Pazar, 28 Haziran 2026

“Komün’ün asi kadınları”ndan bugüne…



…Kadınlar eyleme ses verdiler. Başkahramanları yüreklendirdiler ve gerçekleşecek trajediyi kışkırttılar; kısaca günün olaylarını yönettiler ve anlattılar. Kadınlar erkeklere sorumluluklarını anımsattıklarında ve erkekler diğer erkekleri eleştirdiklerinde ya da birbirleriyle dayanışma gösterdiklerinde, toplumsal cinsiyet normlarına uygun biçimde davranıyorlardı… Askerlere hakaret eden, kurt gibi uluyan ve silahları erkeklerden daha iyi koruyacaklarını iddia eden kadınlar kendi toplumsal cinsiyet kalıplarına …


…Kadınlar eyleme ses verdiler. Başkahramanları yüreklendirdiler ve gerçekleşecek trajediyi kışkırttılar; kısaca günün olaylarını yönettiler ve anlattılar.

Kadınlar erkeklere sorumluluklarını anımsattıklarında ve erkekler diğer erkekleri eleştirdiklerinde ya da birbirleriyle dayanışma gösterdiklerinde, toplumsal cinsiyet normlarına uygun biçimde davranıyorlardı… Askerlere hakaret eden, kurt gibi uluyan ve silahları erkeklerden daha iyi koruyacaklarını iddia eden kadınlar kendi toplumsal cinsiyet kalıplarına aykırı davranış gösteriyorlardı, tıpkı halka ateş etmeyeceğini sızlanarak söyleyen erkekler gibi.

Önce kadınlar kalkışıyor, devrim günlerindeki gibi. Kuşatmanın sertleştirdiği, sefalet payları iki katına çıkmış 18 Mart kadınları, erkekleri beklemiyor. Makineli tüfeklerin etrafını sarıyor ve “Bu utanç verici, ne yapıyorsunuz orada” diyerek görevli erkekleri sorguluyorlar. Askerler suskun… Aniden silahlara çağrı duyuluyor. Ulusal muhafızlar iki tambur keşfettiler.”

Monmartre’da önce kadınlar sokağa çıktı; düzenli dağıtımı yeniden başlayan sütü almak için erkenden kalkmaya alışkındılar. Erkeklerden önce davrandılar. Saçları darmadağın, sabahlıklar içinde ve ilk başlarda afallamış olarak dışarı çıktılar. Çocuklar onlara izledi. Ve hepsi birlikte, kadınların hükmettiği bir insan deniziydi.”

Komünar kadınlar önemli ölçüde korku uyandırdı. Burjuvazinin mülkünü ve gücünü çalmak isteyen kıskanç ve intikamcı proleterler olarak görülen işçi sınıfı Ulusal Muhafız Birliği ve Komün süresince göreve seçilen erkekler yeterince tehlikeliydi. Ama kadınlar toplumsal düzene karşı daha büyük tehdit oluşturuyordu.

Erkeklerin davranışları ahlaki sınırları aşmıştı ama kadınlarınki toplumsal cinsiyet sınırlarını da aşmıştı ve bu nedenle daha endişe vericiydi. Her iki örnekte de devrimcilerin çoğunluğu büyük olasılıkla erkek olsa da, kadınların varlığı huzursuzluğun doğmasında daha etkiliydi.

Öldürmenin erkeklere, yas tutmanın kadınlara yüklenişi her ne kadar toplumsal cinsiyet farklılıkları anlayışı zamanla evrimleşse de, cinsiyet rolleri ve özellikleri üzerine uzun süredir var olan Batılı kavramsallaştırmanın bir parçasıydı. Genel olarak erkekler güçlü, kadınlar zayıf; erkekler bağımsız, kadınlar bağımlı; erkekler koruyucu, kadınlar korunan olarak görülüyordu.

Komün’e karşı çıkan muhafazakarlar için en rahatsız edici kadınlar, Komün’ün konuşmacıları ve savaşçılarıydı; çünkü cantiniere (kantinci) ve ambulanciere’lerin (sağlıkçı) tersine görünüşte bile, etkinliklerini gizleyecek geleneksel kadın rolüne bürünmemişlerdi. Kadın ve erkek özelliklerini iki karşıt kutba ayıran toplumsal cinsiyet kavramsallaştırmalarına tehdit oluşturuyorlardı. Edilgenden çok saldırgan, çaresizden çok kendine yeten, arabulucudan çok savaşçı, erkeklere destekleyici olmaktan çok eleştirel, çekingenden çok özgüvenli, bağımlıdan çok bağımsız ve kesinlikle kırılganlıktan uzak görülen bu kadınlar; böylesi özellikleri kültürelden çok doğal olarak tanımlayan bir kültürde normallik ve kadınlık üzerine sorular ortaya attılar.

[Komün’ün asi kadınları / Gay L. Gullickson / Yordam]