Serdar Ben Yoldaş Şahsında 10 Ekim’de Ölümsüzleşenlerimizi Andık



Ankara’da Barış Mitingi’ne yönelik organize IŞİD saldırısıyla gerçekleşen 10 Ekim Katliamı’nın 9’uncu yılında İstanbul Gazi Mezarlığı’nda Serdar Ben yoldaş ve Fatma Esen anıldı


10 Ekim Ankara Gar Katliamı’nda ölümsüzleşen Serdar Ben yoldaşın Gazi’deki mezarı başında yapılan anmada katliamın halkların kardeşliği ve birleşik mücadelesine olan tahammülsüzlüğün ifadesi olduğu vurgulandı. Serdar Ben’in ardından Fatma Esen’in mezarına geçildi.

Çöktürme Planı’nın parçası olarak Kürt kentlerinin yerle bir edildiği 2015 yılında estirilen devlet terörüne karşı sendika ve meslek örgütlerinin çağrısıyla Ankara’da gerçekleşen Barış Mitingi’ne yönelik organize IŞİD saldırısıyla gerçekleşen 10 Ekim Katliamı’nın 9’uncu yılında birçok kentte ve katliamda ölümsüzleşenlerin mezarları başında anmalar düzenlendi. Bu anmalardan biri de Serdar Ben yoldaş ve Fatma Esen’in mezarının bulunduğu Gazi’de yapıldı.

Serdar Ben’in mezarının başında yapılan anmada İnşaat-İş’İn 10 Ekim’de katledilen altı kurucusunun çizimlerinin olduğu “Bitmedi daha sürüyor o kavga…” pankartı açıldı. Çiçeklerle donatılan mezarın üstüne Alınteri önlüğü bırakıldı. Serdar yoldaşın ailesi ve yoldaşlarının katılımıyla gerçekleşen anmaya İnşaat-İş üye ve yöneticilerinin yanı sıra Dev Yapı-İş, Enerji-Sen, TOMİS sendikaları ile DEM Parti, ESP, EMEP ve CHP Sultangazi ilçe başkanları, Alınteri okurları katıldı.

Serdar yoldaş şahsında komünizmin özgürlük dünyası için savaşırken ölümsüzleşenler ve 10 Ekim’de katledilenler anısına yapılan saygı duruşuyla başlayan anma boyunca Serdar’ın annesi ve ablalarının ağıtları yükseldi.

İnşaat-İş adına konuşan Yunus Özgür, 10 Ekim Katliamı’nda İnşaat-İş’in altı kurucusunu kaybettiğini belirttiği konuşmasında, katliamın esas olarak Kürt ulusuna ve toplumsal muhalefete gözdağı verme ve sokakların teslim alınmasına dönük bir girişim olduğunu vurguladı.

Serdar Ben’in tek başına İnşaat-İş kurucusu olmadığını, onun esas olarak ihtilalci bir komünist olduğunu ve bu kimliğini öne çıkarmak istediklerini belirten Özgür şöyle devam etti:

“Kürt ulusuna yapılan katliamlara karşı barış mitinginde yer aldı, orada katledildi. Serdar küçük yaşlarda işçileşen, erken yaşlarda örgütlü mücadeleyi seçerek işçi sınıfı devrimcisi olarak yaşamının sonuna kadar mücadele etti. Tek başına inşaat işçilerinin sendikasının kurucusu değil, Çağlayan’da konfeksiyon-tekstil işçilerinin örgütlenmesinde yer aldı. Fırın işçilerinin örgütlenmesinde yer aldı. Tersanelerde hem işçilik yaptı hem de orada da işçi örgütlenmesi yaptı. Serdar daha çok İnşaat-İş üzerinden ele alınıyor ama Serdar aslında birçok işkolunda mücadele etti. Son olarak İnşaat-İş’i kurdular. Bize İnşaat-İşçileri Sendikası’nı miras bıraktılar. Biz şantiyelerde de örgütlenme çalışmalarımız ve eylemlerimizde de onların bıraktığı mirası sürdürmeye çalışıyoruz.”

Dev Yapı-İş Genel Başkanı Özgür Karabulut 10 Ekim’in 2015 seçimlerinde yenilen iktidarın yeniden savaş konseptine geçtiğinin ifadesi, ülkeyi kana boğanların bir eseri olduğunu belirterek, “Ülke savaş çemberine alınmışken işçiler, emekçiler, ezilen halklar, toplumun tüm dinamikleri bu savaş gerçekliğine karşı 10 Ekim’de Ankara’da barışı haykırmak için gitti. Memleketin dört bir tarafından gittik. O gün aynı güzergahla Ankara’ya gittik, molalarda birlikte halaylar çektik. Ama dönerken eksik geldik, gittiğimiz arkadaşlarımızı orada bırakarak geldik. Belki de hayatta kaldığımızdan utandığımız, travmalarını halen yaşadığımız bir katliamdı” diye belirtti.

