Kurtuluş Sandıkta Değil Sokakta!



Bugün gençlik, yalnızca diplomaları için değil, özgürlük ve demokrasinin kendisi için mücadele ediyor. Çünkü biliyorlar ki; kurtuluş sadakatin değil sokakların sesinde saklı


Üniversite öğrencileri gençliğin dinamizmini sokaklara yansıtarak Türkiye’nin gündemine bir kez daha “özgürlük” seslerini taşıdı. Diploması iptal edilen İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ve İşletme Bölüm Başkanı Prof. Dr. Naciye Aylin Ataay Saybaşılı için Galatasaray Üniversitesi’nde düzenlenen eylem, polisin biber gazlı saldırısına rağmen Kabataş’a oradan da Saraçhane’deki büyük buluşmaya evrildi. Öğrencilerin attığı “Kurtuluş sandıkta değil sokakta!” sloganı, yalnızca bir protesto çağrısı değil aynı zamanda özgürlük ve demokrasinin sandıkla sınırlandırılamayacağına dair net bir uyarıydı.

Akademinin Talan Edilişi

İstanbul Üniversitesi Yönetim Kurulu’nun, 28 yıl sonra Ekrem İmamoğlu’nun diplomasını “yatay geçiş usulsüzlüğü” gerekçesiyle iptal etmesi, siyasi hesapların akademiyi nasıl esir aldığının çarpıcı bir örneği. Ancak trajik olan, aynı kararın uluslararası arenada saygın bir akademisyen olan Prof. Dr. Aylin Ataay’ı bir günde “lise mezunu” statüsüne düşürmesiydi. Sorbonne’da doktorasını tamamlayan, yıllarca öğrenci yetiştiren bir ismin yaşadığı bu hukuksuzluk, üniversitelerin “bilim üreten kurumlar” olmaktan çıkıp iktidarın sopasına dönüştüğünü gösterdi. Galatasaraylı öğrencilerin dersleri boykot edip ardından Ataay’ı alkışlarla karşılaması ise direnişin sembolik bir cevabı oldu.

Protestolar yalnızca İstanbul’la sınırlı kalmadı. Bilkent’ten “Kayyumlar gidecek biz kalacağız!”, Ege’den “Diktatör Erdoğan!”, Ankara sokaklarından Hacettepe ve ODTÜ öğrencilerinin “Kurtuluş sokakta!” haykırışları yükseldi. Dokuz Eylül’de “Haykır, diktatöre geçit yok!” sloganları atıldı, Mimar Sinan’da “Susma sustukça sıra sana gelecek” uyarısı yankılandı. Mersin’de, Eskişehir’de ve daha birçok kentte tüm bu eylemler gençliğin gelecek kaygısına, akademik baskılara, siyasi operasyonlara ve ekonomik çöküşe karşı tek yürek olduğunu ortaya koydu.

Hukuku Sopalaştıran İktidar

Öğrencilerin açıklamalarındaki şu cümleler durumu özetliyor: “Hukuk, iktidar elinde bir sopa gibi sallanıyor. Üniversiteler, karar süreçlerinden dışlanan öğrencilerle antidemokratik kurumlara dönüştürülüyor.” İstanbul Üniversitesi’nin İmamoğlu’na yönelik attığı adım “akademik” değil “siyasi” bir hamle. Benzer şekilde, 100’ü aşkın kişinin gözaltına alınması gazetecilerin ve muhaliflerin susturulma çabası iktidarın yeni ve kapsamlı saldırı dalgasının bir parçası. Führerci rejim İstanbul’a çöküyor! 

Polis saldırısı, biber gazı, yasaklar… Tüm bunlar gençliği yıldırmak bir yana dayanışma ağlarını güçlendiriyor. Galatasaraylı öğrencilerin Saraçhane’ye yürümek için direnişi, İstanbul Üniversitesi’nde her gün yenilenen buluşmalar, ülke çapında yükselen sesler gösteriyor ki: Sandıkla sınırlanamayan öfke sokaklarda filizleniyor.

Bugün gençlik, yalnızca diplomaları için değil, özgürlük ve demokrasinin kendisi için mücadele ediyor. Çünkü biliyorlar ki; kurtuluş sadakatin değil sokakların sesinde saklı.

İktidar, her geçen gün daha fazla baskı uygulasa da gençlik bu baskılara boyun eğmiyor. Sokaklar, yalnızca üniversitelerin sınırlarını değil, tüm halkın özgürlüğüne dair talepleri de temsil eden bir alan haline geliyor. CHP’nin çizdiği sınırların ötesine geçen bu hareket, Gezi ruhunun yeniden yeşermesinin simgesi olacak gibi görünüyor. Gençlik, halkın iradesini yalnızca sandıklarda değil, sokaklarda da aradığını haykırarak, demokratik ve özgür bir geleceği şekillendirmek için mücadele ediyor.

Kurtuluş sokakta!