Cuma, 19 Haziran 2026

3 Küçük Genelge-1 Büyük Adım



Mayıs ayının son haftasında yayınlanan 3 genelge Führerci tipte faşist devletin adım adım inşasının son göstergeleri oldu.


Nəriman Bakı

17 günlük göstermelik tam kapanma tedbirlerinin açıklanması sonrasında, kapalı kapılar ardından fısıldanarak alkol satışının yasaklandığı düştü önce. Ancak alkol satışı ile ilgili resmi açıklamalarda tek bir ibare bile yoktu. Alkol satış yasağına dair ilk itirazlar da yasallık, yasa-genelge hiyerarşisi üzerinden yükseldi. Hükümet ilk anda ters tepen bu hamlesini bu sefer İl Hıfzıssısha Kurulları üzerinden yasağın yasal dayanağı keşfedilerek birinci genelge sorunu kurul kararı ile çözülmüş (?!) oldu.

İkinci genelge “çek ödemeleri” ile ilgili. Yine bir torba kanunla ve hızla meclisten geçen ve kapanma dönemlerinde ortaya çıkan borç-alacak ilişkisini düzenlemek için 31 Nisan-31 Mayıs’ta çeklerin bankaya ibraz edilmesini yasaklayan madde, gerçeklik karşısında birdenbire kadük kaldı.

Bankalar ne yapacaklarını şaşırarak kendilerini koruyacak uygulamalara girişti. Bunun üzerinde faşizmin kanun aklı “yasa gerekçesi”ne dayanarak bir genelge yayınlayarak sorunu hemen çözdü. Çözdü çözmesine ama konuya hâkim hukukçular genelgeye bağlı çözümü uygulayan bankaların kanunu uygulamadıkları için ileride zimmete para geçirmeden yolsuzluğa kadar çeşitli suçlardan yargılanıp hüküm alabileceklerini belirttiler.

Üçüncü genelge ise 1 Mayıs’tan hemen önce çıkarılan ‘görüntü almama’ genelgesi. Genelgeye göre polislerin müdahalesinin basın harici vatandaş tarafından çekilmesi, sosyal medyaya verilmesi polisin görevini -siz onu işkence yapma olarak okuyun- yapmasına engel olduğu, ama aynı zamanda bu görüntülerin (sıkı durun polislerin) “kişisel hayatlarının ifşası” olması ile yasaklandı. Yasağın ne amaçla yapıldığı ise 1 Mayıs görüntüleri ile karşımıza çıktı zaten.

Bu üç genelge bize üç şeyi net olarak göstermektedir:

Birincisi faşist iktidarın pandemi koşullarında iyice ağırlaşan krize mevcut yasama, yargı, yürütme ile de müdahale edemediği, bu organların iktidarın ihtiyaç duyduğu hızı vermediğidir. Bu hız kaybını gidermek için faşist iktidar mevcut anayasa ve yasaları göstere göstere çiğneyerek istediği hızı ancak bürokraside alt organları devreye sokarak elde etmiştir.

İkincisi, bu üç genelgenin istisna değil bundan sonra süreklilik arz edecek olmasıdır. İktidar göstere göstere toplumun her kesimine “bu daha başlangıç” mesajını özellikle mızmız muhalefeti bağırta bağırta net biçimde vermiştir.

Üçüncü gösterge ise en önemlisidir. Faşist iktidar en başta ağır krizle baş etmek için son yıllarda zamana yaydığı saldırı stratejini gündelik saldırıya doğru geçirmiştir. Gündelik saldırıya geçmesi demek artık bizzat kapitalizmin kendi iç ilişkilerini de patladığı genel ekonomik-toplumsal krize müdahale etmek için, mevcut yasaları kullanmak, yeni yasalar yapmak yerine anında müdahale edeceği bir hatta geçmiştir.

Faşist iktidar yaşanan krizin geldiği noktada son bir hafta içinde çıkardığı üç küçük genelge ile krizi yönetmeye dair elini kolunu bağlayan fazlalıklardan kurtulmak için dev bir adım atmıştır. Bunun devamı gelecektir.

Pandemi tedbirlerinden, doğanın talanına kadar her an patlamaya hazır toplumsal tepkiye karşı devlet kılıcını net bir biçimde çekmiştir. Mücadelenin bundan sonraki hattının yasallık olmayacağı açıktır. Keza 1 Mayıs’ta ortaya çıkarılan devrimci irade de bize mücadele hattını, bizden yana olan kısmını da tartışmaya açık olmayacak bir biçimde göstermiştir.