İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB), Türkiye tarihinin en kapsamlı operasyonlarından biriyle sarsıldı. İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ve 91 kişi hakkında yürütülen soruşturmalar kapsamında çarşamba günü başlayan gözaltı dalgası tutuklama kararlarıyla sonuçlandı. İstanbul Adliyesi’nde yoğun polis ablukası altında gerçekleşen ifade ve yargılama süreçlerinin ardından İmamoğlu, “yolsuzluk” iddialarından tutuklanırken “kent uzlaşısı” dosyasından serbestlik kararı verildi.
Tutuklanan İsimler
Tutuklama listesi, İBB’nin üst düzey yöneticilerinden medya ve reklam sektörüne uzanan geniş bir yelpazeyi kapsıyor. İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun yanı sıra, danışmanı ve Medya A.Ş. Genel Müdürü Murat Ongun, İPA Yönetim Kurulu Başkanı Buğra Gökçe, Kültür A.Ş Genel Müdürü Murat Abbas, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in “kilit isim” olarak tanımladığı Serdar Haydanlı, CNBC-e sahibi Ali İlbak gibi isimler tutuklananlar arasında. Listede ayrıca reklam şirketi yöneticileri, belediye şirketlerinin eski yöneticileri ve inşaat sektöründen isimler de yer alıyor. Ayrıca Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan da “silahlı terör örgütüne yardım” suçlamasıyla tutuklandı..
Serbest Bırakılanlar ve Savcılığın Gerekçesi
İBB Genel Sekreter Yardımcısı Cemal Ufuk Karakaya, Kentsel Tasarım Şube Müdürü Bayram Taşkın ve Medya A.Ş. Yönetim Kurulu Başkan Vekili Vahit Doğan gibi isimler adli kontrol şartıyla serbest kalırken, savcılık İmamoğlu hakkında TCK 220/1 (suç örgütü kurma), TCK 252 (rüşvet) ve TCK 135 (ihaleye fesat karıştırma) maddelerini delil gösterdi.
Operasyonun Siyasi Boyutu
Bu tutuklama dalgası faşist rejimin mutlak denetim ve kontrol histerisiyle ekonomik ve siyasal alanın bütününün merkezileştirilerek tek elde toplanmasını içeren açık siyasi bir darbedir. İmamoğlu’nun hem yolsuzluk hem de kent yönetimine dair projelerle ilişkilendirilen iki ayrı soruşturmadan yargılanması, iktidar cenahı dışında herkesin teslim ettiği gibi hukuki değil, siyasi bir operasyondur. Özellikle İBB’nin iletişim birimleri ve medya şirketlerine yönelik tutuklamalar da tek sesli medya hamlesinin bir parçasıdır.
Soruşturma Nasıl İlerledi?
Gözaltılar, Çarşamba günü sabahı İBB çalışanlarına yönelik eş zamanlı operasyonlarla başladı. İmamoğlu ve 90 kişi, Vatan Emniyet’ten 14 minibüslük bir konvoyla Çağlayan Adliyesi’ne getirildi. Savcılıkta 34 savcı tarafından alınan ifadelerin ardından, gece saatlerinde mahkeme kararları açıklandı. İmamoğlu’nun avukatları karara itiraz edeceklerini duyururken, CHP liderliği de tutuklamaları “hukuk değil, siyasi baskı” söylemiyle kınadı.
İstanbul gibi kritik bir belediyenin yönetim kadrosunun tutuklama dalgasıyla çökertilmesi, iktidarın İBB’ye çökme planının bir parçası olarak işledi. İmamoğlu’nun tutukluluk süreci düzen içi muhalefet cephesinde “seçilmişlere yönelik baskı” retoriğini güçlendirirken iktidar “yolsuzlukla mücadele” argümanıyla bu adımı meşrulaştırmaya çalışacak.
CHP’nin Pasif Tutumu
Bu gelişmeler İBB’ye yönelik açık bir siyasi darbedir. CHP bu süreci yönetirken, özellikle gençliğin öfkesini dizginlemeye odaklandı; “Kurtuluş sokakta, sandıkta değil!” şiarıyla büyüyen yüz binlerin mücadele dinamizmini frenlemekle meşguldü.
Göz göre göre gelen bu dalgaya rağmen dün akşam Saraçhane’de yalnız bırakılan kalabalık polisin saldırısına terk edildi.
Bu durum CHP tabanında büyük bir hayal kırıklığı yaratırken düzen içi muhalefetin pasif ve etkisiz bir duruş sergilemesinden cesaret alan faşist rejimin saldırganlığı devam edecek. Bir kez daha görülmüştür ki sokağı güçlendirmekten ve sonuç alacak çıkışın örgütlenmesinden başka yol yok.
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!