Antalya’da Antepli Ahmet Usta denilen oto tamircisinde çalışan 22 yaşındaki Suruçlu işçi Vedat Kurt, ödenmeyen ücretlerini talep ettiği için patron ve diğer 3 ortağı tarafından 3 ay boyunca izbe bir yerde tutuldu, vahşi işkencelere maruz bırakıldı. İşkence görüntüleri ve HTS kayıtlarına rağmen ona işkence yapanlara dokunmadı mahkeme. Açılan davanın duruşmaları devam ediyor. 2 ay sonra bir duruşma daha yapılacak.
4 yıldır çalıştığı işyerinde son 2 yıldır son aylara ait ücretleri ödenmeyen Vedat’ın başına gelenler pek çok açıdan uyarıcı olduğu kadar işçi sınıfının ahvali hakkında da sarsıcı bir tablo sunuyor. Uyarıcı, çünkü örgütsüz-dağınık işçiler mafyatik saldırıların, işkencenin, IŞİD yöntemlerini aratmayan vahşetin nesnesi olabiliyor, ama polisinden mahkemesine elbirliğiyle bu vahşet seyrediliyor. Çünkü işçi sınıfının örgütsüzlüğü, dağınıklığı onları kolektif bir pervasızlığa sürüklüyor. Sarsıcı olan da bu!
İşkenceye maruz kalan işçi bir sendikaya gitmiyor, kendi başına mahkeme kapılarında sürünüyor, halen tehdit ediliyor ve son çare olarak bir gazeteciye başvuruyor.
Oysaki örgütlü bir işçi sınıfı olsa, sendikalar onlara güven verse, devrimci demokrat güçler sınıfın içinde kök salmış olsa olayın kendisi isyan çağrısıdır. Özgüvenini kaybeden işçiye onu yeniden kazandıracak olan o patronlara anladıkları dilden cevap vermek kadar örgütlenmektir.
22 yaşındaki Suruçlu işçi Vedat Kurt’un isyanı, “kimsesizliği” ve bu yardım çığlıkları şöyle:
Gazeteci Mehmet Yetim’e yaşadıklarını anlatan Avcı’nın cümleleri şöyle:
Şanlıurfa Suruç nüfusuna kayıtlıyım. Babam yıllar önce vefat etti. Annem ve bir kardeşim ile birlikte yaşıyorum. Bundan 4 yıl önce Antalya’da Antepli Ahmet Usta denilen bir oto bakım atölyesinde işçi olarak çalışıyordum, 2 yıl boyunca son aylara ait olan alamadığım maaşımı istediğim için ortak olan 4 kişi (A.T., O.T., S.T. ve A.A.) tarafından türlü türlü işkencelere maruz kaldım. 3 gün boyunca aç susuz bir şekilde elektrikle, dayakla, sopayla işkencelere maruz kaldım ve en son olarak ise kerpetenle dişlerim çekildi. Ve dahası ağzıma türlü türlü böcekler konularak zorla yedirilerek birçok işkencelere tabi tutuldum.
Tüm bunları bana yapan 4 kişi, 3 ay boyunca beni izbe bir odada rehin aldıktan sonra yaralarım biraz iyileştikten sonra onların elinden kaçarak karakola giderek bana işkence yapanlardan şikayetçi oldum. Bana yapılan bu işkence görüntüleri ise 4 kişinin HTS telefon kayıtlarından ve Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı bilirkişi raporundan çıkıyor. Bana reva görülen bu işkenceleri yapanlar, ortada o kadar delil, bilgi ve görüntü olmasına rağmen ellerini ve kollarını sallayarak toplum içinde gezmeye devam ediyorlar. Bana 3 ay boyunca bu işkenceleri reva görenlerden şikayetçi olmaya devam edeceğim.
O kadar duruşma oldu ama maalesef bu şahıslar hakkında her hangi bir işlem yapılmadı. 2 ay sonra yine duruşmamız olacak ama bu şahıslar hala beni arayarak şikâyetimden vazgeçmemi isteyerek beni sürekli taciz ve tehdit ediyorlar.
Ben bir vatandaş olarak Adalet Bakanlığına sesleniyorum: Benim gibi gariban bir vatandaşın hakkımı kim savunacak? Ben Adalete nasıl güveneceğim?
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!