Yargının aleni sınıf düşmanı tutumuyla bozularak yeniden görülmeye başlanan Soma Katliamı davasının ilk duruşması bugün görüldü. Bu duruşmada işçi katilleri duruşma salonuna bile getirilmedi, uzaktan SEGBİS’le katıldılar. Avukatlar ve aileler buna itiraz etti, isyan etti. Fakat katiller beraatlerini istemekten, duruşmadan vareste tutulmayı istemekten utanmadı!
Mahkeme ailelerin ve avukatların taleplerini reddetti. Şu ara kararı açıkladı: Sanıkların duruşmaya getirilmesi talebinin reddine, Adem Ormanoğlu ve Efkan Kurt yönünden vareste tutulma taleplerinin kabulüne, Can Gürkan yönünden reddi ile bir sonraki duruşmada SEGBİS ile hazır edilmesine, mütalaaya karşı önümüzdeki celseye kadar taraflara ayrı ayrı süre verilmesine, Haluk Evinç’in acil durum sorumluluğunun bulunup bulunmadığı konusunda beyanlarının alınması için talimat yazılmasına ve duruşmanın 24 Mayıs 2021 saat 09:00’a ertelenmesine karar verildi.
Duruşma seyri boyunca avukatlar yargının aleni tarafgir tutumunu teşhir ederek, katillerin hakkettikleri cezaları alması yönündeki ısrarlarını sürdürdüler.
‘Kararınızı tekrar gözden geçirin!’
Mahkeme heyeti Can Gürkan’a beyanlarını sorması üzerine Av. Güray Dağ heyete usule dair beyanlarda bulunmak istediğini belirtti.
Dağ şunları söyledi:
“Sanıkların talebi olmadığı halde ara karar ile sanıkların ifadelerinin SEGBİS ve istinabe ile alınmasına karar verdiniz.
Türkiye tarihinin en büyük işçi katliamı olan ve iktidar tarafından müdahale edilen, eşi benzeri görülmeyen hukuksuzlukların olduğu bu davada, adil yargılanma hakkı kapsamında ailelerin önünde kararınızı tekrar değerlendirip kararınızdan rücu etmenizi talep ediyoruz.”
‘Katiller buraya getirilsin‘
Av. Güray Dağ’ın beyanlarının ardından aileler, sanıkların mahkeme salonuna getirilmelerini talep etti.
Aileler, “Evet buraya gelsin, biz geliyorsak onlar da gelsin, katiller buraya getirilsin” dedi.
Mahkeme heyeti söz isteyen ailelere söz hakkı vermedi.
Can Gürkan: Bu olaya karışan herkes büyük acılar yaşıyor farkındayım
Sanık Can Gürkan bozmaya karşı beyanda bulundu.
Gürkan’ın “Bu olaya karışan herkes büyük acılar yaşıyor farkındayım” demesi üzerine aileler “Neyin farkındasın?” diyerek tepki gösterdi.
Gürkan beraatini talep etmesinin ardından katılma taleplerine karşı itirazı olmadığını söyledi.
Sanık müdafii avukatı, “Biz hiçbir suç işlemediğimiz kanaatindeyiz, müvekkilimizin duruşmalardan vareste tutulmasını talep ederiz” ifadelerini kullandı.
‘Bu yargılama şeklinden utanmıyor musunuz?‘
Duruşmada söz alan Av. Berrin Demir sanıkların mahkeme salonuna getirilmemesine tepki gösterirken şu ifadeleri kullandı:
“Sayın başkan bu yargılama şeklinden utanmıyor muyuz? Dünya gündemindeki bir katliamda SEGBİSle ifade alınması, 301 madencinin canına sebep sanığın burada aileler ile yüzleştirilmemesi ve sizin buna izin vermenizden utanıyoruz. Bu ihsas-ı reydir.”
‘İşçilerin ekmeğini kazanırken ölmesi sayı hesabı olarak mı kalacak?’
Av. Can Atalay söz aldı:
“Bütün meselemiz şudur; karşımızda bir Yargıtay kararı mı kağıt parçası mıdır? Bu bir paçavradır. Bu; paranın gücüne iman edenlerin, cemaatlerle iş tutanların kazandıklarını sandıkları bir paçavradır.
Bozma sonrası serbestiyet ilkesi gereğince biz sizin olası kast ile inceleme yapmanızı, gerekirse delil toplamanızı talep ediyoruz. Çünkü burada aleyhe bozma yasağı yok. Olası kastla ceza vermeniz gerekir. Bakın mümkün demiyoruz, gerekli diyoruz.
