“Çevik süpür!”, “Dağıtın!”



Emir geldi gelmesi gereken yerden ve polis harekete geçti. Daha birkaç gün önce Tekirdağ Valiliği önünde Adkotürk #İndiomie ve #BelKarper işçileri valilikle görüşmeye gittiklerinde verilen emir şuydu: “Çevik süpür!” Aynı emrin farklı versiyonu İstanbul ve İzmir’de #Barınamıyoruz, #Yurtsuzuz diyerek parklarda yatıp kalkarak seslerini duyurmaya çalışan öğrenciler için geldi: “Dağıtın!”


Zehra Çaldağ

#Barınamıyoruz ve #Yurtsuzlar gözaltına alındı. Sorunu çözdünüz mü?
Emir geldi gelmesi gereken yerden ve polis harekete geçti. Daha birkaç gün önce Tekirdağ Valiliği önünde Adkotürk #İndiomie ve #BelKarper işçileri valilikle görüşmeye gittiklerinde verilen emir şuydu: “Çevik süpür!” Aynı emrin farklı versiyonu İstanbul ve İzmir’de #Barınamıyoruz, #Yurtsuzuz diyerek parklarda yatıp kalkarak seslerini duyurmaya çalışan öğrenciler için geldi: “Dağıtın!”

7 günde neler yaşandı?

Soruna kalıcı çözüm sağlanması gerektiğini söyleyerek seslerini duyurmaya çalışan öğrenciler için tek adam RTE, “yalan söylüyorlar” demişti. Ardından aileler aranarak baskı yapılmaya çalışılmıştı. Sanki çocuklarının yurtsuz kalması, verilen KYK Bursları -ki her öğrenciye çıkmıyor-, aileleri hiç ilgilendirmeyen bir durummuş gibi çocuklarını parktan çekmeleri istenmişti. Hatta, “olaya provokatörler karışabilir çocuklarınız çok tehlikeli işlere karışabilir..” de demişlerdi. “Sicillerine işlenir” demeyi de ihmal etmemişlerdi.

Sorun sistem sorunudur

Buradan bizler de söylemiş olalım. Sicili bozuk olan da, provokatör olan da, çocuklarımızı bu duruma mecbur eden de sizlersiniz. Marx’ın da dediği gibi “kapitalizm kendi mezar kazıcılarını yaratır” ne kadar haklı ve yerinde bir söz olduğunu bir kez daha gördük…

Asgari değil insanca yaşanacak, insanca geçinebilecek ücret bile alamayan aileleri aramak ve bu durumlardan kaynaklı yurtlara yerleştirilmeyen, KYK bursları yurt ödemelerine bile yetmeyen öğrenciler elbette ki geçici değil kalıcı çözüm isteyecekler. Dolayısıyla “EĞİTİM MEŞRU HAKTIR” ve #ParasızYurt, #ParasızEğitim talebi gençlerin en doğal talebidir.

Saraylarınızda saltanat sürüyorsunuz

Sizler emekçilerin, işçilerin, kadınların, gençliğin, sokakta çöp toplamak zorunda kalanların, işsizlerin, çocuk işçilerin canları, kanları, gelecekleri pahasına saraylarınızda saltanat sürerken pespaye bir arsızlıkla “porsiyonlarınızı küçültün, israf etmeyin” öğütleri verirken yandaşlarınızı inşaat ihaleleriyle ihya etmeye bu kadar kolay devam edebileceğinizi mi sanıyorsunuz?!.

Şunu bilin ki!

Kendi mezarınızı kazıyorsunuz. Kaybettiğinizde gönlünüzle gitmeyeceksiniz biliyoruz. Ama isteseniz de istemeseniz de göndereceğiz sizi! “Çevik süpür” diye saldırtıp gözaltına aldırdığınız işçi yığınları, parklarda seslerini duyurmaya ve kalıcı çözüm talep etmeye çalışan öğrenciler, İstanbul Sözleşmesini feshederek kadın katliamlarına davetiye çıkardığınız, bu nedenle evde, sokakta, işte… katledilen, taciz edilen, tecavüze uğrayan kadınlar ve çocuklar yakanıza öyle bir sarılacaklar ki kaçacak delik bulamayacaksınız!

Ne oldu?

Dün gece “Dağıtın!” emrini verdiniz parklardaki öğrencileri, gençleri gözaltına aldınız, Kabahatler Kanunu’ndan ceza yazdınız. Peki bitti mi? Sorunu çözdünüz mü?

Hadi bu sene için yaptınız, bir ildeki öğrencileri yurtlarınıza yerleştirdiniz diyelim, ya binlercesi ya milyonlarcası ya asgari ücret bile alamayan ya da aldığı halde giderlerini karşılayamayan milyonların sorunları çözülmüş oluyor mu?

Çitlerin olmadığı dünya

Sorun sistem sorunudur. Dolayısıyla insanca yaşayacak, insanca geçinebilecek ücret, parasız yurt-parasız anadilde eğitim talebiyle mücadeleyi büyütmek vazgeçilmezdir.

Geçici çözümler bularak sorunun üstünü örtmeye ve bunu da kendi propagandaları için malzeme yapmaya çalışan sosyal demokratlar halkı aptal sanıyorlar.

Bizlere düşen, “Barınamıyoruz, yurtsuzuz” diyen gençliğin talebine sahip çıkıp kalıcı çözüm sağlanana kadar onlar hangi parktaysa hangi sokaktaysa orada olmak, bulunduğumuz her yerde taleplerini dillendirmek, mücadeleyi büyütmektir.

Çitlerin olmadığı, insanca yaşacağımız bir dünya hayal değil! O, işçi ve emekçilerin öfkesinde, kadınların çığlıklarında, gençlerin tutkulu özlemlerinde…