2015’ten bu yana da memleketin savaş çemberinde olduğunu kaydeden Karabulut, o tarihten sonra da çok sayıda insanın öldüğünü, bu savaşın faturasının bir yanıyla ölüm bir yanıyla da uzun soluklu bir ölüm olduğunu vurguladı. Karabulut, iş cinayetlerinden, dayatılan sefalet ve yoksullukla savaş politikaları arasındaki ilişkiden bahsederek, tüm bunlara rağmen bir avuç yurttaşın, bir avuç devrimcinin durmadan mücadele ettiğini vurguladı. Bu mücadelenin sonuna kadar devam edeceğini belirten Karabulut konuşmasını “Katillerden hesap sormak için örgütleniyor, mücadele ediyoruz” diye sonlandırdı.

Daha sonra konuşan Enerji-Sen Genel Başkanı Süleyman Keskin, “O gün orada emek için, barış için, kardeşçe yaşayacağımız bir dünya için bir araya gelen on binlerce insandık. Ama bu ülkede ne zamanki yan yana gelsek hep kandan beslenenler o gün de barış talebimizi kanla bastırmaya çalıştılar” diye başladığı konuşmasında, emeğin özgürleşmesi, işçilerin çalışırken ölmemesi, insanca yaşanacak bir ücret için yola çıkıldığını kaydetti.

Keskin, “Şimdi Serdar belki aramızda yok, yüzden fazla arkadaşımız aramızda yok. Ama emin olun ki onların bize bıraktıkları miras halen omuzlarımızda onlarla beraber yükseliyor. Nerede bir şantiyeye baksanız, nerede bir hak gaspına karşı mücadele görseniz orada Serdar’ın yoldaşlarını göreceksiniz. Sömürüye, zulme karşı mücadele yürütürken göreceksiniz. Nerede bir işten atılmakla karşı karşıya kalınsa, nerede direniş olsa emin olun ki orada Serdar’ın yoldaşları var. Bu mücadele emeğin iktidarı kurulana, üretenlerin yönettiği bir ülke kurulana kadar onlarla beraber yükselecek” diye vurguladı.

Alınteri adına konuşan Mürüvet Küçük, 10 Ekim’in Kürt halkına yönelik çöktürme planlarının zirve noktalarının birinde gerçekleştiğini, tahammülsüzlük duyulanın Türk ve Kürt işçi ve emekçilerinin ezilen bir ulusa yönelik baskı ve zorbalığa, zulme karşı aynı meydanda buluşmalarına dönük olduğunu belirtti. Küçük devamında, “Türkiye tarihinde belki de ilk defa Türk ve Kürt emekçileri bu denli kitlesel ölçekte büyük bir buluşmayla ‘Kürt ulusuna özgürlük’, savaşa son verilsin demek için bir araya gelmişlerdi. Bu birleşik mücadeleye, bu birleşik mücadelenin pekişmesini engellemeye dönük bir saldırıydı. Sokaklara çıkmayı korkuya dönüştürmek, toplumsal psikolojiyi darbelemek istediler. Ama öyle olmadığını gördük. Serdar’lar, 10 Ekim’de katledilen yoldaşlarımız, dostlarımız aslında bir yolu açtılar. Bu yol henüz çok derinleşip büyümedi belki ama bu yolda sağlam adımlarla ilerlemenin bunu bir bilince dönüştürmenin önemli bir basamağını oluşturdular” diye kaydetti.

Küçük, Serdar yoldaşın bir işçi sınıfı devrimcisi olduğunu, komünist bir bilinçle o alana gittiğini, hayatını o bilince göre yaşamaya çalıştığını, bu bilincin ezilen ulus, mezhep, cins konusundaki tüm baskı ve zulüm politikalarına karşı durmayı ifade ettiğini kaydederek, Serdar yoldaşın da onu uygun biçimde yaşayıp ölümsüzleştiğini ifade etti.

Anmaya katılan DEM Parti MYK üyesi Ünal Yusufoğlu da kavgada ölümsüzleşenlerin mücadeleyi sürdürenler için asıl bir anlam taşıdıklarını belirttiği konuşmasında “Şehitlerimizin açtığı yolda özgürlük, demokrasi ve halkların ortak mücadelesini büyüterek onların ideallerini gerçekleştireceğiz” dedi.

EMEP Sultangazi İlçe Başkanı da yaptığı konuşmada “Barış sadece savaşlar olmasın demek değil daha büyük bir kavram. Bu ülkede kadınların öldürülmemesi, işçilerin hak mücadelesi ve kendi iktidarlarını kurma fikrini özgürce örgütlediği bir kavramdır barış…” diye kaydetti.

Anmada söz alan CHP Sultangazi İlçe Başkanı da yaptığı konuşmasında “Farklı siyasi partiler ve sendikalar bir aradayız. Güçlerimizi birleştirerek demokratik ve aydınlık düzeye çıkması için mücadelemize devam etmeliyiz” dedi.

Daha sonra Fatma Esen’in mezarı başına geçildi. Esen şahsında 10 Ekim’de ölümsüzleşenler bir kez daha selamlandı.