11 yıl önce IŞİD barbarlığına karşı dişediş bir mücadeleyle anıtlaşan Kobanê’nin yeniden inşasına kardeşlik köprüsü kurmak için yola çıkıp çocuklara taşıdıkları umutları, torbalarındaki düşleri bombalarla hedef alınarak katledilen 33 Düş Yolcusu bugün 12 kentte gerçekleşen eylemlerle anıldı. Sabah saatlerinde birçok ilde mezar anmaları yapıldı. Katliam saatinde katliamın gerçekleştiği Amara Kültür Merkezi’nde anma düzenlendi. Akşam saatlerinde de kentlerin meydanlarında gerçekleşen eylemlerle düşlerinin yarım kalmayacağı, hesaplarının sorulacağı bir kez daha haykırıldı.
İstanbul’da yüzlerce kişi her ayın 20’sinde olduğu gibi Halitağa’da Adalet Nöbeti’nde bir araya geldi. Nöbete birçok siyasi parti, emek örgütü, gençlik örgütü katıldı. Adalet Nöbeti’nin ardından gençlik örgütleri Süreyya operasına yürüdü. Ajitasyon konuşmaları ve sloganlarla gerçekleşen yürüyüşün ardından basın açıklaması yapıldı.
📢Suruç Katliamı’nın 11. yılında Suruç Aileleri İnisiyatifi’nin çağrısıyla Kadıköy Halitağa Caddesi’nde gerçekleşen buluşmada 33 Düş Yolcusu’nun düşlerinin yarım kalmayacağı, katillerden hesap sorulacağı bir kez daha haykırılıyor#Suruç11Yıl pic.twitter.com/6nUKowNfwc
— Alınteri Gazetesi (@GazeteAlinteri5) July 20, 2026
‘Hiç üzülmeyeceğiz, onlar gibi mücadele edeceğiz’
Nöbette ilk olarak Suruç Aileleri İnisiyatifi’nden Nazegül Boyraz’ın eşi Bayram Boyraz konuştu. Boyraz, yıllardır yürüttükleri adalet mücadelesinde baskı, tutuklama ve saldırılarla karşılaştıklarını ifade ederek şunları söyledi:
Ama yılmadık. Yılmayacağız. Kobanê’ye gidecek olan o güzel insanların o gençlerin, annelerin, babaların, herbirilerinin ayrı ayrı sözleri vardı. Kimisi park yapmaya kimisi oyuncak götürmeye kimisi yol yapmaya gidiyordu. Üzgün değiliz. Hiç üzülmeyeceğiz. Çünkü onlar gülerek gittiler. Biz de onların gittiği yolda onlar gibi dirençle mücadele edeceğiz.
‘Adalet yerini bulsaydı Suruç olmazdı!’
Ardından Hatice Ezgi Sadet’in babası Ali Sadet, şunları söyledi:
Adalet yerini bulsun dedik. 11 yıldan beri de bunu savunuyoruz. Tek bir talebimiz var. O da adalet, adalet ve adalet. Sivas’ta, Madımak’ta, Çorum’da, Roboski’de bunların hesabı sorulmuş olsaydı, adalet yerini bulmuş olsaydı Suruç olmazdı. Suruç’un eğer hesabı sorulmuş olsaydı Ankara olmazdı. Adalet için buradayız.
‘Biz o katliamdan sağ çıktık’
Nöbette konuşan Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu (SGDF) Eş Başkanı Berfin Polat, 33’lerin yanı başlarında filizlenen devrime kayıtsız kalmadıklarını belirterek, “Amara bahçesinde bizim düşlerimizi bir katliamla yok etmek istediler. Katliamla belimizi bükmek, başımızı eğmek istediler. Biz o katliamdan sağ çıktık. Yitirdiklerimiz oldu. Ama o düşler bitmedi. O düşler Türkiye ve Kürdistan halklarının birleşik devrim direnişinde yaşamaya devam edecek.”
‘Hapishanelerde düş yolcularımız anılıyor’
Polat, şöyle devam etti:
Suruç ailelerimizden Hacer Elçin, Emrah Topaloğlu burada değiller. Suruç yaralılarımız Uğur, Şahin, Suruç tanığımız Pınar, Soner burada değiller. Neden mi burada değiller: Adalet aradıkları için. Ama durdurabildiler mi? Hayır. Ailelerimiz burada. Suruç’un dostları, yoldaşları burada. O katliamı gerçekleştirenler bizi mahkeme salonlarında yargıladılar. Bizi tutukladılar. Anamazsınız dediler. Şu an bizleri, sokaklara çıkmamamız için götürdükleri o hapishanelerde Düş Yolcularımız anılıyor. Yalnızca bu meydanda değil. Bizi o yok etmek istedikleri Amara Kültür Merkezi’nin bahçesinde bugün düş yolcularımız anılıyor.
