Pazartesi, 29 Haziran 2026

Değişim sokaktan başlar: 1 Mayıs mücadeledir, dayanışmadır, örgütlü duruştur!



1 Mayıs’ın mücadeleci-dayanışmacı ve kolektif hareket anlamına gelen ruhunun sandık atmosferinde boğulmasına izin vermeyelim! O sandıkların değil, sandıklar arkasındaki toplumsal gücümüzün, örgütlü duruşumuzun geleceğimizi harcı olacağı bilinciyle 1 Mayıs’ta alanlara!


Kriz, pandemi, daha da derinleşen kriz ve büyük bir kıyıma, katliama dönüşen deprem…

Emeğimiz sudan ucuz hale gelmiş durumda. İş cinayetleri bütün işkollarına yayıldı. Hayat pahalılığından nefes alıp veremez hale geldik. Güvencesizlik temel çalışma biçimi haline gelirken, asgari ücret tüm işçi ve emekçilerin geçim ücreti yapıldı. Sendikalaşmaya kalktığımız anda kendimizi kapı önünde buluyoruz.

Doğamız, maden-inşaat-turizm patronlarına sunulmuş, hayasızca yağmalanıyor.

Gençler genç olmanın bütün vasıflarından, dinamizminden uzaklaşsın isteniyor.

Kadın düşmanlığı burjuva siyasetin her iki blokunun temel siyasi argümanı yapılacak kadar keskinleşmiş durumda.

Sesini çıkaran kendisini gözaltında-zindanda buluyor. Ülke açık cezaevine dönüştü.

Savaş politikalarından depremde bile milim sapılmadı. Kürt halkına düşmanlık kışkırtıldıkça, toplumsal gericilik birikimi pervasız linç güruhları ve mafya tetikçileri olarak karşımıza çıkıyor.

Saymakla bitmez…

Tüm bunlara en az 100 bin insanımızı kaybettiğimiz, kentlerimizin yerle bir olduğu, milyonlarcamızın hayatlarının enkaza dönüştüğü deprem eklendi. Kentlerimiz, evlerimiz rant politikaları yüzünden mezarımız oldu. Devlet günlerce ortada yoktu. Biz su bulamazken AFAD’ın, Kızılay’ın ne denli yozlaşıp çürüdüğünü gördük.

Bunlar kapitalizmin nasıl bir barbarlık sistemi olduğunu tekrar anımsattı bizlere.

Bu barbarlığın karşısında halkın seferberliği vardı. Gelecek umudumuzu yeşerten bu seferberlikle yaralarımızı sarmaya çalıştık. Bu bataklık içinde geleceğe yönelik anlamlı bir yol açtık, umudu, unutulmuş pek çok duygu ve anlamı dirilttik.

1 Mayıs’a bu anlamları kuşanarak gidiyoruz. Kendi kendimizi yönetebileceğimiz duygusunun pekiştiği, bunun azımsanmayacak bir bilince dönüştüğü bir atmosferde.

Bu uyanışı şimdi seçim sandığına kilitlememizi istiyorlar. Ruhumuzda ve bilincimizde kopan fırtınaları o sandıklarda söndürmemiz için çalışıyorlar. Hepsi özneleşmemizden ölesiye korkuyor. Hepsi kendisini kurtarıcı olarak gösteriyor, sadece beklememizi, sonra “her şeyin güzel olacağını” söylüyorlar. Bekledikçe insana ve emeğe dair tüm reflekslerimizi kaybedip, yeni bir hegemonyanın inşasına meze yapılmamızı istiyorlar. Oysa ne bize kefen biçen mevcut burjuva faşist blok ne de bu kefenin orasını burasını yamayarak bu çürümüş düzeni sürdürme peşinde olan diğerinde yarar yok.

Öz gücümüzü harekete geçirme, geleceği ancak böyle kazanabileceğimiz yaklaşımımızı daha güçlü kuşanma zamanıdır!

1 Mayıs birlik, mücadele ve dayanışma gününün mesajı da budur!

1 Mayıs’ın mücadeleci-dayanışmacı ve kolektif hareket anlamına gelen ruhunun sandık atmosferinde boğulmasına izin vermeyelim! O sandıkların değil, sandıklar arkasındaki toplumsal gücümüzün, örgütlü duruşumuzun geleceğimizi harcı olacağı bilinciyle 1 Mayıs’ta alanlara!

1 Mayıs alanlarının seçim mitinglerine değil, mücadelenin, öfkenin ve kurucu bir iradenin adresine dönüşmesi için 1 Mayıs’ta alanlara!

Ücretler yükselsin, tüm zamlar geri alınsın!

Herkese güvenceli barınma hakkı!

Herkese güvenceli iş ve çalışma hakkı!

Doğanın talanına son, yaşanabilir kentler!

Kadına kalkan eller kırılmalı!

Savaş politikalarına son!