Öncesinde sanık müdafileri güneydoğudan gelen bir işçiye lafı getirmeye çalıştı. Sonra fetullahın cinlerine indiler, 15 temmuz anlattılar. Sonra karşı taraf Müge Anlı programının dökümünün celbini talep etti. Bu dosyada bu saçmalıklar yaşandı.
Biz orada keşif yaptık, heyet buna dair karar kurdu. Keşifte tüm noktalar kamera kaydına alındı. Biri dışında uzakta bir pet şişe bulundu ve o sıra elektrik kesildi. Mahkeme başkanı da buna bakmaya gerek yok dedi. Ankara’daki iş bitiriciler ise o heyeti gönderdiler.
Yargıtay C. Başsavcısı sayı hesabı diyor. Bu ülkede 5 10 işçi ölse idare ederiz diyor. Gezi’den sonra 301 işçinin ölmesi ile olası kast meselesi ortaya çıkmıştır diyor sanık müdafileri. Yargıtay da bu avukatlar da sayı hesabı yapıyorlar.
Bu ülkede işçilerin ekmeğini kazanırken ölmesi sayı hesabı olarak mı kalacak? Selçuk olsa anlatırdı, ‘Burada katliam olacak bana izin ver ben havalandırma getireyim buraya’ diyorlar. Patronlar ise buna para gidecek diye izin vermiyor.
Burası patlamaya hazır bomba gibiyken üretim 16.5 kat arttırılıyor. O ocağa inildi, bilirkişiler bize ‘burada ne olduğu açıkça belli’ dediler. Siz göremediniz ama bizler ve bilirkişiler gördü. Bizi ve kendinizi bu paçavra ile sınırlamayın.
Bırakın bu sorumluluğu 8 Ocak’ta 3 ay bekleyip itiraz eden Yargıtay C. Başsavcılığı taşısın. Bırakın bu kadar kapsamlı dosyayı 5 günde karara bağlayan 3 tane değişen üye taşısın.
Bu davada başından beri siyasi baskı vardır. Katliamdan sonra Alp Gürkan canlı yayında ‘bu maden benim, ben sorumluyum’ dedi. Yıllarca yargılamadan kaçırıldı.
Bugün ise talimat ile SEGBİS dayatılıyor. Ailelerin de dediği gibi Can Gürkan 301 insanın katilidir, bugün bu aileler o yüzden Can Gürkan nerde diye soruyor. SEGBİSe bu yüzden itraz ediyoruz. Tüm yaşananlarla, burada adil yargılanma yapıldığına inanmamızı beklemeyin.”
‘Olası kasttan ceza verilmezse hiçbir işçi katliamı cezalandırılamaz’
Av. Mürsel Ünder söz aldı:
“Hafızalarda nasıl kalacağınıza dair ağır bir yük altındasınız. Bu yargılama sermayenin baskısıyla yürüdü, devlet ve yargı sermayeye kol kanat gerdi, sermayenin hasar görmemesi için de elinden geleni yapmaya devam ediyor.
Can Gürkan, ‘Eğer olası kasttan ceza verilirse madencilik yapacak kimse bulamazsınız’ demişti. Eğer bu dosyada olası kasttan ceza verilmezse hiçbir işçi katliamı cezalandırılamaz.”
‘İş cinayetleri fıtrat, kader değildir‘
Av. Berrin Demir söz aldı:
“Katledilen 2 işçiyi tanıyorum. Doğduklarını, büyüdüklerini, evlendiklerini gördüm. Bu topraklarda zeytin, tütün ekilirdi bunları bitirdiler. Sonra da benim bu kardeşlerim yerin 7 kat altına girip çocuklarına hayat kazanmaya çalıştılar.
Bu arkadaşlarımız, katilleri 3 kuruş daha kazansın diye katledildi. Varolan heyetin değiştirilmesi, şahsınızın buraya başkan olarak tayini de tesadüfi değil.
Ben 34 yıldır iş cinayeti davasında emek veren bir avukatım Bu davanın gidişatı bana gösterdi ki bu ülkede olmayacak, imkanın varsa yapılmayacak şey yok.
Burada ilmek ilmek bir düzenek oluşturuldu, bununla mücadele etmeye devam edeceğiz. Böyle bir Yargıtay bozma düzeneği yok, daha önce buradaki hiç kimse böyle bir şey görmedi. Büyük bir oyunun içindeyiz.
İş cinayetleri fıtrat, kader değildir. İş cinayetleri yüzde 98 oranında engellenebilir şeylerdir. Bu madende bunlar yazıldı, çizildi, söylendi. Buralı olduğum için biliyorum, hiçbir tedbir alınmadı.
