Nuray Sarıyelek
Fleur du désert adlı film, gerçek bir hikayeden (Waris Dirie’nin hayat hikayesi) esinlenerek gerçekleştirilmiş.
Somali’nin kimi bölgelerinde küçük kız çocuklarının hala sünnet edildiğinden, cinsel organlarının kesilip evleneceği güne kadar dikili kaldığından, küçük yaştaki kız çocuklarının kendilerinden çok yaşlı erkeklerle evlendirildiklerinden yola çıkarak dünyanın farklı coğrafyalarında kadın olmanın zorluklarına dikkat çekiliyor.
Film, yoksul Somali görüntülerinden göçmenlerin zorlu yaşamlarına dikkat çeken görüntülere geçiş yaparak başlıyor. Ara ara geriye dönüşler yapılarak, ana nasıl gelindiği anlatıyor.
Hikaye, genç ve çok güzel olan Çöl Çiçeği’nin kendisinden çok büyük olan bir adamla evlendirilmesinin ardından kaçışıyla başlıyor. Çöl Çiçeği, genç yaşta zorlu bir yolculuktan sonra kaçmayı başarıp Somali’nin başkentine ulaşıyor. Burada pasaportunu aldıktan sonra yine Afrikalı zengin bir ailenin yanında temizlikçi olarak çalışmaya başlıyor. Filmin bu kesitinde zengin ve yoksulun aynı gemide olmadıklarına işaret ediliyor.
Temizlikçi olarak çalıştığı yerden de kaçarak kendini bir biçimde Londra’da bulan Çöl Çiçeği, bu koca şehirde kendine yer açmaya çalışıyor. Bu süre boyunca yollarının kesiştiği başka bir kadına (Marylin) güven duyarak ona tutunmakta ısrar ediyor. Koca bir şehirde bir tek onda ısrar ediyor. Marylin onu her seferinde reddetse de Çöl Çiçeği Marylin’in arkasından gitmeye, ona takılmaya devam ediyor. Bu ısrarlı karşılaşmalar Marilyn’in yüreğinde de yavaş yavaş yer buluyor. Bir gecelik oda paylaşımı önyargıların parçalanmasına, bir dostluğun gelişmesine vesile oluyor.
Onun yardımıyla bir temizlik işi bulup çalışmaya başlıyor. Aynı odayı paylaşmaları iki kadının özel yaşamlarının birbirine karışmasına neden oluyor. Gelişmiş kapitalist bir ülkede kadın olmakla, Afrika’nın yoksul bir ülkesinden gelen bir kadın olmanın ne kadar farklı deneyimler olduğunun altı çiziliyor. Her ikisini de, hatta izleyiciyi de zorlayan kimi duygusal sahneler yaşanıyor. Bu paylaşımlar iki kadın arasında güçlü bir dostluğun oluşumuna, birbirleri açısından güç olmalarına aynı zamanda birlikte keyifli anların yaşanmasına da vesile oluyor.
Arkadaşının yardımıyla bir fast-food firmasında temizlik yapan Çöl çiçeği, buraya takılan çok tanınmış bir fotoğrafçının dikkatini çekiyor, fotoğrafçı, “güzel ve değişik bir yüzünüz var çok ünlü biri olabilirsiniz” deyip kartını veriyor.
Çöl Çiçeği, Marylin’e kartı gösterdiğinde “o çok ünlü bir fotoğrafçı, çok ünlü bir model olabilirsin” demesi üzerine bu fotoğrafçının bürosuna gitmeye karar veriyor. “Ben sadece daha iyi bir yaşam istiyorum” deyip bu dünyaya atılıveriyor.
Yeni bir yaşamın eşiğinde bürokratik engellerle karşılaşan genç kadın, Marylin’in tanıdığı olan ve kendisine bir süredir ilgiyle bakan genç bir adamın, “sana yardım etmek istiyorum, benim halkım yıllarca size eziyet etti bunun karşılığı olarak size gereken yardımı yapmama izin verin” demesi üzerine bu öneriyi kabul ediyor. Bu kişi de Çöl Çiçeği’nin kağıt sorunlarının çözümünü sağlıyor. Fim, bu çok iyiniyetli erkeğin yardımının bile bir kadının yaşamında nasıl bir eziyete dönüştüğünün altını çiziyor. Kağıt üzerindeki evlilikten “kadına sahipliğe”nasıl sıçrandığını çarpıcı bir şekilde gösteriyor.
Diğer taraftan Çöl Çiçeği artık moda dünyasında adını en başa yazdırmıştır. Güzelliği onu çok ünlü bir manken olmaya götürür. Afrika’nın kadına dayatılan kurallarından, kendisini yok saymasından kaçıp kapitalist düzenin şatafatlı ‘modern’ dünyasında bulmuştur kendini.
Oysa o da diğer tüm göçmenler gibi “daha iyi bir yaşam” hayali için buralardadır. Diğerlerinden tek farkı çok güzel olmasıdır.
Bu güzellik onu bulunduğu yerden çok başka bir noktaya taşımıştır. Her yerde onun fotoğrafları vardır. Büyük tekellerin firmalarında temizlik yaparken şimdi onların ürünlerinin satışına hizmet eden reklamlarda kullanılmakta, her yerde onun güzel vücudu üzerinden büyük tekellerin ürünleri pazarlanmaktadır.
Fakat Çöl Çiçeği bu kurtlar sofrasında yapayalnızdır. Yine kendisi değildir. Bu değildir onun istediği… O yalnızca kendisi olmak, saygı duyulmak, aşık olmak, kendi istediği insanla yaşamak, annesi, kardeşleri ve onu çevreleyen tüm sevdikleriyle birlikte olmak ister.
Güçlü bir karakteri olan ve ne istediğini, neyi istemediğini iyi bilen Çöl Çiçeği bu yaşamı da reddeder sonunda. O herkes için, dünyanın bütün kadınları için sünnetin her yerde yasaklanmasını, bir daha asla hiçbir yerde gerçekleşmemesini istemektedir. Diğer taraftan, kadın üzerindeki “sahiplik” ve her iki sistemde de kadının bir nesne olarak görülmesi, kullanılması değildir onun istediği; o yalnızca kadın olarak var olmak ve bunun herkes tarafından kabul edilmesini istemiştir!..
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!