TSK’nın Federe Kürdistan Bölgesi’nde bulunan Zap, Avaşîn ve Metîna’ya yönelik kimyasal silah kullanımı görüntülerini yayınlanmıştı. Yayınlanan görüntülerden sonra Medya Haber TV’de olaya dair insan hakları alanında çalışan bir adli tıp uzmanı olarak mesleki düşüncesi sorulmuştu. Katıldığı yayında Şebnem Korur Fincancı da görüntülere bakarak kimyasal silah kullanılmış olabileceğini olayın ancak bağımsız kurumlarca araştırıldığında kesin bir sonuca ulaşılabileceğini söylemişti.
Ancak Fincancı’nın bu açıklaması faşist devleti suçüstü hainden kurtulmak adına Fincancı’yı linç kampanyasına dönüştü. Faşist Bahçeli’nin MHP grup toplantısında Fincancı’yı hedefe koymasından hemen sonra Fincancı gözaltına alındı; evindeki arama sırasında babasından kalma yadigar mermiler ‘örgüt mühimmatı’ denilerek faşist basına servis edildi, mahkeme tarafından da apar topar tutukladı.
İlk duruşmanın yapılacağı 23 Aralık’ta (bugün) daha gün doğmadan Çağlayan Adliyesi önünde çekilen görüntüler devletin nasıl korktuğunun da göstergesi oldu. Adliye önü polis tarafından ablukaya alınmakla kalmamış adliye içinde de yüzlerce polis konuşlandırılmış. Prof. Dr. Onur Hamzaoğlu meselenin özüne işaret etmişti: “Bizden bu kadar korkuyorlar.”
Via @freesebnem
Porf. Dr. Onur Hamzaoğlu: Bu kadar korkuyu bir arada görmemiştik,çağlayanın kocaman bahçesi gözaltında.. Bizlerden bu kadar korkuyorlar. pic.twitter.com/EZwpKoFgKM— Alınteri (@GazeteAlinteri) December 23, 2022
Korkunun büyüklüğü sadece polisiye tedbirlerle kendisini göstermedi. Fincancı’ya mesleki, siyasi destek harici hukuki olarak yaklaşık 800 avukat duruşmaya katılmak istedi. Ancak mahkeme heyeti daha duruşma başlamadan büyük bir salona geçmeyi reddedip 50 kişilik küçük salonda kalma kararı aldı. Mahkeme heyetinin savunmayı üç avukatla sınırlı tutma ısrarı avukatların baskısı sonucu kırıldı. Öte yandan Fincanı’nın önüne jandarma dizilerek mahkemenin yüz yüzelik ilkesi de çiğnenmiş oldu.
Mahkeme heyetinin önyargılı tutumu daha en başta Fincancı’ya ‘sen’ diye hitap etmesiyle kendisini gösterdi. Avukatların heyet başkanının hitabını düzeltmesini istediği sırada ise mahkeme başkanı burjuva hukukunun bile en temel ilkesi olan ‘masumiyet karinesi’nin umurunda olmadığını şu cümle ile ispatladı: “Ama kendisi sanık!..”
Fincancı savunmasına, duruşmaya gelene kadar 5 saat kelepçeli tutulduğunu, bunun insan haklarına aykırı olduğunu söyleyerek başladı. Sonrasında, savcının tıbbi bilgi yetersizliğinden bahsederek adli tıp uzmanlığının ne demek olduğu konusunda adeta ders vererek devam etti. Tıpta ve de adli tıpta ‘ön tanı’ kavramının ne olduğunu, tanıya ulaşmak için bağımsız inceleme gerektiği ve bunun uluslararası kılavuzlarda yer aldığını, kurduğu bütün cümlelerin mesleki bilgisi ile gerçekleştiğini, bilim insanın öncelikli görevinin devletin istediğini söylemek değil kamuyu aydınlatmak olduğunu; “’Sen’ diye hitap ederek hakkımda verdiğiniz hüküm belli oluyor. 64 yaşındayım ve sizlerin yaşıtlarına hukuk fakültesinde ders verdim” diyerek savunmasını bitirdi.
Ancak Fincancı sözlerinin bahane edilerek insan hakları alanındaki duruşu ve mücadelesinin; kendisi üzerinden de başkanlığını yürüttüğü TTB’nin siyasiler ve devlet tarafından bilerek hedef alındığını belirtmesi, davanın esasını gözler önüne serdi.
Avukatlar savunmalarına geçmeden önce Av. Meriç Eyüboğlu’nun ısrar üzerine Fincancı’nın önüne dikilen jandarma çemberi kırıldı. Avukatlar savunmalarında esas olarak savcının bir hukukçu olarak değil siyasi söylemlerle iddianame hazırladığını, videonun 7 dakika olmasına rağmen sadece 5 kelimenin seçildiğini, iddianamede konuşmanın bağlamanından koparıldığını, iddianamede yayın kuruluşu hakkındaki raporun sadece 20 sayfasının Fincancı hakkında olduğunu, yayına çıkmak diye bir suç olmadığını, hem Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin hem de Anayasa Mahkemesi’nin kararlarına rağmen bu davanın açılmasının bile mümkün olmadığını belirttiler.
Peki tüm bu savunmalara rağmen savcı nasıl mütalaa verdi: Propaganda suçundan cezalandırma ve tutukluluğunun devamı.
Hakkında soruşturma açılınca Almanya’da olduğu halde Türkiye’ye dönen, kaçma şüphesi bile kanıtlanamayan Şebnem Korur Fincancı için kendi gölgesinden bile korkan mahkeme tutukluluk halinin devamına karar vererek duruşmayı 29 Aralık 2022’ye erteledi.
Mahkemenin Şebnem Korkur Fincancı hakkında tutukluluk halinin devamı kararı sonrası adliye de karar sloganlarla protesto edildi.
#ŞebnemHocaylayızTTBninYanındayız
📽️ @dokuz8haber pic.twitter.com/OI8dffCsgz
— Alınteri (@GazeteAlinteri) December 23, 2022
Verilen 1 saatlik aradan sonra…
Suçüstü yakalanan TSK, panikle, kimyasal silah kullanımını sadece Türkiye’de değil dünya kamuoyu önünde de örtbas etmeye çalıştı. Şebnem Korur Fincancı’ya gösterilen destek, aslında adliye önünde ve içindeki polis yığınağının açık bir korkuya dayandığını gösterdi. Ülke içinde korku dağları yaratmak için de Fincancı’yı hedef gösterdi. Ancak bugün ortaya çıkan görüntü gösterdi ki, faşist devletin kaldırdığı taş ayağına düştü.
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!