Salı, 21 Temmuz 2026

Ankara Kadın Platformu’ndan PSAKD’nin Yürüttüğü Soruşturma Sürecine Dair Rapor



Ankara Kadın Platformu, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’ndeki (PSAKD) taciz ve şiddet beyanına dair yürütülen soruşturma sürecine ilişkin hazırladığı raporu kamuoyunun bilgisine sundu


Ankara Kadın Platformu, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’ndeki (PSAKD) taciz ve şiddet beyanına dair yürütülen soruşturma sürecine ilişkin hazırladığı raporu kamuoyunun bilgisine sundu.

KAMUOYUNA

Sosyal medya hesabımız üzerinden bir kadının, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) bünyesinde çalışan bir erkek hakkında yazılı beyanını ileterek dayanışma çağrısı yapması üzerine, 6 Nisan 2026 tarihinde Ankara Kadın Platformu olarak PSAKD Kadın Komisyonu ile bir görüşme gerçekleştirdik. Görüşmede, başvurunun kurum tarafından değerlendirilmesi amacıyla bir komisyon oluşturulması kararlaştırılmış, sürecin şeffaf yürütülmesi amacıyla PSAKD’nin talebi üzerine Ankara Kadın Platformu’ndan iki arkadaşımız gözlemci olarak belirlenmiştir. Gözlemci arkadaşlarımız herhangi bir karar mekanizmasının parçası olmamış, yalnızca sürecin etik ilkelere uygun yürütülüp yürütülmediğini gözlemlemiştir.

Komisyon çalışmalarının tamamlanmasının ardından, 9 Haziran’da komisyon raporu ve komisyonda yer alan psikoloğun hazırladığı değerlendirme raporu tarafımıza iletilmiştir. Gözlemcilerimizin süreç boyunca tuttuğu notlar, görüşmelerde edindikleri gözlemler ve her iki rapor birlikte değerlendirilmiş, komisyon sürecine ilişkin hazırladığımız rapor 19 Haziran’da PSAKD Kadın Komisyonu’na ve Psikolojik Durum Değerlendirme Raporu’na ilişkin değerlendirmemiz 24 Haziran’da psikoloğun kendisine iletilmiştir.

Komisyon değerlendirme raporumuzda yer verdiğimiz temel tespitler şunlardır:

  • Komisyon üyeleri, toplumsal cinsiyet temelli başvuruları değerlendiren herhangi bir komisyonda daha önce görev almadıklarını, bu konuda herhangi bir deneyimlerinin bulunmadığını kendileri de ifade etmiştir.
  • Komisyonun önceden belirlenmiş, sistematik, öngörülebilir ve güven veren bir soruşturma yöntemi bulunmamaktadır. Toplumsal cinsiyet temelli şiddet başvurularının değerlendirilmesinde esas alınması gereken rıza, güç ilişkileri, manipülasyon, duygusal bağımlılık ve travma bilgili yaklaşım soruşturma sürecine yansıtılmamıştır.
  • Komisyon üyeleri ile hakkında başvuru bulunan erkek arasındaki ilişkinin tarafsızlık ilkesini zedeleyebilecek nitelikte olduğu gözlemlenmiştir.
  • Komisyon üyelerinden birinin, hakkında başvuru bulunan erkeğin lehine adli soruşturmada tanık olarak gösterildiği öğrenilmiştir. Bu durum, komisyonun bağımsızlığını ve tarafsızlığını ortadan kaldıran ciddi bir etik sorundur.
  • Görüşmeler boyunca başvurunun araştırılmasından çok başvurucu kadının davranışlarını sorgulayan, mağdur suçlayıcı bir yaklaşım öne çıkmıştır.
  • Başvurucunun beyanları değersizleştirilirken, hakkında başvuru bulunan erkeğin anlatımını güçlendiren ve destekleyen bir tutum benimsenmiştir.
  • Komisyonun yürüttüğü inceleme, tarafsızlık, güvenilirlik ve etik soruşturma ilkeleri bakımından ciddi eksiklikler taşımaktadır.

Bu tespitler doğrultusunda komisyon raporunun geri çekilmesini; etik soruşturma ilkelerine uygun, toplumsal cinsiyet perspektifini esas alan, bağımsız ve tarafsız yeni bir komisyon oluşturularak sürecin yeniden yürütülmesini önerdik. Aynı değerlendirmede, PSAKD’nin kadın başvurularını değerlendiren kurumsal mekanizmalarının güçlendirilmesine ilişkin önerilerimizi de ayrıntılı biçimde paylaştık.

