Alınteri: TABİB (Türkiye Belediyeleri Taşeron İşçiler Birliği) nasıl oluştu?
Hazım Çetin: Öncelikle İstanbul’daki arkadaşlarla bir araya geldik, konuşurken böyle bir ihtiyaç olduğu netleşti. Bu oluşum İstanbul’da hayata geçirildi. Bizler de diğer iller ve ilçeler olarak destek verdik. Her il kendi TABİB’lerini oluşturdu. Bu oluşumun tek ilkesi hiçbir siyasi bağı olmadan, hiçbir siyasi ve gelecek kaygı düşünülmeden sadece belediye şirket işçilerinin kadro talebinin sesini yükseltmek. NORM kadro verilsin, şirket işçiliği -yani taşeron işçilik- yasaklansın amacımız bunu gerçekleştirmek. Bunun dışında hiçbir TABİN kendi siyasi görüşünü bileşenlere açıklayamaz, siyasi görüş doğrultusunda ideolojik çalışma yapamaz. Bu karara uymayanlar safdışı bırakılır. Çünkü bizim bir araya gelme sebebimiz bellidir. Taşeron işçilerin kadro talebidir.
Yakın bir zamanda konuyu meclise taşıyacağız. İki hafta önce İstanbul’da yapılan eylem güzel bir ses getirdi. Biz de Ankara’da bir eylem yapacağız. Eylemi Ulus Heykel’de yapacağız. Belediye işçilerinin geniş katılımıyla gerçekleştirmeye çalışacağız. Bütün siyasilere de mesaj gönderip çağrı yapacağız. İşçinin yanında olduğunu, sosyal demokrat olduğunu iddia eden herkesi oraya davet edeceğiz. Konuşma hakkı vermeyeceğiz, belediye şirket işçilerini dinlemeye davet edeceğiz. Ve orada TABİB’in ortaklaşa hazırladığı bildiri “TABİB nedir? Ne istiyor?” konulu bildiri kamuoyu ile paylaşılacak. TABİB olarak sendika ve siyasetten tek istediğimiz işçinin, emekçinin yanında olması, şu ana kadar ne sendikaların ne siyasilerin belediye işçilerinin yanında olduklarını gördük.
Alınteri: Önümüzde bir seçim süreci var ve torba yasa ile taşeron işçilerin kadroya alınacağı ifade edilmeye başlandı. Siz buna inanıyor musunuz?
Hazım Çetin: Biz buna inanmıyoruz. İnanmadığımız için de bu eylemleri yapıyoruz. Torba yasada belediye şirket işçilerini de ilgilendiren hiçbir şey yok. Zorunlu emekliliği kaldıracağız diyorlar. Zaten bir işçi arkadaşımız belediyede zorunlu emekliliğe karşı işe iade davası açmıştı ve kazandı.
Tediye* davası Çankaya Belediyesi Personel AŞ. emekçileri tarafından açıldı ve şu an güvenlikte çalışan arkadaşlarımızın özverisiyle açtıkları dava Yargıtay aşamasında, istinafta olan davalarımız var. Bu davayı da kazandıktan sonra bizim talep edeceğimiz bir şey kalmıyor. Neden torba yasaya bağlansın ki!
Resmi kayıtlarda biz e-devlete girdiğimizde bordroları aldığımızda kamu işçisi gözüküyoruz. Hak vermeye gelince şirket işçisi muamelesi görüyoruz. Tediye ikramiyesini aldığımız zaman devlet de bizi kamu işçisi olarak tanımış olacak. Çünkü bu kamu işçisine verilen özel bir ek ikramiye, bu mantıktan baktığımızda geriye bir şey kalmıyor zaten. Bundan sonraki aşama kadrolularla aynı haklara sahip olacağımız TİS görüşmelerinde haklarımızı masada talep etmek…
Alınteri: TİS görüşmeleri dedin, bunun için şube yönetimlerine seçilebilmeniz gerekiyor. Siz Genel İş 1. Nolu Şube başkanlığına da talipsiniz. Şube Başkanlığına seçilirseniz TİS görüşmelerini nasıl işleteceksiniz? Ya da nasıl yapmayı düşünüyorsunuz?
