İktidar Seçime Hazırlanıyor



Çiçek Özgen Seçimlere -eğer olağan seyrinde devam ederse-, 1 yıl kaldı. İktidara yönelik tepkilerin gittikçe artıyor olması, anket şirketlerinde iktidardaki kan kaybının artık daha belirgin biçimde ortaya çıkmasıyla birlikte tehlikeler de barındıran son etaba da geçilmiş durumda. Seçimle geldiği iktidarı, seçimle bırakma niyetinde olmayan faşist rejim, elindeki savaş dahil tüm kozları masaya sürecek gibi görünüyor. …


Çiçek Özgen

Seçimlere -eğer olağan seyrinde devam ederse-, 1 yıl kaldı. İktidara yönelik tepkilerin gittikçe artıyor olması, anket şirketlerinde iktidardaki kan kaybının artık daha belirgin biçimde ortaya çıkmasıyla birlikte tehlikeler de barındıran son etaba da geçilmiş durumda.

Seçimle geldiği iktidarı, seçimle bırakma niyetinde olmayan faşist rejim, elindeki savaş dahil tüm kozları masaya sürecek gibi görünüyor. Bugünlerde sınır ötesi operasyon sinyali veren Erdoğan’ın, seçim sürecine OHAL’le girme planları yaptığı görülüyor. Bir yandan OHAL ilan etmek için bahaneler yaratmaya çalışan iktidar, diğer taraftan da muhalefet partilerini bile susturmaya çalışarak seçimlerin artık “demokratik” düzlemde olamayacağının da altını çizmiş oluyor. Muhalefet partilerinin seçim açıklamasını yayınlayan kanallara verilen cezalar bunların bir göstergesi.

Faşist rejim bloku kendi cephesinden bir hazırlık içinde. Gezi korkusu 9 yıldır geçmeyen ve son süreçlerde yeniden hortlayan iktidarın, bir kez daha her şeyin sorumlusu olarak Gezi’yi hedefe çakması da boşuna değil. Toplumsal bir patlamanın kokusunu alan rejim, bu korkuyla ipleri sıkı tutmaya, kendi kitlesini bu yönüyle motive etmeye çalışıyor. Gezi’den çıkardığı derslerle, olası bir toplumsal patlamaya karşı şu ana kadar bir dizi önlem almıştı. Mahallelerden çıkıp gelecek kitleleri, daha mahallelerde durdurmak için bekçi ordusu yaratıp, silahla ve yetkilerle donattı örneğin. Muhtarları etrafında toplayıp işbirliği ağı kurdu. İhbarcılığı teşvik ederek sosyal medya dahil her yerde ihbar ağları oluşturdu. Bütçenin büyük bir kısmını silahlanmaya ayırdı. SADAT gibi onlarca irili ufaklı çete kurarak bunları silahlandırdı. Kılıçdaroğlu’nun, seçimlerde bir şey olursa bundan SADAT’ın sorumlu olacağını söylemesi boşuna değil. Anlaşılıyor ki seçimleri gerekirse kana bulamak için bu çetelerin hazır edildiğinin istihbaratı mevcut kendisinde.

Bu saldırılara koşut olarak bir yandan da gericilik iyice hortlatılarak yedek güç halinde hazır tutuluyor. Konser yasakları, kadınların bir kez daha “sürtükler” lâfıyla hedefe oturtulması, geriye kalan tüm özgürlük alanlarının da artık yok edileceğinin ispatı. En ufak bir şüphe duyduğu ya da kendine rakip gördüğü insanları onlarca yıl hapis cezalarına çarptırarak etkisiz hale getirmeye çalışması da bundan. “Sosyal Medya Yasası” adıyla kısa süre sonra çıkaracağı düzenleme ile bu tutuklamalar artık daha kitlesel ölçeklerde, daha “yasal” kılıflar altında sürdürülecek. “Halkı yanıltıcı bilgi yaydığını” iddia ettiği herkesi bu yasal kılıf içinde parmaklıklar arkasına gönderecek. Bu da basına büyük bir gözdağı anlamına geliyor.

Önümüzdeki seçimin “normal” koşullarda yapılmayacağının sinyalleri bugünden verildi. İktidar koltuğu “demokratik” seçim yoluyla bırakmayacağı için şimdiden ilan edilmemiş bir OHAL’i devreye soktu. Böylece seçimin tüm evrelerinde belirleyici konumda olacağının altını kalın kalın çizmiş oldu. Seçim sürecine iktidar kendi cephesinden böyle hazırlanıyor. Bunun işe yarayıp yaramayacağı ise toplumsal tepkinin örgütlü bir biçime dönüştürülüp dönüştürülemeyeceğine göre değişecektir.