Faşist iktidar bloku bir taraftan Rojava’daki seçimler üzerinden yürüttüğü manipülasyonla savaş kışkırtıcılığı yaparken diğer taraftan gözaltı ve tutuklama furyasına yine-yeniden kayyum darbesi ekledi. Van’da 31 Mart seçimlerinin hemen ertesinde yapılan darbe girişiminin halkın direnciyle geri püskürtülmesini sindiremediği açıktı. Kürt halkının direncini bu sefer de Hakkari’de sınamaya kalkıştı. Hem de tıpkı Van’da olduğu gibi yasal dayanağının olup olmamasını umursamadan…
Hakkari Belediye binasını geceden polis kuşatmasına alan iktidar, sabah erken saatlerde de kapılarını kırarak içeri girdi. 31 Mart seçimlerine katılma hakkı tanınan ve sandıkta halkın iradesiyle (yüzde 48 oy oranıyla) Belediye Eş Başkanı seçilen Mehmet Sıddık Akış, Van’da gözaltına alınırken, İçişleri Bakanlığı tarafından görevden alınarak yerine Vali Ali Çelik kayyım olarak atandı. Kayyumun yasadışılığını bildikleri için de kentte 10 günlük yasak ilan etttiler.
Bakanlık açıklamasında Akış’ın “geçici bir tedbir olarak İçişleri Bakanlığı’nca görevden uzaklaştırıldığı” belirtildi. Her açıdan yasadışı bir işlem yapıldığı Akış hakkında kesinleşmiş bir hükmün olmadığının, devam eden bir soruşturma nedeniyle gözaltına alındığının belirtilmesiyle Bakanlık açıklamasında da itiraf edildi. Daha doğrusu yapılan saldırıya hukuki bir kılıf geçirmeye bile çalışılmamıştı. Belli ki YSK’nın Akış’a seçime katılma yeterliliği vermesi baştan hazırlanmış bir tuzaktı! Elde tuttukları dosyalarının tamama erdirilmesini bile beklemeden konjonktürün ihtiyacına binaen pervasızca harekete geçmişlerdi.
Akış, hakkında 2014 yılındaki bir soruşturma dosyası var, yargılandığı davanın 61’inci duruşması 2 gün sonra yapılacak. Avukatları bu duruşmada karar çıkmasının ve beraat etmesinin beklendiğini belirtiyorlar. Akış hakkında açılan yeni soruşturmaysa Özgürlük Yürüyüşü kapsamında 1 Şubat’ta yaptığı konuşma! Yani somut hiçbir hüküm yok, yargıdan önce siyaset cezasını keserek kayyum için adeta araçsallaştırmış!
Kısacası Kürt halkının ruhunu, iradesini daha büyük saldırılar için yoklayacak bir basamak muamelesi yapmak üzere düğmeye bastılar.
Ani bir darbe kıvamında gerçekleşen bu saldırı, Kürt halkına yönelik savaş konseptiyle dolayısıyla krizi yönetme plânıyla doğrudan ilişkilidir.
DEM Parti MYK’sı kayyum saldırısının netleşmesinin ardından gerçekleştirdiği toplantıda halkın iradesinin gasbedilmesine karşı direnişin meşru olduğunu vurgulandı.
MYK Toplantısı sonrasından sonra basın açıklaması yapan DEM Parti Meclis Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, yargının siyasetin aparatı haline geldiğini vurguladı. Koçyiğit, “Görevden alma, irade gaspı ve hukuki bir kılıf uydurarak demokrasiye darbe yapmak bu iktidarın bu yüzyılda işlediği en korkunç suçlardan biridir” dedi.
Koçyiğit, algı operasyonlarıyla toplumun manipüle edilmeye çalışıldığına işaret ederek, “Türkiye kendini anayasadan üstün gören bir parti aklıyla yönetiliyor. İstediği zaman seçim yapan, istediğinde belediyeye kayyım atayan bir iktidar Türkiye’yi yönetiyor. Fakat hesaba katmadığı bir şey var. O da halkın demokrasiyi söke söke aldığı gerçeğidir” diye konuştu.
Bu darbe tüm demokrasi güçlerine
Kayyumun OHAL hukuku olduğu, AKP-MHP iktidarının her adımıyla “normalleşme”-“yumuşama” tekerlemesini çökerttiklerini, yeni Anayasa iddialarının kayyum saldırısı altında kaldığını belirterek, “Bu darbe tüm demokrasi güçlerine ve yüzyıllar öncesinde insanlığın büyük mücadelelerle kazandığı seçme ve seçilme özgürlüğüne yapılmıştır. Tüm demokratik kamuoyu bu konuyla ilgili tepkisini en yüksek şekilde göstermelidir. Siyasi partilerden sivil topluma, aydın ve sanatçılardan yüreği demokrasiden yana atan herkes bu kayyım hukuksuzluğuna karşı ses çıkarmalıdır. Hakkâri halkının iradesinin yanında olduğunu göstermelidir. 31 Mart seçimlerinde kaybettiklerini kayyım yoluyla geri almalarına bir kez izin verirsek; Hakkari’de başlayan saldırı ve gasp dalgasının nerede sonuçlanacağını tahmin etmek hiç de zor değil” diye vurguladı.
Kesintisiz eylem kararı
Koçyiğit, MYK toplantısında alınan bazı kararları da paylaştı. Koçyiğit, şunları belirtti: “Rejimin bir aparatı haline dönüşen bu kayyım siyasetine karşı bütün belediyelerimizin önünde de kesintisiz demokrasiyi savunmak, halk iradesini savunmak ve belediyelerimizi savunmak için nöbet eylemleri başlatacağımızı duyuruyorum. Bütün halkımızı, demokratik kitle örgütlerimizi, vicdan sahibi herkesi bu nöbetlerde yer almaya ve yanımızda olmaya davete ediyoruz.”
Diyarbakır ve Batman’da polis saldırısı, Adana DEM Parti binası abluka altında, birçok ilde eylem çağrıları
Kayyum darbesiyle esas olarak Kürt halkı başta olmak üzere demokratik kamuoyunun nabzı ölçülüyor. Ani bir darbe biçiminde gerçekleşen kayyuma karşı birçok kentte sokağa çıkma çağrıları yapıldı.
Batman ve Diyarbakır’da sokağa çıkan halka polis saldırıları gerçekleşti. Her iki ilde de kayyum darbesinin kabul edilmeyeceği, buna karşı direnileceği vurgulandı.
Adana’da DEM Parti binası sabahtan beri abluka altında, polis giriş ve çıkışlara izin vermiyor, bekleyiş devam ediyor.
Öte yandan Urfa, Mardin, Hilvan’da da yapılan açıklamalarla kayyum darbesine karşı direnileceği vurgulanarak, dayanışma çağrıları yapıldı.
Öte yandan İstanbul, Ankara ve diğer birçok ilde de akşam saatleri için eylem çağrıları yapıldı.
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!