Salı, 21 Temmuz 2026

Başımızın üstünde gezdirilen kılıç!



Tarikatlar ve cemaatlerin yönettiği MEB’in bu cüreti göstermesi, son alınan seçim sonuçlarının yarattığı moral üstünlükle olduğu kadar, karşılarında durabilecek sağlam örülmüş bir muhalefetin, devrimci-demokrat örgütlülüklerin olmamasıyla da ilgilidir.


Çiçek Özgen

Eğitimde haremlik-selamlık modele geçilmesine dair planlar, iktidarın pek çok kritik konuda yaptığı gibi önce kamuoyuna sunularak tartıştırılmaya başlandı. Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in kız çocukları için ayrı okulların olmasının, okula gönderilen kız çocuğu sayısını arttıracağını savunması gibi “ulvi!” bir amaçla gündem önümüze getirildi. Böylece kitlelerin bu fikre alıştırılması, kimi kesimlerin ilk şoku atlatmasının yanı sıra taraftar toplanacağı düşünüldü. Anlayacağımız bu fikrin tartışma adı altında dayatılmasına ve böylece “herkes bunu istiyor!” ya da “çoğunluğun dediği olur!” aşamasına da geçilmiş oldu.

Bakan Tekin durmadı, elibiraz daha yükseltti ve “şeriatı övebilecek kadar alim!” olmadığını söyleyerek, şeriat güzellemesi yaptı. Bu işaret fişeğinin hemen arkasından, iktidar bloğunun diğer gerici üyelerinden destek açıklamaları geldi. Herbiri, kız çocuklarının yalnız okutulmasının güzelliğine vurgu yaparak, yolu biraz daha açmaya çalıştı.

Tehlikenin boyutu görülmeli

Tarikatlar ve cemaatlerin yönettiği Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) bu cüreti göstermesi, son alınan seçim sonuçlarının yarattığı moral üstünlükle olduğu kadar karşılarında durabilecek sağlam örülmüş bir muhalefetin, devrimci-demokrat örgütlülüklerin olmamasıyla da ilgilidir.  Ele geçirilen tüm bu kurumlardan, şimdilik tek tek yükselen bu gerici hezeyanların senkronize ve daha ısrarcı bir biçime ve icraata dönmesiyse an meselesi.

Karma eğitimi hedefe koyan bu açıklamaların özünü, özelde kadın düşmanlığı, genel olarak ise laikliğe karşı düşmanlık oluşturuyor. Kadın erkek eşitliğine görece alan açabilecek her türlü fikir ve uygulamadan rahatsız olan iktidarın, gerçek anlamda laiklik olmayan mevcut laiklik kırıntılarının yerine, rejim tipindeki kapsamlı dönüşümle birlikte başka bir anlayış koyma hayallerinin iyice ve arsızca uç vermesi, alan bulması, toplumu köklerinden değiştirebilme gücüne sahip olan eğitim alanının da özel bir hedef olmasına neden oluyor. Bu nedenle, bizzat o kurumun başındaki kişi tarafından sarfedilen bu sözler, bir amaca, pervasızlığa ve cürete işaret etmesi bakımından da önemli. Aynı zamanda bu bir gözdağı.

Eğitimde gericiliğin büyüyen vitesi

Eğitim alanında gericileşmenin adımları yıllar önce atılmıştı. 4+4+4 dayatmasıyla birlikte eğitimin dini kurallara göre biçimlendirilmesi, imam hatiplerin ortaokul seviyesine doğru genişletilmesi ve neredeyse tüm devlet okullarının da imam hatiplere çevrilmesi bu konuda atılmış kritik bir adımdı. Bunu, ders kitaplarının ve müfredatın dini açıdan yeniden gözden geçirilmesi, bilimsel bilgilerin törpülenmesi, bilimsel kaynakların müfredattan çıkarılması, din derslerinin saatlerinin artırılması izledi. Okul öncesi eğitimi de kapsayacak düzenlemelerle çok küçük yaşlardaki çocuklar bile dini eğitimin hedefi haline getirildi. İlerici eğitimcilerin KHK’lar, soruşturmalarla alanlarından uzaklaştırılmaları ve boşalan alanlara gerici kadroların yerleştirilmesi vb. uygulamalarsa kapsamlı dönüşümün diğer önemli ayaklarını oluşturdu. Bu açılardan baktığımızda eğitimin gerileştirilmesinde-dinselleştirilmesinde zaten belli bir yol alınmış olduğunu biliyoruz. Sadece, adım adım örülen bu karanlığın artık meyvelerini toplamak, hasadını yapmak istiyorlar.

Kadınlar bir kez daha hedefte

Kadın düşmanlığı varlık sebepleri arasında yer alan bu zihniyetin, karma eğitimi ve laikliği hedefe koymasındaki bir diğer amaç ise, ne yaparsa yapsın tamamiyle boyun eğdiremediği, istediği kalıba sokamadığı kadınları, daha çocukken “eğiteceği”, itaati öğreteceği bir eğitim modelini devreye sokabilmek.

Karma eğitimin sağladığı psikolojik, sosyal ve bilişsel düzeydeki gelişmenin önüne konulan engelle, toplumda cinsiyet eşitsizliğinin derinleşmesi, kız çocuklarının yavaşca eğitim alanından soyutlanması planlanıyor.

Çocuk gelişimi açısından karma eğitim önemli

Çocukların cinsiyet ayrımı yapmadan birlikte eğitim alması, onların sosyal kişilikleri üzerinde olumlu etkide bulunuyor. Daha özgüvenli olmalarını sağlamanın yanında, tepkilerini kontrol etmeyi, empati kurmayı öğrenmelerini de sağlıyor. Sosyal yaşamın her alanında bir arada olacağı farklı cinslerle bir arada bulunmayı küçük yaşta öğrenmesini, bunun yanı sıra birbirlerinin farklılıklarına saygı duymayı öğrenmelerini sağlıyor. Karşılıklı olarak birbirlerinin beyinsel ve psikolojik gelişimleri üzerine olumlu etkileri bulunuyor.

İşte tüm bunlar gericiliği korkutan kişilik özelliklerine sahip bireylerin ortaya çıkmasına neden oluyor. Bu durum, yaratmak istedikleri toplum düzenini, kadınları sosyal hayattan soyutlama planlarını, itaat kültürünü tehdit ediyor. Bu nedenle gericilerin öncelikli hedeflerinden biri karma eğitim modeli olmaktadır.

Bize düşen…

Karşılarında güçlü bir karşı koyuş bulamayan ve ne yazık ki kökleri toplum içinde yayılmış olan gericiliğe karşı birlikte mücadele edebileceğimiz yolları bulmak önemlidir. Aramıza mesafe girmiş olan işçi-emekçilere yeniden ulaşabilmenin kanallarını yaratmak, gericiliğin etki alanının da daralmasına neden olacaktır.

Kamuoyu yaratmak için bu şekilde tartışılmaya açılan konularda çizgilerimizi net ve aşılamaz biçimde koymak, hiçbir ”ama”ya fırsat vermeden, tepkilerimizi süreklileştirmek ve her türlü mücadele biçimleri için hazır olmak şu anda olmazsa olmazımız olarak ortada durmaktadır.