“O boşluğu biz doldurmasaydık neler yaşanırdı? Katliam daha da boyutlanırdı muhtemelen. Biz olabildiğince hızla bir şekilde yaralara derman olmaya çalıştık.”
6 Şubat Depremlerinden sonra emekçilerin kolektif dayanışması bir kez daha hayati bir rol oynadı. Bireysel yardımlaşmanın yerini kolektif dayanışma aldı. Acısını, öfkesini ve ekmeğini paylaştı halk. Tıpkı emekçi elleriyle inşa edeceği o güzel günleri paylaşacağı gibi. Bu süreçte oluşturulan dayanışma ağlarından birisi de Ankara Deprem Dayanışma Platformu. Platformun amacını ve hedeflerini ADDP sekreteryasından Mete Elçi ile konuştuk.
Alınteri: Ankara Deprem Dayanışma Platformu hangi ihtiyacın ürünü olarak nasıl oluştu?
Mete Elçi: 6 Şubat depreminden sonra hepimiz hem bulunduğumuz kurumlar üzerinden hem de bireysel olarak yardımlara başladık ve olabildiğince hızla bölgeye yetişmeye çalıştık. Devletin de ne kadar kof, o efsanenin de içinin ne kadar boş olduğunu hepimiz zaten gözlemledik. O boşluğu biz doldurmasaydık neler yaşanırdı? Katliam daha da boyutlanırdı muhtemelen.
Biz olabildiğince hızlı bir şekilde yaralara derman olmaya çalıştık. Şu da çok açıktı ki, hepimiz bireysel olarak -tekil örgütler üzerinden- koştururken, birbirimizle haberleşmeden, bir koordinasyon sağlamadan, potansiyelimizi kapasitemizi imkanlarımızı buluşturmadan ya da aynı taleplere aynı anda yanıt vermeye çalışırken hem zaman kaybettik hem de potansiyelimizi belki verimsiz değerlendirdik. Dolayısıyla biraz daha koordineli, planlı, organize bir çalışmayı örgütlemek amacıyla platform için bir çağrıda bulunmayı gerekli gördük.
Platformun (ADDP) kuruluşu
İlk başlarda dar gruplarda birkaç toplantı yapıldı ve ardından İHD Ankara Şubesi üzerinden geniş katılımlı bir toplantı çağrısında bulunuldu. Toplantıya da gerçekten umduğumuzdan çok daha fazla katılım oldu. İlk Platform toplantısında 98 kurum yer aldı. Yaklaşık 200 kişi katıldı toplantıya. Sonrasında kurumların katılımı arttı. Şu anda 105 kurum var. Daha da artacağını düşünüyoruz. Dediğim gibi, amaç burada 1) Daha hızlı çalışmak 2) Biz buradayız, bir şekilde bu yıkımdan, büyük acıdan kurtulmak için hep birlikte çalışacağız ve bunu birlikte aşacağız demek istedik. Bu gücü hissettirmek istedik hem kendimize hem deprem bölgesinde yaşayanlara hem de tüm topluma…
Alınteri: Platform barınma, eşya, psikolojik ilkyardım, çocuk, LGBTİ+, engelli çalışmaları, göçmen çalışmaları, iletişim ve sosyal medya gibi komisyonlar ile ihtiyaca yanıt vermeye çalışıyor. Komisyonun işleyişi hakkında ne söylemek istersiniz?
Mete Elçi: İlk kurulduğunda -yani ilk toplantısını yaptığında- hemen bir koordinasyon merkezi kurulması kararı alındı. Hatta koordinasyon merkezinde hangi kurumlar yer alsın diye konuşuldu. Ardından komisyon kurma çalışmaları başladı. Koordinasyon ilk merkezi toplantısını yaptı ve mutlaka komisyonlardan birer temsilcinin de bu koordinasyon merkezine katılması kararı verildi. Olabildiğince katılımcı bir çalışma anlayışıyla işleri yürütmeyi öngördük. Her komisyon haftada bir toplantısını yapıyor, raporlarını oluşturuyor ve bunu koordinasyon merkezine aktarıyor. Koordinasyon merkezi kendi içerisinden beş kişilik bir sekretarya oluşturdu. Sekretarya alınan kararların hayata geçirilmesi için kolaylaştırıcı rol oynaması amacıyla kuruldu. Sadece pratik bir sekreterya görevi işlevini görüyor.
Koordinasyon ve örgütlenme
İlk WhatsApp grubumuz duyuru amacıyla kullanılıyordu ve koordinasyon merkezi dışındaki katılımcıların oraya mesaj atma şansı yoktu. Dolayısıyla onun önüne geçebilmek için tekrar bir WhatsApp grubu oluşturduk. Şu an WhatsApp grubunda 300’ün üzerinde katılımcı var ve herkes ihtiyaçları ya da yapabileceklerini, katabileceklerini oraya yazarak bir iletişim sağlıyor. Dolayısıyla daha katılımcı bir yapılanmayı da hayata geçirmiş olduk.