‘Suruç’un çağrısı hala güncel’
Suruç’un çağrısının ve mücadelesinin bugün hala güncel olduğunu ifade eden Polat, “Bugün hala Rojava Devrimi’nin kazanımlarına yönelik saldırılar sürüyor. Kobanê’nin ismi değiştirilmek isteniyor. Çünkü hafızamıza saldırıyorlar. Bugün Suruç’un çağrısı çok günceldir. Çünkü bizler onların izinde yürüyen gençleriz. Onların izinde bu kavgayı omuzlayanlarız. Çağrıyı aldık. Bütün kazanımlarını tasfiye etmek istedikleri devrimi koruma ve savunma çağrısıdır” dedi.
‘Suruç’ta kaybettiklerimiz önünde saygıyla eğiliyorum’
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi Milletvekili Kezban Konukçu; Suruç, Gayrettepe, Dilovası, Ankara, Soma ve tüm katliamlar için adalet mücadelesi verdiklerini ifade ederek, “Çünkü bu iktidar, işçi cinayetlerinin, devrimcilerin katletmesinin üstünü örtmek istiyor. Kendi aracı haline getirdiği yargı organıyla ülkeyi yeniden dizayn etmek istiyor. Bunun karşısında da şunu çok çok net bir şekilde söylemeliyiz: Biz adil, eşit, barış içinde yaşayacağımız bir ülkeyi ancak kendimiz inşa edeceğiz. Mücadelemizle, dayanışmamızla inşa edeceğiz. Suruç’ta kaybettiğimiz canların önünde saygıyla eğiliyorum” diye konuştu.
TALEPLER
Son olarak basın metnini Suruç tanığı Merve Nur İşleyici okudu.
İşleyici, Suruç Katliamı’nın ne bir kişinin gerçekleştirdiği bir saldırı ne de münferit bir olay olduğuna dikkat çekerek “Suruç Katliamı, örgütlü ve önlenebilir bir saldırıdır. Bu nedenle yalnızca tetikçilerin değil, katliama giden yolu açan, açtıran ve bu katliamın gerçekleşmesine zemin hazırlayan herkesin yargılanması talebimizden vazgeçmiyoruz” dedi.
İşleyici, taleplerini bir kez daha şöyle sıraladı:
– Katliamda sorumluluğu bulunan tüm gerçek faillerin ortaya çıkarılmasını,
– İhmali ve sorumluluğu olan kamu görevlileri hakkında etkin ve bağımsız soruşturma yürütülmesini,
– Firari sanıkların yakalanmasını ve yargı önüne çıkarılmasını,
– Suruç Katliamı’nın insanlığa karşı suç olarak değerlendirilmesini ve zaman aşımı uygulanmamasını,
– Adil, şeffaf ve etkin bir yargılama yapılmasını talep ediyoruz.
İşleyici adalet arayışının da 33’lerin mücadelesinin de baskı ve zorbalıklara, engellemelere rağmen devam ettiğini/edeceğini ifade ederek sözlerini şöyle bitirdi:
11 yıl boyunca geri adım atmayan bu ısrar, bugün burada bulunan herkesin ortak iradesinde vücut bulmaktadır. Onları anmak, yalnızca isimlerini hatırlamak değil geride bıraktıkları düşlere sahip çıkmak ve o düşleri tamamlamaktır. Suruç Katliamı’nın bütün yönleriyle aydınlatılması, sorumluların yargılanması ve gerçek adaletin sağlanması için bir kez daha haykırıyoruz: Suruç için adalet, herkes için adalet. Hiçbir düş yarım kalmayacak!
Nöbet eyleminde tutsak Suruç yaralısı Uğur Ok, tutsak Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) Eş Başkanları Hatice Deniz Aktaş ve Suruç İçin Adalet Platformu Avukatlarından Sezin Uçar’ın mesajları okundu.
Eylem sloganlarla sona erdi.

Gençlik örgütleri Süreyya Operası’na yürüdü
Nöbetin ardından Gençlik Örgütleri, “Suruç’un çağrısı birleşik mücadele çağrısıdır” diyerek Süreyya Operası’na yürüyüşe geçti.
