kadınların mücadelelerle kabul ettirdikleri bu içerikteki kazanımları güvenceye alması ve dahası onların birer hücre olan ailenin dışına çıkarak bir kişilik ve kimlik oluşturmalarının yaratacağı büyük tehlikeleri bertaraf etmek için çekildiler!

Eşcinselliği normalleştiriyormuş!

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’nın eveleye geveleye yaptığı savunma da bunun itirafıdır. Başkanlık’tan yapılan yazılı açıklamada, “İstanbul Sözleşmesi, Türkiye’nin toplumsal ve ailevi değerleriyle bağdaşmayan eşcinselliği normalleştirmeye çalışan bir kesim tarafından manipüle edilmiştir. Türkiye’nin sözleşmeden çekilme kararı alması da bu nedene dayanmaktadır” ifadesi yer aldı.

İstanbul Sözleşmesi’nin taraflara Avrupa Konseyi’ne bildirimde bulunarak sözleşmeyi feshetme izni verdiği belirtilen açıklamada Türkiye’nin sözleşmenin ilk imzacısı olduğu kaydedildi. Açıklamada “Başlangıçta kadın haklarının güçlendirilmesini teşvik etmeyi amaçlayan İstanbul Sözleşmesi, Türkiye’nin toplumsal ve ailevi değerleriyle bağdaşmayan eşcinselliği normalleştirmeye çalışan bir kesim tarafından manipüle edilmiştir. Türkiye’nin sözleşmeden çekilme kararı alması da bu nedene dayanmaktadır” denildi.

İstanbul Sözleşmesi ile ilgili ciddi endişeleri olan tek ülke Türkiye değildir” denilen açıklamada AB üyesi Bulgaristan, Macaristan, Çekya, Letonya, Litvanya ve Slovakya’nın sözleşmeyi onaylamadığı belirtildi ve “Polonya da eşcinsel grupların toplumsal cinsiyet hakkındaki fikirlerini tüm topluma empoze etme girişimini gerekçe göstererek sözleşmeden çekilmek için adımlar atmıştır” savunması yapıldı.

Sözleşmeden çekilme kararının “Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin ‘kadınları korumaktan taviz verdiği’ anlamına gelmediği” ileri sürülen açıklamada “Türkiye, sözleşmeden çekilse de aile içi şiddetle mücadeleden asla vazgeçmeyecektir” denildi.

Kadınların haklarını “kadın ve erkek eşit değildir” diyen Erdoğan koruyacakmış!

Açıklamada “Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’nin tüm kadınların güvenliğini ve haklarını korumaya devam edeceğini kuvvetli bir şekilde vurgulamakta ve kadına yönelik şiddetle mücadelenin sıfır tolerans ilkesiyle hükümetin gündeminin ilk sıralarında olacağının altını çizmektedir” ifadesi yer aldı.

Türkiye’de kadın haklarını desteklemek ve iyileştirmek için birçok somut adım atıldığı ileri sürülen açıklamada sözkonusu mekanizmaların yürürlükte olduğu, yeni reformların da hayata geçirileceği savunuldu.

Uygulanmayan mekanizmalar sıralandı!

Açıklamada bu mekanizmalar “Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın yanı sıra Medeni Kanun, Ceza Kanunu ve 6284 Sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun” olarak sıralanırken, “Türkiye ayrıca Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi’ne (CEDAW) taraftır” şeklinde sıralandı.

Açıklamada “Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmesinin, Cumhurbaşkanı Erdoğan hükümetinin tasarladığı, desteklediği ve uygulamaya aldığı dönüm noktası niteliğindeki kanun da dahil olmak üzere, kadına yönelik şiddetle mücadelede katı, etkili ve gerçekçi tedbirlerin uygulanması üzerinde hiçbir etkisinin olmayacağı unutulmamalıdır. Türkiye mart ayının başında açıklanan İnsan Hakları Eylem Planı kapsamında da aile içi şiddet ve kadına yönelik şiddete karşı mevcut önlemlerin etkinliğini artırmak için ilave adımlar atacaktır” ifadelerine yer verildi.