Psikolojik değerlendirme raporuna ilişkin hazırladığımız değerlendirme raporunda şu temel tespitlere yer verilmiştir:

  • Psikoloğun rolü, destekleyici uzmanlık sınırlarını aşmış, taraflar hakkında kanaat oluşturan, “kendisini buna inandırdığı”, “kuşkusunun geçerli olamayacağı” gibi soruşturmanın esasına ilişkin değerlendirmeler yapan bir konuma dönüşmüştür. Psikolojik değerlendirme raporunda psikolojik gözlem sınırları aşılmış, “böyle bir eylemi yapmaya cesaret edemeyeceği” gibi olayın maddi olgularına ilişkin hükümler kurulmuştur.
  • Başvurucunun anlatımı, “ayrılığı kabullenemeyen”, “ilişkiye yoğun anlam yükleyen”, “bağımlılık geliştiren” gibi psikolojik varsayımlar üzerinden değerlendirilmiş, bilimsel yöntemlerle temellendirilemeyecek sonuçlara ulaşılmıştır.
  • Hakkında başvuru bulunan erkeğin kişilik özellikleri ve sosyal ilişkilerine ilişkin “çevresiyle ilişkilerinde nezaketli davranışlar sergilediği” yönündeki değerlendirmeler, başvuru konusu fiiller açısından bilimsel veri niteliğinde kullanılmıştır.

Rapor; psikoloji meslek etiği, uzmanlık sınırları ve toplumsal cinsiyet temelli şiddet alanında benimsenen etik ilkeler bakımından ciddi sorunlar barındırmakta, tek bir görüşmeye dayanarak klinik bulgular gerektiren tespitler yapılmakta, psikolojik değerlendirmeyle maddi olgulara ilişkin kanaat oluşturmayı birbirine karıştırmaktadır.

Bu nedenlerle, psikolojik değerlendirme raporunun da geri çekilmesini ve psikoloğun rolünün etik ve mesleki sınırlar içerisinde yeniden tanımlandığı bir değerlendirme sürecinin işletilmesini önerdik.

Hazırladığımız her iki rapor da yöntemsel ve etik değerlendirme raporlarıdır. Raporlarda beyanın tarafları hakkında değerlendirme yapılmamış, yürütülen inceleme sürecinin güvenilirliği, tarafsızlığı, etik ilkelere ve toplumsal cinsiyet perspektifine uygunluğu değerlendirilmiştir.

PSAKD Kadın Komisyonu tarafından, komisyon sürecini ve raporunu değerlendiren raporumuza 10 Temmuz tarihinde verilen yanıtta; raporlarımızda ortaya koyduğumuz tarafsızlık, çıkar çatışması, soruşturma yöntemi, mağdur suçlayıcı yaklaşım, psikoloğun rolü ve uzmanlık sınırları gibi yöntemsel ve etik eleştirilerin hiçbirine yanıt verilmemiş; bunun yerine raporumuzun kurumu “aşağıladığı”, PSAKD’yi “gerici yapılarla bir tuttuğu”, komisyondan “kurban istediği”, kuruma yönelik “psikolojik şiddet ve baskı oluşturma iradesi” taşıdığı, “kadim öğretiye hakaret” ettiği ve “emir, talimat, aşağılama, hakaret, tehdit ve ültimatom içeren bir değerlendirme raporu” olduğu ileri sürülmüştür.

Aynı tarihte yine PSAKD Kadın Komisyonu tarafından tarafımıza iletilen psikolojik değerlendirme raporuna ilişkin eleştirilerimize verilen yanıt da benzer niteliktedir. Yanıt metni büyük ölçüde psikoloğun daha önce görev yaptığı kurumları ve mesleki geçmişini anlatan bir özgeçmiş niteliğindedir. Psikoloji etiği, uzmanlık sınırları, bilimsel yöntem ve değerlendirme ölçütlerine ilişkin eleştirilerimizin hiçbirine yanıt verilmemiş, bunun yerine raporumuzun “hiçbir olumlu görüş paylaşmadığı”, “aşağılayıcı”, “kadın dayanışmasından uzak”, “mesleki görev tanımlarına müdahaleci” olduğu, raporun geri çekilmesini istemeye “hakkımızın olmadığı”, “kaba”, “etik değerlere uygun olmayan bir müdahale” ve “mesleki sınırların ihlali” anlamına geldiği ileri sürülmüş, psikoloğun mesleki geçmişi gerekçe gösterilerek raporun geri çekilmeyeceği ifade edilmiştir.

