Cumartesi, 5 Eylül 2026

13 Yılda 852 Çocuk İş Cinayetlerinde Hayatını Kaybetti



Her yıl azımsanmayacak sayıda çocuk eğitimden koparılarak sermayenin “yüksek” çıkarları için fabrikalarda, atölyelerde, inşaatlarda çalışmaya zorlanıyor. MESEM adı verilen devlet destekli çocuk işçiliği, eğitimden kopuşu hızlandırmakla kalmıyor çocuk işçiliği cinayetlerinin de artmasına neden oluyor


İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’nin (İSİG) verilerine göre 2013’ten bu yana en az 852 çocuk çalışırken yaşamını yitirdi. Yaşamını yitirenlerin 730’u erkek, 122’si kız çocuğuydu. 98’i mülteci veya göçmendi. Yine yaşamını yitirenlerin 291’i 5-14, 561’i 15-17 yaş grubundaydı. Ölümlerin yüzde 52’si tarım ve orman, yüzde 13’ü inşaat ve yol, yüzde 8’i konaklama, yüzde 7’si metal, yüzde 3’ü gıda işkolunda meydana geldi.

Bu tablo aslında çocukları kendi ailelerinden dahi koruması, eğitim ve sosyo-ekonomik açıdan onlara en iyi koşulları sunması gereken devlet mekanizmalarının sermayenin çıkarları için çocukların yaşam hakkını hiçe saydığını açık bir şekilde ortaya koyuyor.

Öğrenci Sendikası’nın yayınladığı MESEM Raporu’ndaki “Geçtiğimiz 2025 yılında  MESEM’lerde çalışırken hayatını kaybeden 6 çocuk olmuşken, 2023’ten bu yana MESEM’lerde çalışırken iş cinayetine kurban giden 18 çocuk olmuştur. Devletin eğitim kisvesi adı altında oluşturduğu ve işverenlerin kârına kâr katmak, ceplerine biraz daha fazla para koymak için desteklediği bu düzen en hafif tabirle çocukların canına kastetmektedir” ifadesi de bu durumu doğrular nitelikte.

Raporda MESEM uygulamasının en yaygın olduğu yerlerden birinin Kocaeli’nin Gebze ilçesi olduğu ve Gebze’de 2 bin 700’ün üzerinde kayıtlı MESEM öğrencisinin olduğu vurgulanıyor. Ayrıca 3 bin 600’ün üzerindeki MESEM öğrencisinin yüzde 75’nin tek başına Gebze de yoğunlaştığı ve Gebze’deki lise öğrencilerinin yüzde 13’ünün MESEM’li olduğu belirtiliyor.

Öğrenci Sendikası yayınladığı MESEM Raporu’nda Gebze’deki MESEM’li öğrencilerin çalışma koşullarını saptamak için Gebze’de sisteme kayıtlı 14-18 yaş arasındaki 928 öğrenciyle bir anket de gerçekleştirmiş.

Ankete göre, Öğrencilerin yüzde 58.1’i haftanın yedi günü, yüzde 70.9’u günde 12 saatten fazla çalıştığını belirtiyor. Yüzde 90.5’i iş kazası geçirdiğini, kaza geçirenlerin yüzde 89.9’u ise hastaneye götürülmediğini ifade ediyor. Ankete katılanların yüzde 88.9’u iş yerinde düzenli denetim yapılmadığını, yüzde 91.4’ü meslek alanı dışında çalıştırıldığını, yüzde 89.6’sı ise okula devam edemediğini dile getiriyor.

Bu noktada İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’nin (İSİG) 2025 yılı raporuna dikkat çekmek gerekiyor. İSİG Meclisi 2025 yılı raporunda çocuk işçi ölümlerinin resmi makamlarca gizlendiğini rapordaki şu ifadelerle vurguluyor:

Türkiye’de işçi ölümleri saklanıyordu. Çalışma Bakanlığının sitesinde yer alan istatistikleri incelediğimizde resmi olarak her yıl 13-14 çocuk işçi ölümü kayıtlara geçiyor ve  duyu(ru)lmuyordu. Ancak son on üç yıllık kayıtlarımıza göre her yıl 63-64 çocuk hayatını kaybediyor. Bu tablo son iki yılda daha da derinleşti. 2024 yılında 71 çocuk işçi ölürken bu yıl ölen (2025) çocuk işçi sayısının 94 olması çocuk emeğinin durumunu özetliyor.

Yine İSiG Meclisi’nin 2025 raporunda geçmiş yıllarda çocuk işçiliğinin merkezi olan tarımdaki ölümlerin oranının azaldığı buna karşın kentlerdeki çocuk işçi ölümlerinin arttığına dikkat çekiliyor. 2014 yılında kentlerde ölen çocukların oranı yüzde 39 iken bu oranın 2025’te yüzde 67’ye yükseldiği belirtiliyor. Raporda bu durumun nedenleri ise şöyle açıklanıyor:

Tarım işçisi çocuklar görünmez kılınır. Yaşadıkları şehirden çalıştıkları şehre giderken ya da tarlaya götürülürken devrilen minibüsler traktörler trafik kazası olarak habere konu olur. Çocuk işçiliğin kentleşmesinin sebepleri; yoksullaştırma politikalarının kentlerde yaşamayı zorlaştırması, 4+4+4 modeli, MESEM ve eğitimin paralılaştırılması gibi politikaların çocukları işçileştirmesidir. Ek olarak tüm Anadolu kentlerine yayılan OSB’ler de çocuk işçiliği mekanlarıdır

Dolayısıyla her yıl azımsanmayacak sayıda çocuk eğitimden koparılarak sermayenin “yüksek” çıkarları için fabrikalarda, atölyelerde, inşatlarda işçiliğe zorlanıyor. MESEM adı verilen devlet destekli çocuk işçiliği, eğitimden kopuşu hızlandırmakla kalmıyor çocuk işçiliği cinayetlerinin de artmasına neden oluyor.