Yemek Sepeti işçileri: Nankör sensin Nevzat Aydın!



Sadece emek sömürüsü biçimlerini derinleştirmekte değil, işçiler sendikalaşınca hile yaparak apar topar işkollarını değiştirmesi ya da sıkıştığı anda hiç ikiletmeden yalan söylemesiyle de (mesela şirketten ayrıldığını açıklamıştı ama belgeler onun halen yönetim kurulu başkanı olduğunu gösteriyor!) piyasa fırıldaklığında ne kadar ustalaştığını gösteren Yemek Sepeti patronu Nevzat Aydın son olarak hakkını arayan işçileri “nankörlükle” suçladı. İşçileri …


Sadece emek sömürüsü biçimlerini derinleştirmekte değil, işçiler sendikalaşınca hile yaparak apar topar işkollarını değiştirmesi ya da sıkıştığı anda hiç ikiletmeden yalan söylemesiyle de (mesela şirketten ayrıldığını açıklamıştı ama belgeler onun halen yönetim kurulu başkanı olduğunu gösteriyor!) piyasa fırıldaklığında ne kadar ustalaştığını gösteren Yemek Sepeti patronu Nevzat Aydın son olarak hakkını arayan işçileri “nankörlükle” suçladı.

İşçileri sömüre sömüre oluşturduğu servetin üzerine oturan, kendi özel harcamaları için gözünü kırpmadan milyarlar harcayan fakat sıra işçinin insanca yaşayabilecek ücret talebine gelince garibanın da garibanı havalarına giren Aydın’ın hakkını arayan işçilere sosyal medya hesabı üzerinden “nankör” diyerek saldırması bir patronun haleti ruhiyesi açısından oldukça manidar.

“Bana kalsaydı ilk işim, o işi yavaşlatan nankörlerin tamamını göndermek olurdu” diye paylaşım yapan Aydın için işçi dediğin kafasına vurup ekmeğini alacağın cinsten olursa makbuldü. Bunun dışına çıkanlar, daha sonraki paylaşımlarında da belirttiği gibi kapıda bekleyen binlerce işsiz varken işi olduğuna şükredeceğine bir de kalkmış haktan, sendikadan, insanca yaşamaktan bahsedenler “nankördü”! Tüm patronlar gibi Aydın için de işçi bir varlık değildi aslında ve özünde lütfedip “iş vererek” sahip olduğu bir metaydı. İnsani nitelik, ilişkiler, ahlaki-kültürel tüm değerler gibi o da metaydı.

Ama Aydın’a bunları söyleten de meta olarak gördüğü o işçilerin üretimden gelen güçlerini kullanmalarıydı. Aydın ve tüm patronlar işte o zaman onun işçilerin meta değil, varlık olduklarını anlarlar ve bu sefer de sınıf kininin tüm renkleriyle kuşanırlar. Keza meta olarak gördükleri işçi, üretimden gelen gücünü kullandığında ve şirketin onların tabiriyle “marka değerine” zarar verdiğinde, pazardaki payını küçülttüğünde nasıl bir gücü temsil ettiği apaçık gösterir. Asıl nankörün kim olduğunu herkesin gözüne sokar. Patronlar için de işte o zaman o çok korkup öteledikleri gerçek, bir bilinç olarak zuhur etmeye başlar. Bu bilinç düşmanlık biçiminde karşımıza çıkar, Sınıfsal özlerini en düşkün biçimde kusmaları şeklinde…

Aydın’ın işçilere nankör demesinin ardından dün akşam sosyal medyada binlerce kişi “NankörSensinNevzatAydın” etiketiyle paylaşım yaptı. Patronların sınıf refleksleriyle sergiledikleri ve gerçek özlerini açığa çıkaran saldırganlık toplumsal bir bilincin oluşmasına

hizmet etmiş oldu. Kiminde vicdani, kiminde ahlaki de olsa binlerce insan bu sınıfın gerçek tıynetini şu ya da bu şekilde görmüş oldu. Tıpkı Migros’ta ya da birçok fabrikada-işletmede yaşanan direnişlerde ortaya çıkan sonuçlarda olduğu gibi.

Yemek Sepeti işçileri de Aydın’ın “nankör” saldırganlığının altında kalmadı. 31 gündür iş yavaşlatarak, kontak kapatarak onurlarına-ekmeklerine sahip çıkan işçiler, Aydın’a anladığı dilden yanıt verdiler. Öğlen saatlerinde de Nakliyat-İş’le birlikte şirketin Levent’teki genel merkezi önünde buluşarak yaşadıkları sömürünün boyutlarını, şirketin karlarını nasıl katladığını, zenginliklerine zenginlik katanların nasıl bir nankörlük içinde olduklarını anlattılar.