Buralarda bu travmadan dolayı akıl sağlığını yitirdi insanlar. Sakatlandı insanlar. Bu, para hırsı gözünü bürüyen katiller sakatladı bu insanları.
Mahkeme başkanı bize ‘neden her duruşmaya 30 kişi gelyorsunuz bu dava siyasi bir dava değil’ demişti. Bu alan siyasaldır, bizim mücadele alanımızdır.
Heyete soruyorum,siz şimdiye kadar bu şekilde bir katılan vekili ordusuyla karşılaştınız mı bir iş cinayeti dosyasında? Bu insanlığa karşı işlenmiş bir suçtur Biz aklımız ve nefesimiz yettiği kadarıyla bu davaları yürütecek, mücadele edeceğiz.”
‘Burada katiller var‘
Avukat beyanları tamamlanmasının ardından, duruşmaya katılanların beyanları dinlendi.
Katledilen bir maden işçisinin babası şunları söyledi:
“Burada katiller var; arkasında da siyasi abileri, vahşi kapitalizm ve hukuk dedikleri şey var. Sanık avukatları, ‘keser döner sap döner’ demişti. Onlara hesabın da döneceğini söylüyorum.”
‘Ben yedi sene önce çocuğumla toprağa girdim’
Katledilen bir maden işçisinin annesi Elmas Kaya şunları kaydetti:
“Bütün avukatlarımız gereğini söyledi. Benim oğlumu niye öldürdüler demeyeceğim. Size başka şeyler soracağım.
Biz kitapları hep düz tarafından okuruz, öyle zaman oldu ki kitaplar ters tarafından okunuyor. Bizim avukatlarımız dövüldü, içeri atıldı. (Sanık vekillerini göstererek) Onların avukatları dedi ki ‘onlar da çok basiretsizmiş, valizle para kazanıp kaçsalardı’ dediler.
Yaratandan değil yönetenden korktukları için böyle. Bu taraftaki avukatlar çanta çanta para aldılar, bu taraftakilere dayak tutuklama düştü. 300 can değil 5000 can aldınız. Adalet arkanızda yazan yazıda kalmasın adalet cüzdanınızla değil vicdanınızla karar verin.
Ne kadar yüksekten görürünürseniz görünün, tamam biz alçaktayız ama şunu unutmayın, siz bunu korku için yaptınız. Nerde bizim evlatlarımız, ben yaşıyor muyum sanki? Ben yedi sene önce çocuğumla toprağın altına girdim. Size diyeceğim siz de yaşamadan ölmeyin.”
‘Adalet sağlanmadığı sürece yanmaya devam edeceğiz’
Katledilen işçilerden birinin eşi:
“Benim eşim son 3 ay sürekli gazdan zehirlenip geliyordu. ‘Kömürü elimize alamıyorduk, yanıyordu’ diyordu. Başımıza bir iş gelecek diyordu. Amirlere söylediklerinde ‘çantanızı alın gidin’ dediler. Eşimin gözü açık gitti, gözleri kapanmıyordu.
Sizin adaletinize nasıl güvenelim, o arkanızdaki yazıyı kaldırın. Kendi adaletimizi kendimiz mi sağlayalım? Benim çocuklarım yedi yıldır babasız. Biz yanıyoruz, siz adaleti sağlamadığınız sürece yanmaya devam edeceğiz.”
***
Soma’da 301 madencinin ölümünün birinci dereceden sorumlusu Can Gürkan’ın da aralarında bulunduğu dört kişi bugün hakim karşısına çıkacak. Yargıtay 12. Dairesi 2021 Ocak’ta kararı katliam sorumluları lehinde bozmuş, sanıkların “bilinçli taksirle ölüme ve yaralamaya neden olma” suçundan yargılanmalarını istemişti.
Duruşma öncesi Akhisar Tren Garı’nda bir araya gelen madenci aileleri, siyasi partiler ve demokratik kitle örgütü temsilcileri sloganlarla “301’in hesabı sorulacak!”, “Gün gelecek devran dönecek katiller halka hesap verecek!” sloganlarıyla Akhisar Ağır Ceza Mahkemesi önüne yürüdü.
Avukat Can Atalay’ın konuşmasının ardından basın açıklamasını babası Erdoğan Köse’yi kaybeden Berkan Köse okudu.
