Perşembe, 13 Ağustos 2026

Çiğli Belediyesi İşçileri: Sadece Kendi Adımıza Konuşmuyoruz



Çiğli Belediyesi işçileri CHP Genel Merkezi önündeki direnişlerinin 3. gününde açıklama yaptı


1 Mayıs’ta Ankara’ya yürüyüş başlatan Çiğli Belediyesi işçileri CHP Genel Merkezi önündeki direnişlerinin 3. gününde açıklama yaptı. Kadın işçiler açıklamalarında “bu mücadele sadece on altı kadının değil sesi bastırılmaya çalışılan herkesin mücadelesidir” dedikten sonra “Kararlıyız, vazgeçmeyeceğiz” dediler

“Bugün CHP Genel Merkezi önündeki direnişimizin 3. günü.

Tam 11 aydır, 16 kadın olarak taleplerimizle var olmaya, emeğimizi ve kimliğimizi görünür kılmaya çalışıyoruz. Ancak gördüğümüz şey hep aynı: Sessizlik. Yok sayılma. Görmezden gelinme.

Oysa biz, sadece kendi adımıza değil, bu ülkede her gün şiddete, ayrımcılığa, yok sayılmaya maruz kalan milyonlarca kadın adına konuşuyoruz. Bu direniş, sadece bir pozisyon, bir görev ya da bir temsil meselesi değil. Bu direniş, kadınların siyasette eşit ve onurlu temsili, emeklerinin değer görmesi ve mücadelelerinin istismar edilmemesi içindir.

CHP, yıllardır kadınların sesi olduğunu iddaa ediyor bizler de her seçim döneminde sokaklarda bunu anlattık. İstanbul Sözleşmesi’nden hukuksuzca çıkıldığında en güçlü tepkiyi veren partilerden biri oldu Ancak biz burada, tam da bu sözleşmenin özüne aykırı bir biçimde yok sayılıyoruz. İstanbul Sözleşmesi sadece kadına yönelik şiddeti önleme belgesi değildir; aynı zamanda kadınların karar alma mekanizmalarında yer almasını, toplumsal cinsiyet eşitliğini ve ayrımcılıkla mücadeleyi esas alır.

Bugün burada yaşadığımız şey, kadın emeğinin sistemli olarak görünmez kılınmasıdır. Kadınların mücadeleyle geldikleri noktadan keyfi biçimlerde uzaklaştırılmasıdır. Ve maalesef CHP, bu tutumuyla kendi savunduğu değerlerle çelişmektedir.

Biz bu çelişkiyi yüksek sesle dile getiriyoruz. Çünkü bizim sessiz kalacak bir lüksümüz yok. Çünkü biliyoruz ki bu mücadele, sadece bugüne değil, gelecekte siyaset alanında var olmak isteyen tüm kadınlara miras olacak.

Ve bir diğer sessizlik de bizi çok düşündürüyor: Muhalif basın.

Bugün iktidarın baskılarına karşı kalem tutan, halkın sesi olma iddiasındaki birçok medya kuruluşu bu direnişi görmüyor. Biz buradayız, günlerdir sokaktayız, ama ekranlarda ve manşetlerde yokuz. Kadınların bir partiden talepte bulunması ‘riskli’ mi görülüyor, ‘rahatsız edici’ mi sayılıyor bilmiyoruz.

Ama bildiğimiz bir şey var: Basının görmediği her kadın mücadelesi, karanlıkta bırakılmış bir hakikat olur. Biz bu hakikati karanlıkta bırakmayacağız. Gerekirse haftalarca, aylarca burada olacağız. Çünkü bu mücadele sadece on altı kadının değil sesi bastırılmaya çalışılan herkesin mücadelesidir.

Ve son olarak şunu söylüyoruz: Kadınlar ne zaman bir araya gelse, bir şeyler değişir. Yine değişecek. CHP’nin de basının da kamuoyunun da bu sesi duyması için buradayız. Kararlıyız, vazgeçmeyeceğiz.”