Cumartesi, 25 Temmuz 2026

Erbaş: Kur’an kursları cami yapmaktan önemli, ama yıpratılıyorlar!



Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, 41. İl Müftüleri İstişare Toplantısı’nda kelimenin gerçek anlamıyla bir şeyhülislam gibi konuşup müftülere de milli eğitim başta olmak üzere tüm devlet kurumlarına rehberlik etmeleri direktifi verdi. Erbaş müftülere “Sizler sadece o ilin müftüsü, diyanet ve din hizmetlerinden sorumlu rehber değilsiniz o ilin bütün yöneticilerine de rehberlik yapmak zorundasınız. Milli Eğitim’deki …


Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, 41. İl Müftüleri İstişare Toplantısı’nda kelimenin gerçek anlamıyla bir şeyhülislam gibi konuşup müftülere de milli eğitim başta olmak üzere tüm devlet kurumlarına rehberlik etmeleri direktifi verdi. Erbaş müftülere “Sizler sadece o ilin müftüsü, diyanet ve din hizmetlerinden sorumlu rehber değilsiniz o ilin bütün yöneticilerine de rehberlik yapmak zorundasınız. Milli Eğitim’deki yöneticilere rehberlik edeceksiniz, diğer kurumlardaki yöneticilere, Gençlik Müdürlüklerine hepsine rehberlik edeceksiniz” diyerek dinin gündelik hayata olduğu kadar devletin tüm aygıtlarına sirayet etmesi hedeflerini yineledi. Onlara bahşettiği bu yetkiyi de “çünkü siz Peygamber varisisiniz” gibi bir gerekçeye dayandırdı.

O kursların toplumsal dönüşümde kritik önemi var

Ayasofya’daki minbere kılıçla çıkarak Diyanet’in devlet içindeki konumunun yaşadığı evrimin de altını çizmiş olan Erbaş, şimdi bir adım ileri giderek müftülere devlet içinde ayrı bir devlet gibi hareket etmelerini, devlet kurumlarını dinsel yönden dönüştürmelerini buyurdu.

Bilimle din arasındaki ilişkiye dair inciler döktüren, türban üzerinden o tanıdık mağduriyet retoriğini yineleyen Erbaş’ın konuşmasının en dikkate değer bölümüyse “’Şuraya cami lazım’ mücadelesinden daha çok ‘Şuraya 4-6 yaş kuran kursu yapmamız lazım’ cümlesi benim için daha önemli” cümleleri oldu. Keza toplumu İslami kurallara yani şeriata göre dönüştürmelerinin en önemli basamağının 4-6 yaş çocukları, en önemli araçlarının da yoksul çocuklarını topladıkları yatılı Kur’an kursları olduğu bilinciyle konuştu Erbaş.

Müftülere denetim görevi

Konuşmasında kendileri için yaşamsal önemde olan Kur’an kurslarının denetlenmesini müftülerin en önemli görevleri arasına koyan Erbaş, buralarda yaşanan istismar olaylarından hayli rahatsız olduğunu da gösterdi. Fakat o rahatsızlığının esas nedeninin kurslarda yaşanan istismar olayları olmadığını, asıl olarak bunların kamuoyuna yansıması ve halkın bu nedenle tedirginlik duyarak çocuklarını buralara göndermekten sakınması olduğunu gizleyemedi. Ona göre bu tür örnekler Kur’an Kurslarını yıpratma çalışmalarına vesile oluyor!

‘Ali Erbaş buradakine de plaket hazırla’

Bu tür örnekler karşısındaki tutumlarının ne olduğunu en son Erzurum’da yaşanan istismar konusunda aldıkları tutumun açığa çıkmasından biliyoruz.

Geçtiğimiz günlerde yedi çocuğu sistematik olarak istismar eden Diyanet’e bağlı Hacı Bahattin Evgi Kuran kursu belletmeni H.A.’ya 119 yıl altı ay hapis cezası verildi. Dava yeniden gündemleştiğinde gördük ki, Diyanet olayın üstünü kapatmak için elinden geleni yapmış. Görevlendirdiği müfettişin raporu sonrasında daha önce açığa alınan yedi kişi görevlerine iade edilmiş. Tepkiler üzerine Erzurum Valisi Okay Memiş yeniden soruşturma istemiş, daha önce görevlerine iade edilen Kuran kursu çalışanları ile Palandöken Müftüsü Abdülhalim Acar açığa alınmak zorunda kalınmış, Acar’ın Ankara’da müftü yardımcısı olarak atandığı ve yeni görevine plaket verilen bir törenle uğurlandığı gizlenememişti. Çocukları istismara uğrayan ailelerse Erbaş’ın o kurslarda olup bitenlerden değil bunların açığa çıkmasından duyduğu rahatsızlığından bahsetmiş, iktidara ve Diyanet’e seslenen anne, “Kuran’ı yırtan adamı akladınız. Bu kadar çocuğa taciz, tecavüz edenleri akladın, pakladın. Ali Erbaş buradakine de plaket hazırla. ‘Onurlandır’ buradakileri” sözleriyle dile getirmişti.

‘Bir olay oluyor, onun üzerine kurslarımız yıpratılıyor’

Erbaş müftlerle yaptığı konuşmada gerçeğin bu denli çıplak açığa çıkması ve bu olayların yoksullukları sömürülerek çocukları yatılı kurslara toplanan ailelerde yarattığı tedirginliği dikkate alarak “Diyanet Başkanlığımızın toplumla iletişim kurduğu en güçlü zeminlerden birisi Kuran Kurslarımız. Kuran Kursları üzerinde, sinsi düşmanlıklar üretmeye yönelik çalışmalar var. 2 bin civarında yatılı kuran kursumuz var, her zaman mücadele ettiğimiz, olmaması için gayret ettiğimiz bir olay oluyor, onun üzerinden bütün Kuran Kurslarımızı yıpratmaya çalışan birtakım çalışmalar var. Sizler için en önemli şey, hatta ‘Şuraya cami lazım’ mücadelesinden daha çok ‘Şuraya 4-6 yaş kuran kursu yapmamız lazım’ cümlesi benim için daha önemli” diyordu.

Ona göre kurslarını yıpratmaya çalışan kötü niyetli kişiler vardı. Müftülere verdiği denetleme göreviyse bu istismar olaylarını önlemek, o kursları güvenilir hale getirmekten ziyade esas olarak toplumsal dönüşümde ciddi bir yere sahip olan bu kursların halk nezdinde teşhir olmasını engellemektir.

Alternatifler düşünmek

Toplumsal hayatın dönüştürülmesi, “kindar ve dindar” nesiller yetiştirilmesinde devletin gücünü seferber etmesinin simgesi olan o kursların önem ve anlamı Erbaş tarafından açıkça ortaya konuldu. Her emekçi mahallesinde pıtrak gibi çoğalan ve esas olarak halkın yoksulluğunun sömürülmesi üzerinden kendisine zemin bulan bu kurslara karşı alternatifler, toplumsal örgütlenmenin derinleştirilmesine ilişkin araçlar yaratmaksa halen genel olarak “solun” önünde duran en önemli görevlerden biridir.