Hazım Çetin: TİS görüşmeleri için sahada çalışma arkadaşlarımız var. Biz şunu söylüyoruz: “TİS görüşme süreçleri başlangıcından bitene kadar işçiyle birlikte yürütülecek. Her madde onay aşamasında işçiye sorulacak, her görüşme sonrasında işçiler görüşmenin yapıldığı salonun dışına davet edilerek bilgilendirilecek ve onayına sunulacak. Bizim yapacağımız TİS sürecinde işçi kendisini sürecin içinde görecek. Biz aslında bu şekilde mücadeleyi ortaklaştırmış olacağız. İşçi şunu diyebilmeli ‘benim teklifim, görüşüm sendika tarafından önemseniyor, kabul görüyor, gereği yapılıyor’, yani bu masanın bir tarafı da benim diyecek. Biz bugüne kadar sendikadan bunu talep ettik, işçiler olarak bizim her zaman talebimiz, komitelerin oluşturulması, işliklerdeki sorunların net belirlenmesi, bu komiteler bunları şube yönetimine iletsin, şube bu bilgiler ışığında hareket etsin istedik. Ama bunların hiçbiri yapılmadı.
TABİB olarak şubeye seçilirsek de ilk işimiz işçi komitelerini oluşturmak olacak. İşliklerde rahat çalışma alanları yaratmaya çalışacağız. Bu komiteler sahada aldığı tüm bilgileri, sorunları sendika yönetimiyle paylaşacak. Dışarıya açık olacağız. Şube başkanlığı, sekreteri ve saymanlığı işçi toplantıları örgütleyecek, bütün kapıları sökeceğiz. İşçi istediği zaman, istediği saatte muhatap bulabilecek. İşçi kendisinin sürece dahil olduğunu hissettiği an mücadele aslında kazanılmış olacak. Mücadele 10-15 kişinin değil 4 bin 500 Çankaya Belediye çalışanının mücadelesi olur.
Alınteri: Bu anlattığınız çerçeve hem çok güzel hem de başarması çok zor şeyler. Gerçekten bu söylediklerinizin arkasında durabilecek misiniz? Bunu TABİB’e soruyorum.
Hazım Çetin: TABİB bunun dışında, TABİB hiçbir sendikaya sarı diye bakmıyor. Sendikaların içindeki kişilere sarı diyor. Sendikaların ismen bunda hiç fonksiyonu olduğunu düşünmüyoruz. Sendikaların kuruluş amacı örgütlü olduğu işçinin sosyal-ekonomik-iş güvencesi adına faaliyet yürütmesi için işçinin aidat ve vekalet verdiği bir oluşum. Seçilen kişilerin anlayışının sarı olmasının sebebi siyasi nedenlerle müdahale edilememesi.
Bizim ortaya koyduğumuz tez çok farklı, biz diyoruz ki: Komite oluşturacağız, işçiyle beraber yapacağız, eşit işe eşit ücret, kendisine devrimci denen sendika yıllarca işçiye bu sloganı attırmadı mı? “Eşit işe eşit ücret!” sloganını pankartlarında, dövizlerinde, sloganlarında dillendirdi. Taşerona kadro meselesini pankartlarla taşıdı. Ama gereğini yapmadı. Biz gereğinin yapılması için çalışacağız.
Alınteri: Elbette ki kişiler sendikaları yozlaştırıyor. Seçilen kişilerin geldiği makam, mevki, olanak ve imkanlar onların düzen içileşmesini getiriyor. Ama bu taban bilincinin zayıf olması ve denetlemenin eksikliğinden kaynaklanmıyor mu? Bu konuda nasıl bir öngörünüz var? Çünkü bunun altın üstü denetleme bilinciyle üstesinden gelinebilecek bir konu olduğunu düşünüyorum.
