Perşembe, 13 Ağustos 2026

Farplas direnişi de ona yönelik saldırganlık da bir dönemi simgeliyor



Farplas direnişi kadar bu direnişe yönelik devlet saldırısı da kritik bir eşiği simgeliyor. Bu eşik, krizin giderek ağırlaşan faturasının işçi ve emekçilere ödetilmesindeki pervasızlığa yönelik birikmiş toplumsal tepkileri ateşleyecek kararlı ve militan duruşların bastırılması, bulaşıcı bir etki yapmalarına izin vermeden zapturapt edilmesi çabasını simgeliyor.


Gebze Organize Sanayi Bölgesi’nde bulunan Farplas’ta işçiler, asgari ücret dahilindeki zammın verilmemesi ve sosyal hakların iyileştirilmesi taleplerinin kabul edilmemesi üzerine geçtiğimiz hafta üretimi durdurarak, taleplerinin kabul edilmesini istedi. Bir taşeron ağı ve kağıt üzerinde yaptığı işkolu değişikliği hileleriyle bilinen, daha önce de sendikalaşma çabasını bu yöntemler ve işçi kıyımıyla ezmeyi başaran Farplas patronu, dalaveredeki ustalığını bu sefer de gösterdi. İşçilerin sosyal haklar kapsamındaki iki talebini kabul ettiğini, diğerleri için de kendisine bir hafta süre verilmesini istedi. Bu sırada işçiler hızla Birleşik Metal’de örgütlenmeye başladılar. Patron bunun karşısına da Türk Metal’i alternatif olarak fabrikaya çağırdı. Bu çabalarına rağmen Birleşik Metal hızla çoğunluğu sağladı. Hem de işçiler 7 ayrı şirket ve 5 ayrı işkolunda gösterilmesine rağmen.

Sendikanın hızla örgütlenmesine karşı mobbing ve baskı devreye girdi, e-devlet şifreleri istendi, tehditler yapıldı. Hilebazlığıyla bilinen Farplas patronu Ömer Burhanoğlu doğal gaz gaz kesintisi nedeniyle işçilerin idari izinde görüldüğü koşulları fırsata çevirdi ve önceki hafta direnişe katılan işçilerden 50’si kadın 150’sini bir otele çağırarak işten attığını bildirdi. Hem de tazminat hakkını gasbedecek Kod 29 ve 49’dan!

İşçi kıyımı yaşanırken Birleşik Metal’in çoğunluğu sağladığı Bakanlıkça da kabul edildi ve yetkili sendika oldu. Patron sendikanın yetkisini tanımadığı gibi, hilelerini sürdürdü ve mevcut şirketleri feshedip, işkolu değişiklikleri yaparak bir kez daha sendikanın altını boşaltma yoluna gitti.

Bu denli katmanlı bir sahtekarlık üzerinden şekillenen işçi düşmanlığı, Farplas işçileri açısından da bir savaş çağrısı oldu. İşçiler 30 Ocak’ı 31 Ocağa bağlayan gece saatlerinde fabrikaya girerek işgal eylemi başlattı. Polisin fabrika önüne yığınak yapması ışık hızıyla gerçekleşti. İçeri girerek işgal eylemi başlatan işçiler, dışarda polis ablukası içerde patron ve temsilcilerinin tehdit ve baskıları altında direnişlerini kararlılıkla sürdürdü.

Saldırı karşısında fabrikanın çatısına çıkan işçiler, sloganlar ve sosyal medya paylaşımlarıyla haklı olduklarını, bu nedenle de kararlı bir şekilde direneceklerini ilan ettiler. Aralarında hastalar da vardı, hamile kadınlar da. Bana mısın demeden sınıf düşmanlığının en namert biçimlerinin bir arada olduğu bu saldırıya karşı direnişlerini son ana kadar ısrarla sürdürdüler. Gerek patron ve temsilcilerinin gerekse “ölünüz de çıksa sizi oradan çıkaracağız” diyen polis müdürlerinin tehditlerine aman dilemediler. Patronun “eylemi bitiren işe döner” vaatlerine de haklı davalarını satmadılar. Burjuvazinin bütününü ve ciddi toplumsal patlamalar bekleyen devletini alabildiğine rahatsız eden-korkutan bu tablo sabah saat 07:00 sıralarında gerçekleşen vahşi polis saldırısıyla tamamlandı. Saldırıda aralarında Birleşik Metal yöneticilerinin de olduğu 108 işçi gözaltına alındı.

