İstanbul Esenyurt’ta gerçekleşen bir düğünden sonra sarı-kırmızı-yeşil şal takan damatla birlikte 10 kişi 14 Haziran’da ifade için karakola çağrılıp 15 Haziran’da tutuklanarak Silivri Cezaevi’ne gönderilmişti. Tutuklanma gerekçeleri sarı-kırmızı-yeşil şal takmak, Kürtçe müzik ve halay, atıldığı iddia edilen “Biji serok Apo!” sloganı. Sadece bu gerekçelerle “örgüt propagandası” iddiasıyla tutuklanan 10 kişinin ardından düğünde sahne alan dört sanatçı da gözaltına alınmış ve yurtdışı yasağı kararıyla serbest bırakılmıştı.
Tutuklanan kişilerin avukatı Özgürlükçü Hukukçular Derneği (ÖHD) üyesi Hüseyin Boğatekin, tutuklamaların dayandırıldığı “kanıtın” iki polisin savcılık izni olmaksızın yaptığı çekimler olduğunu, polislerin kendilerine binlerce kişinin katıldığı düğüne TOMA ve gazla saldırmayı, ancak kalabalık nedeniyle bunu tercih etmediklerini söylediğini belirtti.
MA’ya konuşan Boğatekin, Kürtlerin ulusal renklerinin kriminalize edilmeye çalışıldığını, bu şekilde tüm Kürtlere mesaj verilmeye çalışıldığına dikkati çekti. Söz konusu durumun kriminal bir olay olarak sunulduğunu ancak soruşturma ve davaya konu olabilecek bir durum veya meselenin ortada söz konusu olmadığına işaret eden Boğatekin, buna rağmen tutuklanmanın yaşandığına dikkat çekerek, durumu skandal olarak nitelendirdi.
Karçık Ailesi’ne ‘özel’ baskı
Tutuklanan Karçık ailesinin yıllardan beri haksızlığa uğradığını anlatan Boğatekin, “Devletin içerisinde bulunan cemaat gibi birçok grubun zulmüne uğramış, hukuki olarak zara görmüş bir aile. Aslında tabiri caizse ‘mimlenmiş’ bir aile olduğunu söyleyebiliriz. Bu nedenle düğünleri bile denetim altına alınmış. Düğünden evvel polis içeri girmiş ve görüntü almış. Bu durum tutanaklara da aynı zamanda soruşturma aşamasında polisin sorduğu sorulardan da anlaşılıyor. Hatta bir polis memuru bize, ‘Biz aslında düğüne müdahale edecektik’ dedi” diye konuştu.
TOMA’yla düğüne müdahale
Karçık ailesine yönelik “özel” bir yönelimin olduğunu ve bunu korkunç olarak değerlendiren Boğatekin, “Neredeyse binlerce Kürdün katıldığı bir düğün törenine TOMA, gaz ve çevik kuvvetle müdahale etmeyi düşünmüşler” dedi. Polisin ‘düğünün kalabalık olması nedeniyle müdahale etmeyi göze alamadık’ dediğini dile getiren Boğatekin, “Eğer cesaret etselerdi yüzlerce kişiyi gözaltına alacaklardı” diye belirtti.
Polis savcı ve yargıç oldu!
Polisin düğünde görüntü kaydı tuttuğunu ancak buna dair herhangi bir savcılık kararı olmadığını da sözlerine ekleyen Boğatekin, ayrıca polisin böyle bir işlem yapmaya hukuken hakkının olmadığın hatırlattı. Boğatekin, “İki polis kafasına göre Cumhuriyet Savcısı olmuş” diyerek, tepkisini dile getirdi. Boğatekin, “Polis, yargıç ve savcı gibi hareket etmiş. Gidip bazı çekimler yapmış. Polis belli tespitler yaptıktan sonra Büyükçekmece Cumhuriyet Savcılığına ulaşmış, Büyükçekmece Cumhuriyet Savcılığı da ifadelerinin alınmasını istemiş. Zaten düğün bitiyor. Yani düğündeki mesele de aslında onlarca yıldır alışık olduğumuz, bir şekilde soruşturmalara dahil edilse bile, soruşturmalardan, mahkemelerde bildiğimiz bir mesele” diye konuştu.
