Faşist iktidar bloku dün geceden beri Rojava ve Medya Savunma alanlarını bombalıyor. ABD, AB ve Rusya emperyalistleri, bölge gericilikleri olur ve onay verdikleri bu işgal hareketini seyrediyor. ABD de Rusya da denetimlerinde olan bölgelerin hava sahalarını açıyor. Suriye’deki rejim, saldırılarda askerleri de öldüğü halde şimdiye kadar tek bir söz etmiyor.
Bu danışıklı dövüşün hedefi bellidir: Ortadoğu cangılında boy verip dünya haklarına umut olan, kapitalist barbarlık içinde başka bir hakikatin de yeşerebileceği duygusunu yeniden kamçılayan Rojava’daki halkçı-demokratik inşayı boğmak! On milyonlarca nüfusa sahip olduğu halde devleti bulunmayan tek ulus olan Kürtlerin, bölgedeki diğer ulus ve etnisitelerle birlikte inşa ettiği Rojava gibi bir örnek, bilumum sistem bekçileri için karın ağrısıdır.
Kürt halkının yiğit evlatları ve enternasyonalist güçlerin ruh birliğiyle inşa etmeye çalıştıkları çöldeki bu vahanın şimdi faşist Türk rejiminin saldırılarıyla Suriye’deki Esad rejimine teslim olmasını istiyorlar. El Kaide gibi bir cihatçı çetenin devamı olan HTŞ’yi (El Kaide menşeli El Nusra) Kürt halkının özgürlük kokan soluğuna tercih ediyorlar.
Türk burjuvazisinin tüm klikleri, havuzu-ulusalcısıyla tüm medya organları Rojava’nın ezilmesi, olabiliyorsa Suriye’den bir parça toprağın koparılıp misak-ı millinin genişletilmesi için el birliği, ruh birliği içindeler.
Emperyalist kapitalizmin en çirkin ürünü ve sureti olan IŞİD gibi bir barbarlığın Kobanê’deki dişe diş mücadeleyle geriletilmesi ve tam da o noktada çözülme sürecine girmesi emperyalistinden bölge gericisine kadar hepsinin belli ki ortak kuyruk acısı. Faşist rejim yaklaşık 1 yıldır hazırlandığı Rojava işgali için kirli pazarlık masalarından esas olarak bu nedenle olur aldı.
Bu oluru almak için gözünü kırpmadan Taksim İstiklal Caddesi’nde sivil insanların katline neden olan bir terör saldırısını izledi ya da tertipledi. Her yerinden dökülen, ellerine yüzlerine bulaşan bu bombalı saldırıyı aylardır yaptığı hazırlığa gerekçe olarak kullandı. Tüm dünya düzeni ve bekçileri bu gerekçenin çürüklüğünü bildikleri halde sesini çıkarmayarak Rojava’daki devrimin ezilmesini baş sorun olarak gördüğünü gösterdi.
Nasıl ki IŞİD’in ağır silahlarla gerçekleştirdiği saldırıyı seyredip dişe diş mücadeleyle yenilmek üzere olduğunu anladıkları noktada havlu attılarsa şimdi de öyle olacak! Her bireyi bir komutan haline gelen, Ortadoğu çölündeki bir vahayı simgeleyen Rojava’yı en başta kendi özgüçleri, örgütlülükleri ve enternasyonalist dostlarının, ilerici demokratik dünya kamuoyunun desteğiyle savunabileceklerini biliyorlar.
Fakat her açıdan ablukaya alınmış, boğulmak istenen bu soluğun dünya halklarından gelecek desteğe dün olduğundan daha fazla ihtiyacı var. Hava saldırılarıyla başlayan bu saldırganlığın karadan başlayacak bir işgale dönüşmemesi buna bağlı. Hava saldırıları bunun için yapılan nabız ölçme girişimleridir. O nabzı “IŞİD yenemedi siz mi yeneceksiniz! Kobanê’yi yenemezsiniz! Kendi vatandaşlarınızı gözünüzü kırpmadan öldürüp Kürt özgürlük güçlerine yıkacak kadar kirlisiniz. Çıkarlarınız ve iktidarınız için halkları birbirine kırdırtmaktan, savaş ve işgale girişmekten, kan dökmeye kadar her şeyi yapabilirsiniz. Ama karşınızda biz varız! Biz sizin o kanlı planlarınızı bozarız!” diyerek sokaklarda, üretim alanlarında, yaşamın her yerinde eylemli olarak ortaya koyma zamanıdır.
Keza Rojava’nın işgali demek daha fazla acı, yoksulluk, iş cinayeti, kan, gözyaşı, ağıt demektir! Uyuşturucudan çeteleşmeye kadar her açıdan çürümüş bu rejimin ipi esas olarak bu saldırganlığa tutum almakla çekilebilir. Yoksa o üstüne titrenilen sandık bile kurulamayabilir.
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!