Aynı saldırganlık destek ve dayanışma için fabrika önünde bekleyen sendika yöneticilerine, işçi ve emekçilere de sergilendi.

Gözaltına alınan işçiler ve sendika yöneticileri 8 saatlik sürenin ardından serbest bırakıldı. İşçiler bundan sonra nasıl bir yol izleyeceklerini yarın Birleşik Metal Gebze 2 No’lu Şube’de yapılacak toplantıda tartışacaklar.

Saldırının dozu, sergilenme biçimi bile çok şey anlatıyor!

Polis-bekçi ve özel güvenlikçilerce gerçekleştirilen saldırı gözüdönmüşçe bir saldırı oldu. Biber gazının, plastik mermilerin, copun kullanıldığı bu saldırıda işçiler adeta terörize edildi. Saldırının dozu bile devletin vermek istediği meajla uyumluydu: Ayağınızı denk alın. Polisin işçilere hakaretleri, ilk giriş anında bir korku psikolojisi yaratmak için estirdiği terör, işçileri merdivenlerden sürükleyerek-döverek indirip ters kelepçe takması bile bu açıdan başlı başına hazırlanmış bir mizansenin sergilendiği duygusu yaratacak nitelikte.

İşçilerin Başeğmez tutumu bu planları hükümsüz kılsa da niyet budur.

Farplas saldırısını kritik kılan

Farplas direnişi kadar bu direnişe yönelik devlet saldırısı da kritik bir eşiği simgeliyor. Bu eşik, krizin giderek ağırlaşan faturasının işçi ve emekçilere ödetilmesindeki pervasızlığa yönelik birikmiş toplumsal tepkileri ateşleyecek kararlı ve militan duruşların bastırılması, bulaşıcı bir etki yapmalarına izin vermeden zapturapt edilmesi çabasını simgeliyor.

Keza işçiler üretim alanlarında, kent meydanlarında, işyerlerinde şimdi yeni bir kültür mayalıyor. Neoliberal saldırganlıkla paramparça edilen, kolektif davranıştan uzaklaştırılan işçi ve emekçiler kapitalist sömürü ve faşist baskıların tetiklemesiyle de olsa kolektif hareket etme zorunluluğuyla bir kez daha tanışıyor ve bunun ucunun nerelere varabileceğiniyse en çok burjuvazi ve devleti biliyor.

‘Bu bir tatbikattı’

Tam da bu nedenle Farplas direnişi, bu eğilime verilmiş bir gözdağı olduğu kadar, devletin saldırı güçlerinin benzer süreçlere hazırlanması açısından da bir tatbikat niteliğinde yaşandı. İşçiler ve Birleşik Metal yöneticileri de bunu böyle tanımlıyor. Özel güvenlikçilerin, bekçilerin ve polisin bir arada devreye sokulduğu, tüm üniformalı birimlerin toplumsal olaylara aynı anda müdahale etme yeteneği kazanabilmelerini hedefleyen bir tatbikat bu.

Bırakılan boşluklar bu görkemli direnişi gölgelemese de üzerinden atlanacak boşluklar değil

Öte yandan Birleşik Metal’in önceki hafta başlayan direnişi patronun “bir hafta süre verin” hilebazlığıyla bitirtmesi, sendikal yetkiyi almayı esas alan bir tutumla hareket etmesi, kitlesel işçi kıyımına sıcağı sıcağına müdahale etmemesi, son işgal eylemine yönelikse ciddi bir altyapı hazırlığı yapmamış olması en başta işçilerce eleştiriliyor. Keza böyle bir hazırlık yapılmış ya da bu adım sıcağı sıcağına atılmış olsaydı fabrikanın diğer birimlerinin de üretimden gelen gücü devreye sokabileceği ve düzenbazlığıyla bilinen Farplas patronuna geri adım attırmanın daha kolay olacağı düşünülüyor.

Gerçekleşen işgal direnişi ne kadar onurlu ve anlamlı bir duruşu ifade ediyorsa, bu boşluklar da o kadar ciddi zayıflıklarını ifade ediyor. Eğer bu boşluklar öngörülüp buna uygun bir planlama ve motivasyon sağlanmış olsaydı işgal, işten atılan işçilerle sınırlı kalmayacağı gibi bu denli büyük bir saldırı karşısında gerek OSB’de gerekse de Farplas’ın tüm bölümlerinde yer yerinden oynardı. Polis zoru, gazı, copu o motivasyonu söndüremezdi.