Kürtlerin kültürü hedef alındı
Söz konusu şalın Kürtlerin her düğününde bulunduğunu vurgulayan Boğatekin, şöyle devam etti: “Eşarbımız, şalımız, yöresel örtümüz ve kültürümüzün bir parçası sarı, kırmızı ve yeşil renklerden oluşan örtü suçlama konusu yapılıyor. Bu örtü, şal halayda oynayanların mendil olarak kullandığı bir şal aynı zamanda.” Soruşturma dosyasına işaret eden Boğatekin, “Düğünün coşkusu, atılan sloganlar, zafer işareti ve Kürtçe şarkılar yer alıyor. Yani bir Kürt düğününde olabilecek her şey bu düğünde de yaşanmış. Ve bunların tamamı da soruşturmaya konu edilmiş. Çetrefilli bir dosya değil. Çok açık Kürtlerin düğün kültürünü, düğün yapma tarzını hedef alan bir soruşturma” diye kaydetti.
‘İnanılmaz bir hukuksuzluk’
Soruşturma ve tutuklamayı, “inanılmaz bir hukuksuzluk” olarak değerlendiren Boğatekin, sözlerini şöyle sürdürdü: “Örgüt propagandası tutuklama açısından yeterli bir suçlama değil. Ayrıca müvekkiller kendi ayakları ile karakola ifade vermeye gidiyor. Bir kaçma, delil karartma şüphesi yok, korkutacak bir tanık yok. Yani Türkiye ceza usul sistemine göre tutuklamayı gerektirecek her hangi bir koşul olmamasına rağmen, gözaltına alınmasını gerektirecek her hangi bir koşul olmamasına rağmen gözaltına alındılar. Kelepçeli bir şekilde ve ciddi bir baskıyla adliyeye sevk edildiler. Savcı, bu durumu ‘Tehlike var, acele bir durum var’ şeklinde gerekçeye bağladı.”
Adil bir soruşturma yok
Müvekkillerine yönelik nefret ve baskı politikasının olduğuna işaret eden Boğatekin, “Bunu gördükten sonra adil bir soruşturma ve karar çıkmayacağını anladık. Zaten hakimlik de 10 dakikalık ezber birkaç cümle ile tutuklama verdi” dedi. Düğünde halay çekildiğini, Kürt kültürüne ait şalın yer aldığını ve sloganlar atıldığını dile getiren Boğatekin, bunların hiçbirinin şiddeti çağrıştırmadığını belirterek, suç teşkil etmediğini ifade etti. Boğatekin, şunları söyledi: “İleride bu yurttaşların tamamı ya beraat edecekler ya da en kötü haliyle erteleme kararı çıkacak bir suçtan tutuklandılar. Onlar ve aileleri yıllarca mağdur edilecekler. Bugün Büyükçekmece Adliyesi’nden açık bir baskı mesajı çıktı.”
Polis hedef gösterdi
Bu mesajın tüm Kürtlere ve Esenyurt’ta yaşayan Kürtlere verildiğinin altını çizen Boğatekin, “Polis, tutanaklarda Karçık ailesinin geçmişini anlatarak hedef gösterdi. Bu aile politik, çok defa gözaltına alınış, tutuklanmış bir ailedir. O yüzden, ‘Bunların yaptığı düğün örgütsel faaliyettir’ dedi adeta ve bu şekilde tutukladı. İşin en önemli kısmı o dur” diye kaydetti. Soruşturma ve tutuklama ile politik bir baskı kurulduğunu dile getiren Boğatekin, bu baskıyı “silah” olarak değerlendirdi. Boğatekin, şunları ifade etti: “Yurttaşları tutuklayan yargı ve savcı da dosyadan beraat kararı çıkacağını biliyor. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne gidilirse ihlal kararı çıkacak. Bunun da biliyor. AİHM, zaten defalarca bu konuda mahkumiyet verdi.”
Politik mesaj
Durumu, “Kürtleri kültürel ve politik yönden baskı altına alma” hedefinin olduğunu sözlerine ekleyen Boğatekin, “Artık bir Kürdün diğer bir Kürdün düğününe gitmesini, halay çekmesini engellemek. Bunun başka bir mesajı yok. Bu o yönüyle politik bir mesajdı” dedi.
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!