Depo alanları oluşturduk. Şu anda onları çoğaltmaya çalışıyoruz. Özellikle belediyelerin depo alanlarını kullanmayı önemsiyoruz çünkü özellikle hacimli eşyaların depolanacağı alan bulmakta zorlanıyoruz. Dolayısıyla belediyelerle görüşmelerimiz sürüyor. Büyük olasılıkla önümüzdeki hafta açılmış olacak o depo alanları da. Depo sorununu çözdükten sonra da desteklerin devamını sağlamak amacıyla kamuoyuna dönük kampanyalar yapacağız. Çünkü destekler gitgide azalmaya başladı.
Çıplak zor aygıtına dönüşmüş devlet
Bunun bir sebebi, çok yoksullaşmış olan toplumun ilk başta verebilecekleri katkıyı vermesi ve sonra bu katkıyı verirken zorlanması elbette. Sorun çok büyük ve ihtiyaçlar da çok uzun erimli. Dolayısıyla bu dayanışmayı sürdürmek zorundayız. Elbette kamuya baskı oluşturmalıyız bu konuda ama biz de bağımsız bir toplumsal özne olarak bu işte mutlaka sorumluluğu almalıyız. Çok alakalı değil sorunuzla ama bunu söylemeden geçemeyeceğim. Sonuçta devlet kamu vasfından tamamen arınmış bir devlet. Çıplak zor aygıtına dönüşmüş bir devlet. Zaten devletin varlığı da “Devlet nerede” sorusuna verdiği cevap da polisin copu, jandarmanın dipçiği oldu. Dolayısıyla kamu yok. Kamu biziz aslında.
Alınteri: Komisyonların çeşitliliği, ihtiyaçların çeşitliliğine de bir yanıt niteliğinde değil mi?
Yıkım büyük, ihtiyaçlar çeşitli
Mete Elçi: Doğrusu ilk başlarda herkes çok acil olan barınma ve ısınma ve gıda meselesine yoğunlaştı ama -sizin de belirttiğiniz gibi- ihtiyaçlar çok çeşitli. Maalesef bu kadar yıkımın ve acının içerisinde bir de dezavantajlı gruplar var. Yani çocuklar, engelliler, LGBTİ+’lar, Göçmenler, Romanlar. Bunlar özellikle bunca acının içerisinde bir de ayrımcılıkla karşı karşıya kalıyorlar ve dolayısıyla buna dair de hem hak ihlallerini tespit edebilmek açısından hem de çözüm üretmek amacıyla bu konudaki çalışmaları yürütmemiz gerekiyor. Zaten devlet bu konularda devreye girmiyor. Girse de çok açık ki ayrımcı bir şekilde devreye giriyor. O nedenle bütün ihtiyaç alanlarını yanıtlayacak şekilde Komisyonlar oluşturduk.
Psikolojik ve hukuki destek
Yine bu yıkım sırasında hukuki açıdan da destek almaya ihtiyaç var tabi. Depremzedelerin ciddi anlamda ihtiyacı var. Hukuk komisyonumuz oldukça geniş bir komisyon, şu an komisyonda çalışan kırk kişinin üzerinde hukukçu arkadaşımız var. Yol ve yöntemler önemli. Özellikle Ankara’ya gelmiş depremzedelerle görüşüp hangi haklardan yararlanabilecekleri konusunda destek olmaya çalışıyor arkadaşlarımız. Psikolojik destek komisyonumuz oldukça yoğun şu anda. İçinde gerçekten çok da önemli bileşenler var. Bu alanda çalışan, uzmanlaşmış tüm dernekler şu an platformun içerisinde yer alıyorlar. Oldukça fazla talep var.
Alınteri: Tam da onu soracaktım, talep ne durumda?
Mete Elçi: Çok yoğun. Artık tekil olarak yönlendirme yapmaktan vazgeçtik. Türk Psikologlar Derneği, sosyal hizmetler dernekleri… bunlar artık nöbetleşe çalışmaya başladılar. Dolayısıyla biz başvuruları bu derneklere iletiyoruz ve onlar çözüm üretiyorlar. Hiçbir başvuru yanıtsız kalmıyor.
Alınteri: Ankara’ya gelen depremzedelerin yanı sıra deprem bölgesiyle de dayanışmada bulunuyorsunuz. Peki deprem bölgesine düzenli ziyaretler düşünüyor musunuz?
Dayanışma engellenemez!