Hazım Çetin: Bundan önceki yönetimler şöyle yapıyordu; bir temsilci seçimi yapıyordu, bu temsilci adayları seçildikten sonra hem Genel-İş hem de 4 bin 500 işçinin temsilcisi olur normalde ama öyle yapılmadı, yapılmıyor. Nerede seçildin süpürgede, sadece süpürgecilerin temsilcisisin başka yere gidemezsin… bu yanlış bir mantık ve uygulama, buna da kimse karşı çıkmadı. Ben bütün işliklere gittiğimde “Gidemezsin, senin orada ne işin var?” denildi. Sendikanın değil işçinin temsilcisi anlayışını hakim kılmak gerekiyor. Şu anki yönetim ve öncekiler hep kendine temsilci ataması yaptığı için böyle. Biz tüm temsilcileri sahada tutacağız. Rahat çalışma alanlarını oluşturacağız. Oluşturacağımız komitelerle toplantı yaptıracağız.
İşçi Kooperatifi oluşturacağız. İşçi kooperatifi kurma amacımız içinde olduğumuz ekonomik koşullarda artık kimsenin bir yatırım yapma şansı yok. İşçilere yatırım yapma şansı sunacağız. Bürokratlarla oturacağız bir anlaşma yapacağız. Kamu arazilerine işçi kooperatifi kurmak istiyoruz bir protokol ile işçilerin satın alması kaydıyla kooperatifi oluşturmak istiyoruz.
İşçi Lokali kurmayı düşünüyoruz. İşçilerin ailelerinin, çocuklarının sosyal aktivitelerini buralarda yapabilmesini sağlayabilmek. Sendika ve şube seçimleri zamanında aday olanların işçilerle yapacağı toplantıları buralarda rahatça yapabilmelerini sağlamak, çünkü şu anda aday olanların işçilerle bir araya gelip demokratik bir şekilde toplantı yapabileceği hiçbir alan ve yer yok maalesef. İşçilerin sınıf bilincine ulaşmalarını sağlamak, yükseltmek için sınıfsal eğitim çalışmaları yapılması gerekir, lokal gibi alanların bunun için de gerekli olduğunu düşünüyorum.
Alınteri: TABİB Ankara’da Belediye işçileri içinde daha güçlü bir örgütlenme yapmak için Çankaya Emekçileri oluşumu ile irtibat kurmayı düşünüyor mu?
Hazım Çetin: Tabii ki, ben bir şey koydum ortaya, herkes ile görüşürüz. Bizim sınıf anlayışımıza uyan ya da uymasını talep edebileceğimiz kim varsa hepsiyle görüşürüz. Bizim görüşmeyeceğimiz üç kıstasımız var. 1- Çanpaş işçilerinin bugüne kadar TİS’lerini yapanlarla çünkü bu insanların bu güne kadar sınıf diye bir gündemleri hiç olmadı. 2- Üç gün sonra şube başkan adaylığını pazarlık konusu edecek olanlarla görüşmeyiz.
Alınteri: Çankaya Belediyesi Emekçileri oluşumu iyi bir yol aldı ve son zamanlarda hem sendikaya hem de Belediye Başkanlığı’na kamuoyu baskısıyla da bazı geri adımlar attırdılar.
Hazım Çetin: Çankaya Belediyesi’nde en mağdur olan zaten Çanpaş işçisi. Ama öbür taraftan da çok güçlü aslında. Her gelen sendikacısı, partisi, bürokratı Çanpaş işçisinin duygusunu sömürüyor. Biz şunu istiyoruz ve çağrı yapıyoruz. Gelin her birimin -Belde, İmar, Fenişleri, Temizlik- eşit temsil edildiği bir sendikal yönetim çıkaralım. Biz bu çağrımızın arkasındayız. Kazanırsak büyük bir güç ortaya çıkacak. Mesela, şube sekreteri kadrolulardan, saymanı beldeden, yürütmede imardan arkadaşların olduğu bütün birimlerin kendisini bulduğu bir yönetimi başarabilirsek burada herkes kazanır.
