Pazar, 28 Haziran 2026

“Yere teker koyamayan” zavallı işgalciler



Garê hezimetinin ardından yeni bir işgal hamlesi başlatan TSK’ya kumanda eden Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın yakınmaları vaziyetin tahminlerden de kötü olduğunun itirafı gibi!


Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) Federe Kürdistan Bölgesi sınırında bulunan Metîna, Avaşîn ve Zap bölgelerine yönelik 23 Nisan’da başlattığı operasyon 11. gününde sürüyor. 23 Nisan’ı 24 Nisan’a bağlayan gece Medya Savunma Alanları’na yönelik işgal saldırısı tıpkı Garê’de olduğu gibi inatçı bir gerilla direnişiyle karşılandı.

TSK’nın on günü aşkındır süren sınır ötesi operasyonunun seyri burjuva yandaş medyanın suskunluğundan da anlaşılıyordu. Başka zamanlarda paçavra gazetelerinde, ikiyüzlü kanallarında “ezdik, yok ettik, bitirdik” edebiyatından geçilmezken bu kez kimsede çıt çıkmıyor. Sadece utangaç biçimde sayı açıklıyorlar; “dokuz değil de yedi kaybımız var” diyorlar mesela.

Çatışmalarda yer alan bir HPG gerillası, Zap’ın Qela Bedewê bölgesinde indirme yapmaya çalışan Türk Ordusu’nun Skorsky tipi helikopterini vurduklarını söyleyerek TSK açısından işin hayli zor olduğunu, “O zaman daha yakına gelerek indirme yapmak zorunda kaldılar. Daha yakına gelmeye çalışmak ise işgalci saldırganlar için tam bir cehennem oldu. Daha önceden tuzaklanmış bölge adım atmalarını engelledi. Hareket eden her şey imha edildi” sözleriyle özetledi.

Zurnanın zırt dediği yere gelindiğini bugün Savunma Bakanı Hulusi Akar da itiraf etmek zorunda kaldı: “Dağlar, yamaçlar, inmesi binmesi çok zor. Helikopterler yere teker koyamıyorlar.” O zaman sorarlar adama, siz Kürdistan Dağları’nda ne geziyorsunuz, Kürt halkı bugüne kadar izin verdi mi ki işgalcilere size versin!..

Akar’ın, PKK’nin elindeki silahlardan, bu silahları nasıl edindiğinden, dost görünen kuvvetlerin de yardım etmediğinden yakınan cümlelerle yeni bir hezimete savunma hazırladığı besbelli olan konuşmasında ardı ardına sıraladığı “Dağlar, yamaçlar, inmesi binmesi çok zor. Helikopterler yere teker koyamıyorlar. Bugüne kadarki mücadelede yapılması gerekenin hepsi yapıldı. Hava hücum harekatlarında helikopterlerimiz 300-500 sorti yaptı. Maalesef dost bildiğimiz bazı ülkeler PKK’ya füzeler verdiler. Dolayısıyla bunların her biri bizim için büyük bir tehlike, büyük bir risk” cümleleri, yıllardır süren savaşta ustalaşmış, üstelik tüm olanaksızlıklarına rağmen savaş stratejisini güncel gerçeklere göre yenileyip teknolojik donanımla birleştirebilen gerillayla baş edilemeyeceğinin yeni bir itirafı dışında bir anlam taşımıyor.

Akar da ‘Kolaysa siz gidin’ derse şaşırmayız!

Akar da tıpkı 13 yıl önce yine Zap bölgesine yapılan ve “Güneş” adı verilen operasyonda dönemin Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt gibi bu gerçeği farkedip itiraf edemeyenlerden. Genelkurmay Başkanı eskisi olarak oturduğu bakanlık koltuğundan Garê’deki hezimetin üzerinden kısa bir zaman geçmişken yeni bir hezimet yaşamış olmanın büyük sıkıntısıyla daha da konuşmaya devam edeceğiyse kesin.

Bu konuşmaların sonunun Büyükanıt gibi “kolaysa siz gidin” manasına gelecek açıklamalara evrilmesiyse sürpriz olmayacaktır. Büyükanıt, 21 Şubat 2008 tarihinde havadan sonra karadan Zap bölgesine başlatılan ve sadece 9 gün süren -29 Şubat’ta bitti- sınır ötesi operasyona ilişkin “geri çekilme” eleştirilerine çemkirerek, “Erken çekildi diyorlarsa, gitsinler orada bir 24 saat kalsınlar. Tereyağından kıl çeker gibi gerçekten çok güzel bir çekilme yaptık” yanıtı vermişti. Akar’ın Gare için öne fırlayıp, “keşke polisle yapsaydık” havası basan Soylu başta olmak üzere bu ikinci hezimeti “eleştiren” bilumum kişi ve kuruma benzer sözlerle yanıt vereceği günleri de göreceğiz.

Savaşın değişmez kuralıdır: Elindeki teknoloji, silah üstünlüğü, sayısal güç değil haklılık ve meşruluktur belirleyici olan. Savaşan güçlerin dayandıkları zemindir onlara bu savaşma ve zafer gücünü kazandıran!..