Mete Elçi: Platform oraya bir ekip yönlendirmiyor ama platform bileşenleri düzenli olarak gidiyorlar. Diğer bileşenlerimiz de gitmek isterse gidenlerle birlikte gidebiliyorlar. O bölgede yapılanlara platform olarak da olabildiğince destek olmaya çalışıyoruz. Zaten bileşenlerden haber alıp diğer bileşenleri de bilgilendirerek çalışıyoruz. Yapılması gereken işleri öğrenip, orada katkı sunabilecek kim varsa yönlendiriyoruz. Koordinasyon merkezi gibi çalışıyor burası. Zaten biraz da bunu amaçlamıştık. Yapmak istediklerimizden birisi de buydu ama ilerde platform olarak da heyetler oluşturup hem gidip orada çalışmak için, koordinasyon kriz merkezlerinde çalışmak hem de desteğimizi iletmek açısından bulunmayı önemsiyoruz. Yakın zamanda -özellikle depo sorununu çözdükten sonra- buradan da yardım malzemesi göndereceğiz. Bunu şunun için de yapmak istiyoruz, dayanışmanın engellenemez olduğunu da vurgulamak gerekir. Bazen basın açıklamaları yapmak sorunu çözmüyor. Pratikte yapılanlar çok daha işlevsel, çok daha sonuç alıcı olabiliyor. Dolayısıyla biz de burada desteklerin ve dayanışmanın engellenemeyeceğini, devam edeceğimizi, sorunları ancak bu dayanışmayla çözebileceğimizi göstermeye çalışacağız yaptıklarımızla.
Alınteri: Devlet dayanışma ürünlerine el koymak, iletişimi engellemek gibi politikalar izliyor. Bu gelişmeler karşısında platformun tutumu nedir? Politik eylemler örgütleme yönelimi var mı?
Mete Elçi: Bu konuda ilk olarak bir tweet çalışması yaptık -ilk el koymalar söz konusu olduğunda- ve dayanışmanın engellenemez olduğunu vurguladık özellikle. Dayanışmanın yaşatan bir şey olduğunu da vurguladık. Bir de -biraz önce bahsettiğim gibi- buradan bir TIR göndermeyi ve bunu da kayyum atamalara, el koymalara tepki olarak örgütlemek istediğimizi tekrar vurgulamak isteriz. Biz buna devam edeceğiz. Tabii şimdi Ankara’ya çok yoğun gelen var. Ankara, depremzedelerin en fazla toplandığı Mersin’den sonra ikinci il. Muhtemelen birinci il olmaya doğru gidecek gibi de gözüküyor. Dolayısıyla bu gelen bütün depremzedelerin barınması, ihtiyaçların giderilmesi, insani ve hukuki ihtiyaçların karşılanması noktasında da yoğun bir şekilde çalışmak zorunda kalıyoruz. Bu çalışmaları yürütürken bir yandan bölgenin ihtiyaçlarını bir yandan da Ankara’ya gelenlerin ihtiyaçlarını dikkate alıyoruz ve kurgumuzu da buna göre yapmaya çalışıyoruz.
Alınteri: Yeri gelmişken sorayım. Kesin bir sayı var mı Ankara’ya gelen depremzedelere dair?
Dayanışma ağlarıyla buluşmak
Mete Elçi: Henüz kesinleşmiş rakam yok ama bizim öğrenebildiğimize göre 250 binin üzerinde kayıtlı depremzede gelmiş Ankara’ya. Biz kayıtsız olanlarla birlikte bunun 300 bini bulmuş olabileceğini düşünüyoruz. Kesinleşmiş bir rakam kimsede yok. Politik partilerle parlamentoda yaptığımız görüşmelerde de belediyelerle yaptığımız görüşmelerde de böyle kesin bir rakam elde edemedik. Resmi kurumlar da bu konuda açıklama yapmayı şu anda kabul etmiyorlar. Ne acı ki, hala kaç kişi kayıp bunu bile bilmiyoruz. Resmileşmiş rakam 47 bin deniyor ama gerçek rakam ortada yok. Kaç çocuk, bebek kayıp bunu bilmiyoruz. Çok vahim bir durum gerçekten.
Alınteri: Dayanışma ağlarının kapitalizmin bireyciliğine, yalnızlaşmaya politik bir tepki niteliği taşıdığı açık. Bu ağları daha fazla geliştirmek, daha nitelikli hale getirmek önemli. ADDP’nin bu alanda dikkatinizi çeken özgün deneyimleri var mı?
Mete Elçi: Sistem tamamen kurgusunu yapmış durumda. Yani tamamen kâr odaklı işliyor ve zaten iktidara geldikten sonra Tayyip Erdoğan’ın en çok vurguladığı meselelerden birisi devleti bir holding gibi, bir ticari şirket gibi işletmekti. Dolayısıyla yardım konuları da dahil olmak üzere Kızılay gibi, AFAD gibilerini, hepsini ticarileştirmişler. Halbuki insan odaklı, insani koşulların imkânlarını üreten bir kurguyla yürümesi lazım hayatın. Dolayısıyla bizim burada yapmak istediğimiz şey tam da bu kurguya bir itiraz.
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!