TİS görüşmelerini 1 yıl üzerinden hayata geçirebilirsek o zaman birimlerin TİS’leri aynı zamana geleceği için taban eşitlenmesi konusunda daha radikal kazanımlar elde edebiliriz. Yoksa kadrolulara patron, “Çanpaş işçilerinin ücretlerine bakın da halinize şükredin” diyebiliyor. Bu algıyı yıkmanın yolu herkesi tabanda eşitlemekten geçiyor. Bunu başarabildiğimiz zaman bizler belde, imar, Çanpaş diye bir ayrım değil Çankaya işçisi olur ve mücadelemizi ortaklaştırmış oluruz. Ve 1 Mayıs alanına 60 kişi ile değil 4 bin 500 Çankaya işçisi olarak çıkabiliriz.
Alınteri: Kitlesel olabilmesi için taban örgütlülüğü gerekir.
Hazım Çetin: Doğru, ama bu anlayış şu haliyle çağrı yapsın kimse gitmez. Çünkü güven duymuyor hiçbir işçi. 1 Mayıs’larda bile işçiye sadece bir gün öncesinden “Gelebilen gelsin” diye mesaj atılıyor. 1 Mayıs böyle geçiştirilebilecek bir gün değildir. Bunun çalışması en az bir ay önce işliklerde örgütlenmeye başlanmalıdır. İşçi 1 Mayıs’a gidersem amir izin verir mi, kızar mı… diye bir endişe içinde olmamalı. Şube olarak yazarsın yazını sendikal izin alırsın işçilere böyle çağrı yaparsın. O zaman endişesi kalmayan işçi toplanma yerine onlarla değil yüzlere, binlerle katılım sağlar.
Taban örgütlülüğüyle mücadeleyi ortaklaştırıp kadro meselesi için Çalışma Bakanlığı önüne diğer belediye işçilerine de çağrı yapılıp ciddi bir sınıfsal tutumun içinde olunursa oraya 4 bin 500 Çankaya işçisi değil daha kalabalık bir kitleyle diğer belediye işçilerinin katıldığı şekilde taleplerimizi daha gür haykırabilir ve kamuoyu oluşturabiliriz.
Alınteri: İşçilerde gelen gideni aratıyor, hiçbir şey değişmiyor gibi güvensizlik oluştu. Bunu değiştirebileceğinize inanıyor musunuz?
Hazım Çetin: Arkadaşım bana, sen çok büyük hayal satıyorsun diyor. Bugüne kadar hiç kimse çıkıp da bizim kaderlerimizi birleştirmemiz lazım, bütün TİS’leri aynı tarihe getirmemiz lazım, eşit işe eşit ücret prensibiyle masaya oturulması lazım, tabanda eşitlenirse bu işçi artık bütünleşir ve karşı tarafa tek vücut olarak karşılık verir, mücadele ortaklaşırsa biz kazanırız, geleceğimizi de kurtarırız, hayaller kurmaya başlarız diyen oldu mu? Olmadı. Mevcut şube başkanı işlikleri geziyor ve umutsuzluk vaat ediyor. Tabanda arayı kapatamayız, makas çok açıldı, ama çok güzel bir sözleşme yapacağız diyor. İyi de bu TİS’leri de sen yaptın o zaman da çok güzel anlaşmalar yaptık diyordunuz diye kimse yüzüne söylemiyor. Ve son olarak diyoruz ki: “Yaşasın eşit işe eşit ücret mücadelemiz!”, “Var bi hayalimiz!”
Alınteri: Bizler de sürecin takipçisi olacağız. Çalışmalarınızda başarılar diliyoruz.
(*) Tediye: Devlete ait şirket ve kurumlar ile Belediyelerde işçi statüsünde çalışan personele verilen ek ödeme.
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!