Sürece ilişkin alacağımız tutumu değerlendirirken, başvurucu kadının beyanını yansıtan ifşa metni 17 Temmuz’da sosyal medya aracılığıyla kamuoyuyla paylaşmıştır. Yayınlanan ifşa metninde; komisyon tarafından hazırlanan raporların kendisine iletilmediği, kendisine yalnızca tek sayfalık sonuç yazısının iletildiği, buna karşılık komisyon raporunun tamamıyla psikolojik değerlendirme raporunun hakkında başvuruda bulunulan erkeğe verildiği ifade edilmektedir.

Aynı metinde, psikolojik değerlendirme raporunun ceza soruşturması kapsamında kadın aleyhine kullanıldığı da belirtilmektedir. Bu bilgiler, başvurucu kadının avukatı tarafından da teyit edilmiştir. Komisyon ve psikolog değerlendirme raporlarının başvurucu kadınla paylaşılmazken, hakkında başvuru bulunan erkeğe verilmiş olması, üstelik de bu belgelerin adli süreçte erkeğe delil üretecek biçimde kullanılması, kabul edilemez bir gizlilik ve etik ihlalidir.

Başvurucu kadının beyanlarını içeren ifşa metninin yayınlanmasının ardından, 19 Temmuz’da PSAKD Kadın Meclisi tarafından, daha önce tarafımıza iletilen yanıtta kullanılan söylemleri tekrar eden bir açıklama metni yaygınlaştırılmıştır.

Tüm süreç boyunca özen etiğini gözetmeye, kadın dayanışmasını ve kurumsal dönüşüm imkânını birlikte korumaya çalıştık. Değerlendirmelerimizi öncelikle doğrudan muhataplarına iletmeyi, eksikliklerin kurum İçerisinde giderilmesini ve kadınların başvurularını değerlendiren mekanizmaların güçlendirilmesini Önceledik. Ancak yöntemsel ve etik eleştirilerimizin hiçbirine yanıt verilmemesi ve sürecin kamuoyu önünde farklı biçimde sunulması nedeniyle değerlendirmelerimizi kamuoyuyla paylaşma sorumluluğu doğmuştur.

Zarar vermeme ilkesi gereğince, gizlilik ihlaline ve güvenlik riskine yol açmamak için, başvuruya taraf olan kişilerin isimlerini kamusal açıklamamızda paylaşmıyoruz.

Değerlendirme raporumuzun sonuç bölümünde belirttiğimiz yaklaşımı yeniden ifade ediyoruz:

Bir kurumda, kadına yönelik bireysel şiddet vakalarının olması, kurumların itibarını zedelemez. Kurumların itibarını zedeleyen şey, bu başvuruların nasıl ele alındığı ve süreçlerin nasıl yürütüldüğüdür.

Kadınların cinsel sınır ihlali, şiddet, manipülasyon ya da güç ilişkileri içeren deneyimlerini kurumlara taşıması son derece zor ve riskli süreçlerdir. Kurumların temel sorumluluğu, güven veren, tarafsız ve hak temelli bir inceleme süreci yürütmektir.

Kadınların başvurusu üzerine etik komisyon süreci yürütülürken;

  • süreci yürütecek olan komisyonun: rıza inşası, duygusal manipülasyon, güç ilişkileri ve duygusal bağımlılık konularında deneyimli kişilerden oluşturulması,
  • taraflarla çıkar çatışması ihtimali bulunan kişilerin komisyonda yer almaması,
  • psikolojik değerlendirmeyle maddi olgu incelemesinin birbirine karıştırılmaması
  • soruşturma süreçlerinin etik ilkeler doğrultusunda yürütülmesi gerekmektedir.

Aksi halde komisyon, etik soruşturma yürüten bir mekanizma olmaktan çıkıp, fail aklayıcı bir mekanizmaya dönüşebilmektedir.

Bu alanda bugün elimizde bulunan bilgi, yöntem ve etik ilkeler, kadınların onlarca yıllık mücadelesi, feminist hareketin ürettiği deneyim ve birikim sayesinde oluşmuştur. Kadının beyanı esastır ilkesi gereğince, beyanı esas alarak etik soruşturma sorumluluğu olan tüm kurumların bu birikimden yararlanması, toplumsal cinsiyet perspektifini süreçlerin merkezine koyması gerek.

Ankara Kadın Platformu olarak, kadınlar için etik, şeffaf ve toplumsal cinsiyet eşitliği perspektifine dayalı süreçlerin kurulması, sokaklar kadar hak temelli kurumların da kadınlar açısından güvenli alanlar olması için mücadele etmeye devam edeceğiz.