Yürüyüşte, “Suruç için adalet herkes için adalet” ve “Suruç’un çağrısı birleşik mücadele çağrısıdır” pankartları açıldı. 33 Düş Yolcusu’nun fotoğrafları taşınırken “Amed, Suruç, Ankara hesap sormaya”, “Hiçbir düş yarım kalmayacak!”, “Katillerden hesabı gençlik soracak!” sloganları atıldı.
Yürüyüşün ardından Süreyya Operası’nın önünde basın açıklaması gerçekleştirildi. Basın metnini okuyan Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu (SGDF) MYK üyesi Adnan Özcan, katliamın üzerinden 11 yıl geçmesine rağmen katliamın gerçek sorumlularının ortaya çıkarılmadığını, siyasi sorumluluklar karartıldı ve adalet mekanizması işletilmediğini ifade etti.
📍İstanbul
Suruç katliamında ölümsüzleşen 33 Düş Yolcusu için Kadıköy'de basın açıklaması gerçekleştirildi
🗣️"Aradan 11 yıl geçti buna rağmen katliamın gerçek sorumluları ortaya çıkarılmadı" pic.twitter.com/Y3co13quUZ— Alınteri Gazetesi (@GazeteAlinteri5) July 21, 2026
‘Gerçeklerin üzeri örtülmeye çalışıldı’
Özcan, şunları söyledi:
Suruç Katliamı’ndaki devlet sorumluluğu açığa çıkarılmak yerine gerçeklerin üzeri örtülmeye çalışıldı. Suruç’tan bugüne pek çok katliam ve saldırı gerçekleştirildi. Kürt halkına yönelik saldırılar Sur ve Cizre bodrumlarından Rojava’ya dönük saldırılara kesintisiz biçimde devam etti. Erkek egemenliğine dönük cezasızlık politikası körüklendi. Şüpheli kadın ölümlerinin sayısı kadın cinayetlerinin önüne geçti. LGBTİ+’lara dönük nefret politikaları artırıldı.
‘Suruç’u hatırlamak geleceği kurma iddiasını sahiplenmektir’
Bizler unutturma politikalarına karşı hafızamızı ve mücadelemizi büyütmeye devam ettik. Kürecik füze kalkanına yürüyen, Gezi’de sokakları kuşatan, Zap’ta bulunan devrimci gençlik köprüsünü yeniden inşa eden ve nerede bir mücadele varsa yüzünü oraya dönen düş yolcularımızdan öğrenmeye devam ettik. Çünkü Suruç’u hatırlamak yalnızca geçmişi anmak değil geleceği kurma iddiasını sahiplenmektir. Bu iddiayı ve üretti büyüteceğimizin sözünü bir kez daha veriyoruz.
’33’lerin düşleri gençliğin mücadelesinde yaşıyor’
Özcan şöyle devam etti:
Suruç’un mirası bize teslim olmamayı öğretti. 33’lerin düşleri bugün gençliğin mücadelesinde, işçilerin direnişlerinde, kadınların özgürlük mücadelesinde, LGBTİ+’ların eşitlik talebinde ve halkların ortak direnişinde yaşamaya devam ediyor. Suruç’ta hedef alınan emperyalistlerin yıkımına karşı devrimcilerin dayanışmayla kurduğu yaşamı yeniden inşa etme iradesiydi. Aynı irade bugün de NATO’ya ve emperyalizme karşı mücadelede yaşamaya devam ediyor. Yeni yıkımlara karşı dünya halklarını mücadeleye çağırıyor. Bu nedenle emperyalizme ve işbirlikçilerine karşı mücadele edenler baskılarla susturulmak isteniyor.
‘Unutmadık hesap soracağız’
Özcan, 20 Temmuz’un yalnızca yas tutulması gereken bir gün değil, bir mücadele çağrısı olduğunu ifade ederek, “Kobanê’ye uzanan o dayanışma iradesi bugün de halkların eşit, özgür ve sömürüsüz bir yaşam mücadelesinde yaşamaktadır. Düş yolcularının bıraktığı mücadele mirasını büyütmeye; faşizme, emperyalizme, sömürüye ve savaşa karşı halkların yanında saf tutmaya devam edeceğiz. 33 düş yolcusunun mücadelesi yolumuzu aydınlatmaya devam ediyor. Unutmadık, hesap soracağız” dedi.
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!