Pazar, 6 Eylül 2026

COSMO’ya Yönelik Tasfiye Girişimi ve Çok Dilliliğe Darbe



Almanya’da çok dilliliğin sesi olarak yıllardır yayın yapan WDR COSMO’nun kapatılmak istenmesine karşı tepkiler büyüyor


YAŞANACAK DÜNYA

Almanya’da çok dilliliğin sesi olarak yıllardır yayın yapan WDR COSMO’nun kapatılmak istenmesine karşı tepkiler büyüyor.

WDR yönetimi, ARD bünyesindeki tek çok dilli ve kültürlerarası radyo kanalı olan COSMO’yu 1 Nisan 2027 itibarıyla tasfiye ederek dijital ağırlıklı yeni bir yayın modeline geçmek istiyor. Yönetim bu planı “yeniden yapılanma”, “tasarruf” ve “dijital dönüşüm” gerekçeleriyle açıklasa da, eleştiriler bunun teknik bir değişiklikten çok kamu yayıncılığının toplumsal işlevini daraltan siyasal bir tercih olduğuna işaret ediyor.

COSMO’nun tasfiye edilmesine karşı ise büyük bir protesto dalgası gelişiyor. Köln’de yapılan sanatçılar, yayıncılar, bir çok partiden eyalet milletvekilleri ve Ver.di Sendikası temsilcilerinin katılımıyla yapılan mitingten sonra COSMO’nun dönüştürülmesine ve içinin boşaltılmasına karşı yürütülen kampanyalar son haftalarda çığ gibi büyüyor. “COSMO Bleibt” (COSMO Kalsın) diyenlerin sesi daha gür çıkıyor. Kanalın mevcut haliyle korunması için açılan imza kampanyasında 110 binden fazla imza toplandı. 500’den fazla kurum ve destekçi ise ortak bir açık mektuba imza attı.

Öte yandan, Yeni Medya Yayıncıları (Neue deutsche Medienmacher*innen) tarafından Leipzig Üniversitesi’nden Prof. Dr. Hubertus Gersdorf’a hazırlatılan medya hukuku bilirkişi raporu, WDR’in planladığı bu dönüşümün WDR Yasası’na (WDR-Gesetz) aykırı olduğunu ispatladı. WDR yönetimi ise bu iddiaları reddederek kendi “yayın yapma özgürlüğüne” sığınmaya devam ediyor. WDR Yayın Kurulu’nun (Rundfunkrat) toplantısından COSMO lehine bir rota değişikliği çıkmadı; WDR yönetimi planlanan tasfiyede ısrar etmeye devam ediyor. Şimdiye kadar geri çekilen tek şey, yeni program için düşünülen “1LIVE Street” ismi oldu.

COSMO’ya yönelik tasfiye girişimi yayın politikasının sınırlarını aşan bir tarzda on yıllardır Almanya ve Avrupa genelinde yayıncılık alanının daha fazla tasarruf, güvenlik ve “ulusal öncelikler” ekseninde yeniden yapılandırılmasının bir yansıması. Çok dillilik ve kültürel çeşitlilik alanında yayıncılık için verilen emekler ırkçılık karşıtı mücadelenin de bir bileşeni olarak önemli bir yerde durmaktadır.

Rusya-Ukrayna savaşının ardından hızlanan silahlanma programları, NATO’nun askeri harcamalarının artırılması ve “ulusal güvenlik” söyleminin burjuva siyasetin merkezine yerleşmesiyle birlikte savaş politikaları medya alanında yasaklar ve tektipleştirmeler olarak yansıdı. Çok kültürlü ve çok dilli yayıncılık eğitim sağlık işsizlik parası, ücretlerin dondurulması gibi yaşamlarımızı vuran “tasarruf kalemleri” arasında sıralandı.

Bu ırkçılık ve göçmen karşıtı siyasetin güç kazanması, göçün güvenlik sorunu olarak sunulması, farklı kültürlerin “uyum” tartışmaları üzerinden hedef gösterilmesinden bağımsız değil. Göçmen topluluklarının kendi dillerinde yayınlara erişim olanaklarının daraltılması yalnızca teknik bir yayın tercihi değil. COSMO gibi yayınlar yıllardır farklı halklar arasında kültürel diyalog kuran, göçmen emekçilerin sesini görünür kılan ve ortak yaşam kültürünü güçlendiren platformlar oldu.