Köse, “Babalarımızın, abilerimizin, amcalarımızın, ekmek davası mücadelesinde hayatlarını canlarını ortaya koyarak bedel ödedikleri bu katliamda aileler ve olaya duyarsız kalmayan siz dostlarla bu katliamın adalet arayışını sürdürmekteyiz. Maden katliamında ihmal yüzünden, patronun daha fazla kar hırsı yüzünden can verdi 301 maden emekçisi. Patronlar, bu katliamın gerçek sorumlularıdır ve yargılanmalıdır. Yargıtay’ın verdiği karar bir kez daha bizi derinden yaraladı. Canlarımızı alanlar ellerini kollarını sallaya sallaya geziyor. Bunun adı adalet değil bunun adı sosyal cinayet düzenidir… Ne olursa olsun adalet sağlanana kadar buradayız! Bizler, gerçek adaletin peşinde koşanlar, bu sosyal cinayet düzeni son bulsun, maden işçisi göçük altında kalmasın, bir daha Soma yaşanmasın diye haykırıyoruz. Bizim adalet mücadelemiz işte bunun içindir”.
Bu davanın sadece 301 Somalı madencinin davası olmadığını vurgulayan Köse, “Bu dava hukuğun davası, bu dava emeğin alınterinin davası, bu dava gözyaşının hüznün davası, bu dava gözyaşı hiç dinmeyen toprakların davası” diyerek katliamın, adalet yoksunluğunun ve burjuvazi ve devletinin cezasızlığının altını çizdi:
Çünkü bizlerin döktüğü gözyaşlarını artık başkaları döksün istemiyoruz, bizlerin aramak zorunda olduğu adaleti başkaları aramak zorunda kalsın istemiyoruz ve bizlerin yaşadığı çaresizliği başkaları yaşasın istemiyoruz. İşçinin değil sadece patronun ve yandaşlarının söz hakkı olduğu bir düzen istemiyoruz. Alın teri dökmüş, emeklerinin karşılığını alamayan işçilerin karanlık bir geleceği olsun istemiyoruz Evet, bizler birazdan içerde dik duruşumuzla davamızı takip edeceğiz. Bütün olumsuzluklar bizden yana olsa da inancımızla savunmamızla ve adalete olan inancımızla katilleri yüzleştireceğiz!
“O tekmeyi yüreklerimize her gün attınız!”
Soma 301 Madenciler Sosyal Yardımlaşma Derneği Başkanı İsmail Çolak, katliamın üzerinden geçen 7 yıla rağmen acılarının ilk günkü kadar taze olduğunu söyledi.
Tekmelediniz, sonra ise seçim yatırımı yapmak için bir özür dilettirdiniz. O tekmenin acısını bizim yüreğimizden sökecek olan kuru bir özür müydü? Mahkeme salonlarında verdiğiniz kararlarla, HSK önüne evlatlarımızın toprağını götürürken bizlere biber gazı sıkarak yüreklerimize o tekmeyi her gün attınız. Avukatlarımıza şiddet gösterilmesine göz yumarak, dava karar aşamasına gelmişken, hakimi değiştirerek tekmelediniz. ‘İnfaz yasası’ adı altında 6 gün biçtiğiniz cezayı bile çok görüp bu kararı bozdunuz. Evlatlarımızın katillerini çıkararak attınız her gün o tekmeyi.
“Adalet sadece sermayeye var“
Yargıtay’ın bozduğu kararı hatırlatan Çolak, “2 yıl sonra tekrar mahkeme salonlarını doldurma nedenimiz ise kamu görevlilerince yargı yolunun yeniden açılmasıdır. Biz adalet arayışımıza tam 7 yıl önce başladık. Katliamdan sorumlu tüm sanıklar, kamu görevlileri hukukun üstünlüğü gözetilerek yargılanmalıdır. Adalet sadece sermaye sınıfına ya da nüfuz sahibi olan insanlara olmamalıdır” dedi.
Adaleti bu ülkede herkes için aramaya devam edeceklerini belirten Çolak, “Soma’dan sonra yüzlerce işçi kaybettik, hepsinin ailesinin yanındaydık. Biz yaşatmak ve onları korumak için yola çıktıkça başka haberlerde yıkıldık. Ne olursa olsun mücadele etmeye ve bu mücadeleyi büyütmeye devam edeceğiz” diye konuştu.
Madenci yakınları, pandemi önlemleri kapsamında HES Kodu kontrolüyle duruşma salonuna alındı.
Kimlik tespitiyle başlayan duruşmada sanık Can Gürkan ve avukatı duruşmaya Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile katıldı. Duruşma mahkeme başkanı tarafından yargılamanın başından bu yana verilen kararların okunmasıyla devam etti. Mahkeme başkanı Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin verdiği kararı okuması ardından duruşma avukatların savunmasıyla devam edecek.
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!